Sosyal Medya

Makale

Her Şeyin Başı ve Sonu Ahlak

Ahlak, insani yaratılışın temelini izah ettiÄŸi gibi daha temel bir bakış üzerinden Allah’ın insanı yarattığı temel hedef ve insana yüklenilen amacı yerine getirecek temel bir yaÅŸam tarzı ve biçimini iÅŸaret eder. O yüzden insan ve ahlak iliÅŸkisinde ahlak, insanı yücelten ve hem dünya hayatını ve hem ahiret hayatını ‘Teklif’e tam bir uyum içinde yaÅŸama iradesidir.

Ahlak, iman ve anlam gibi aşkın bir karakteri taşır. Bu yüzden kuşatıcı bir yaklaşımı içermektedir. İnsanın karakter sahibi bir şahsiyet oluşunun teminatı da ahlaki yapısıdır. Teklife muhatap olan insan, teklifin gereğini tam ve sahih bir şekilde yerine getirmek için sahici bir yöntemi işaret eden ahlaki yapıyı(takva) gözeterek varlık sahasındaki anlamını deşifre edebilmesindedir.

Ahlak, en temelde ilahi emir ve nehiyleri dünyevi kaygıları bir tarafa bırakarak salt ilahi rızaya yönelik bir duruş içinde yerine getirme çabasını içermektedir. Ahlaki zeminde estetik kaygı ve buna dair ilişkilerdeki merhamet ve şefkati de dikkatten kaçırmamak elzemdir. Beşeri özellikleri dünyevi kaygıları ile birlikte toprağa gömerek ilahi mesuliyeti taşıyarak ahlakı emin olma vasfı üzerinden inşa eden fertler, bir topluluk olarak varlık kazandıklarında yeryüzünün imarı ve düzeni için gereken değişimin başlangıç noktasını inşa ederler.

İnsanın iki boyutlu özelliÄŸi; dünyevi ve uhrevi… Bu boyutlar arasındaki dengenin kurulmasının ÅŸartlarının temelini iÅŸaret eden de ahlaki zemindir. Takva, ahlaki zeminin temelini kurar. Adalet ve sabır bu temeli güçlendirerek iliÅŸkiler ağına yönelik geliÅŸim dinamiklerini harekete geçirir. Merhamet ve ÅŸefkat ile de takva taçlanır ve insanlar arasında emin(güvenilir) olan bir ÅŸahsiyet olarak tebarüz eder. İlahi rıza eksenli bir yaÅŸam tarzı ve marifetin yegâne tarz olarak öne çıkarılması ‘basiret’ üzere hareket edebilmenin imkânlarını çoÄŸaltır.

Ahlak nedir?

İstikamet üzere hayatını sürdüren mümin kişinin istikametini sağlama almak ve niyet ile sadakat üzere samimiyet testinden geçen kişinin tarzı, tavrı ve duruşudur. Dünyevi kaygıları bir tarafa bırakarak anlam üzerinden yeni bir dünyanın kurulmasının ve her insanın kendi iradesi üzerinden hayatını inşa edeceği bir vasatın kurulmasının mihenk olduğu bir zemini koruma çabasının sürekliliğini taşıyan bir erdemler hiyerarşisidir.

Ahlak, insanın yeryüzü serüveninde ‘ilahi emr’in gereÄŸini yerine getirmek ve bunu temsil liyakati ile taşıma istidadı, iradesi ve eylemliliÄŸidir. Bu noktada sahih ve sahici olana baÄŸlılığı her baÄŸlılığın üzerinde bir özellik taşır. İki temel noktayı burada dikkate sunmakta yarar var: Ahlak; kolaylaÅŸtıran zorlaÅŸtırmayan, sevdiren ve nefret ettirmeyen bir bakışın, yaklaşımın ve temellendirmenin hayatın nirengi noktası olarak varlık kazanmasıdır. (Bu noktada farklı ahlak tanımları, ahlaki yapının çoÄŸul karakterinin dışsallaÅŸmasının zorunlu zemini olduÄŸunu belirtmeliyiz…)

İnsanlar arasında var olan ilişkinin mahiyetini temellendiren ve ahlaki zemini güçlendiren, ahlaki yapının diğer insanlara sirayet ederek ahlaklı bir topluluk ve sosyal zeminin inşası içinde ahlaki tavır, davranış ve duruşun varlık kazanarak emin vasfı üzerinden temsil liyakati kesbetmesini sağlamak esasa taalluk eder.

Ahlaki yapının neliÄŸi konusunu doÄŸru anlamanın yolu; ahlaksız bir topluluÄŸun ve yaÅŸamın ürettiÄŸi sorunların meydana getirdiÄŸi sosyal hayatın zulüm ve nefretin varlığını dikkatlere sunmakta yarar var. Modern dünyanın bir çöplük olarak betimlenmesini saÄŸlayan ÅŸey; ahlaki yoksunluÄŸun dışsallaÅŸmasından öte bir anlamı taşımamaktadır. İnsan iliÅŸkilerindeki güvenin yitimi ve oluÅŸan güvensizlik sendromları, yalnızlaÅŸtırılmış insanlığın yaÅŸadığı travmalar da gündemi sarsan özelliklere sahiptir. İnsanlığın yitimi ile sonuçlanan bir dünyadan kurtuluÅŸun ancak ahlaki bir yapının kurumsal bir zemine sahip olmasına zemin oluÅŸturacak bir ‘diriliÅŸ’ neslinin inÅŸasına olan ihtiyaç izahtan varestedir.

