Sosyal Medya

Makale

Kökleri derinde, alın teri gökte

(Uzaklardan Genç Kardeşlerime Açık Mektup)

Sevgili gençler! Aramızdaki binlerce kilometrelik mesafeye raÄŸmen, bu satırları yazarken yanı başınızda, sizinle aynı gökyüzünün altına sığınmış gibi hissediyorum. Kalbimin ritmi sizinle atıyor; kaygılarım kaygılarınızla, umutlarım ise gözlerinizdeki o taze ışıltıyla besleniyor. Gelin, aramızdaki bütün mesafeleri kaldıralım; kelimelerin en duru, kalbin en yalın haliyle iki dert ortağı gibi diz dize verip dertleÅŸelim.

Sevgili gençler! Memleketten uzakta, modern dünyanın parıltılı ve bir o kadar da kalabalık sokaklarında her gün genç insanları gözlemliyorum. İtiraf etmeliyim ki, dışarıdan son derece cazip ve eksiksiz görünen bu düzenin tam ortasında, insanlık adına içimde derin bir hüzün birikiyor. Burada genç ruhların nasıl büyük bir köksüzlük girdabına yakalandığını, aile ve aidiyet baÄŸlarının nasıl sessizce çözüldüğünü bizzat görüyorum. Her ÅŸeyin baÅŸ döndürücü bir hızla tüketildiÄŸi, maddenin bol ama mananın kıt olduÄŸu bu iklimde; sırtını yaslayacak 1500 yıllık bir medeniyet çınarı bulamayan körpe zihinler, ne yazık ki derin bir yalnızlığın ve yön kaybının içinde savruluyor. Bu manzaraya birilerini yermek ya da suçlamak için deÄŸil; bilakis insan olarak gerçekten yüreÄŸim sızlayarak, üzülerek tanıklık ediyorum. Tam da bu noktada, gözlerimi ufka, oradaki sizlere çeviriyorum.

Genç kardeÅŸlerim! Sizler, tesadüfen o topraklarda yaÅŸayan birer isimden ibaret deÄŸilsiniz. Arkanızda, çaÄŸları kapatıp çaÄŸları açan, insanı yaÅŸatmayı en kutsal vazife bilen köklü bir medeniyetin canlı hafızası var. Kökleriniz o kadar derinde ki, dünya ne kadar büyük bir ruhsal buhrandan ve anlamsızlıktan geçerse geçsin, sizi dimdik ayakta tutacak ÅŸifreler o geçmiÅŸte saklı. Bizim mirasımız insanı yalnızlığa deÄŸil kardeÅŸliÄŸe; bencilce tüketmeye deÄŸil, adalet ve merhametle üretmeye çağırır. Ancak bu asil kökler, omuzlarımıza aynı büyüklükte bir sorumluluk yüklüyor.

Sevgili gençler! Bugün etrafınıza bir bakınız. Ülkemiz, küresel rüzgarların, insanı köklerinden koparmaya çalışan o yapay dalgaların ve sınırları aÅŸan çetin tehditlerin hedefinde. EÄŸer biz uyanık ve diri olmazsak; modern dünyanın yaÅŸadığı o boÅŸluk, o çözülüş ve amaçsızlık yarın bizim kapımızı da çalar. Bu tehlikeleri bertaraf etmek, oturduÄŸumuz yerden yakınmakla ya da kuru bir hamasetle mümkün deÄŸil. Åžimdi o asil hafızayı hatırlama, sarsılma ve her alanda ayaÄŸa kalkma vaktidir!

Genç kardeÅŸlerim! Laboratuvarda sabahlayan bilim insanı, tarlada ter döken ziraatçı, tezgah başında usta ya da bilgisayar başında kod yazan mühendis de olsak iÅŸimizi en derin, en ahlaklı ve en mükemmel ÅŸekilde yapmak zorundayız. Bizim sıradan olma, "bana ne" deme lüksümüz yok. Alın terini göklere ulaÅŸtırmak, emeÄŸimizi bir ibadet gibi aziz bilmek zorundayız. Çünkü gayretimiz, sadece kendi hayatımızı deÄŸil, bu kadim coÄŸrafyanın ve yarınlarımızın istikametini belirleyecek.

Sevgili gençler! Unutmayalım ki, sadece bu toprakların sınırlarında deÄŸil, yeryüzünün bambaÅŸka ve uzak coÄŸrafyalarında, mahzun ve mazlum iklimlerde yaÅŸayan rengi, dili farklı ama kalbi bizimle vuran nice kardeÅŸlerimiz var. Gözleri yaÅŸlı, sineleri umutla dolu o aziz insanlar, muvaffakiyetimiz ve bu asil yürüyüşün sekteye uÄŸramaması için, avuçlarını göğe açarak dua ediyorlar. Dünyanın bir ucunda haksızlığa uÄŸrayan her mazlumun gözündeki yaÅŸ, ayaÄŸa kalkmamızı bekliyor. Hangi iÅŸi yapıyorsak yapalım, hangi alanda ter döküyorsak dökelim, o aziz kardeÅŸlerimizin samimi dualarına, o tertemiz beklentilerine layık olacak ÅŸekilde çalışmak; o sessiz çığlıklara bir nefes, bir ses olmak zorundayız.

Bizlere yakışan ÅŸey, konforlu bir rehavet deÄŸil, kutsal bir yorgunluktur! Bir kez daha tekrar etmek istiyorum: Bizlere yakışan ÅŸey, konforlu bir rehavet deÄŸil, kutsal bir yorgunluktur! Ama bilmeliyiz ki, bu topraklara, bu köklü tarihe borcumuzu ödemek için dökülen her damla alın teri, ruhumuza dünyanın en büyük huzurunu verecektir.

Aramızdaki mesafeler ne olursa olsun biriz, beraberiz ve aynı hizada yan yanayız. İçimizdeki o uyuyan cevherin farkına varalım. Köklerimiz ne kadar derindeyse, alın terimiz de o kadar göklerde olsun. Vakit, dünden aldığımız hızla yarını inşa etme vaktidir...

Sevgili gençler! Bu yazının her bir satırı, zihnimden yüreÄŸime süzülerek yazıldı. EÄŸer okurken aynı samimi sarsıntıyı siz de yüreÄŸinizde hissettiyseniz; bu hasbihali baÅŸka genç zihinlere ve temiz kalplere ulaÅŸtırmak için paylaÅŸalım. Unutmayalım ki, zerre miktarı bile olsa hiçbir iyilik kaybolmaz; dalga dalga yayılır, bereketlenir.

Yolunuz açık, zihniniz berrak, yüreğinize her daim coşkulu olsun.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.