Ortaya çıkan İslami hareketlerin baÅŸarılı bir sonuca ulaÅŸmamalarının altında yatan temel gerçeklik; temsil liyakati kesbetmemeleri ile güçlü bir ahlaki yapıyı sistemli bir zeminde kuramamaları, ferdi ahlaki yapının da yetersizliÄŸini giderme konusunda zaaf taşımalarıdır. Benim de içinde yaÅŸadığım, birçok topluluk, bu yetersiz ahlaki yapı yüzünden küçük sorunlar zemininde kendini dağıtmakta bir mahsur görmemiÅŸtir. Büyük yapıların da benzer noktalarda ciddi sorunlar yaÅŸadığı görülmektedir. Bir hareketi baÅŸlatan kiÅŸinin, âlimin, aÄŸabeyin öncelikle, ahlaki yapısı üzerinden bir etkileÅŸim ortaya çıkarttığı bilinmektedir. Serpilip büyüğünde ise o saÄŸlam ahlaki yapı kurulamadığı için dünyevi kaygılar devreye girerek yoldan çıkışı kolaylaÅŸtırmaktadır. Türkiye ölçeÄŸinde bunun birçok örneÄŸini yaÅŸadığımızı görüyoruz…

O yüzden ahlak, ilk ve son olma hüviyeti taşımalı ki ilahi rızaya kavuÅŸturacak salih amellerin varlığı kesinlik ve süreklilik kazanarak güçlü bir ahlaki yapıyı kuracak bir zemine sahip olabilir olsun… Ayrıca ahlaki yapının bilgi/saÄŸlam bilgiden hali olduÄŸunu söylemek doÄŸru olmaz! Bilgi, ahlaki yapının temelini kurar. Ama bu bilgi ilahi bilgi/vahiy ve onun uygulaması olan sünnet gibi tartışılmaz iki temel kaynaÄŸa dayanmalıdır. Yani bilgi hem sahih ve sahici olmalıdır. Bu da bizi ahlaki olanın yöntem ile bağını da deÅŸifre eder. Her bilgi anlamlı bir zemine yaslanmak ve anlaşılır olmak için bir yönteme ihtiyaç hisseder. Daha açıkçası yöntem olmadan bilgi olmaz, olamaz da! O zaman yöntem/usul temel bir olgu olarak önümüzde durmaktadır. Sahicilik yöntemin sahihliÄŸi ve sahiciliÄŸi ile orantılı açığa çıkar. Yöntemin farklı zeminlerde farklı biçimlerde açığa çıktığı bilinmektedir. İslami bir bilginin kendine has bir yöntemi içermesi kaçınılmaz ve sahihliÄŸi ile sahiciliÄŸini de belirler bir konumu ihtiva edeceÄŸini belirtmek zorunludur. BeÅŸeri bir olgunun ilahi bilgiye dayalı bir usul ve ilim üzerinden yorumlanması, tanımlanması doÄŸru bir bilgiye ulaÅŸma özelliÄŸini gösterir.

Ahlak, her aşamada farklı özellikler gösterse de asli hüviyetini dikkatten kaçırmadan sahiplenilmesi gereken bir özelliktir. Şahsiyetin temel kurucu unsurudur. Bir şahsiyetten söz etmek ancak bir ahlaki yapının varlığı ile kaim olabilir. İnsanın kendisi ile ilişkisindeki ahlaki yapı ile diğer insanlar ile ilişkisi ve doğa ile ilişkisinde farklı tezahürler olması onun bütünlüğün içindeki birliği göz ardı etmemizi gerektirmez! İnsan Rabb ilişkisi de ahlaki zeminin temelini kurar. Burada da özel bir ahlaki yapıdan söz edilebilir. Ki bu ilişki aynı zamanda diğer farklı ilişki bağlarını da temellendirerek ahlaki yapıyı güçlendirir.

İnsanı aşkın ahlaki yapının aynı zamanda insanı da yükselişe geçirerek ilahi huzura taşıyan temel bir etmen olduğu gerçeğini de dikkatten kaçırmadan bu duruşun diğer ahlaki yapıların kurumsallaşmasının temelini de kurduğunu gözden ırak tutmadan yol olmakta yarar var. Yani ezcümle: İnsan, ahlaki bir yapı üzerinden hayatını bütün boyutluluğu içinde yaşayarak, ahlaki zemini her boyuta taşıyarak, o boyutları ahlaki zeminin bir kurumu kılarak, ahlaki olanı güçlü kılmanın ve yaşamanın kendisi yapabilmenin yollarını aramalıdır.

Asla terk edilmemesi gereken ÅŸey ahlaki yapıdır. İnsan, her davranışında,  tutumunda ve tavrında ahlaki olanı öncelediÄŸinde, ahlaki olanın iktidar olarak varlık sahasını ahlaki bir zemine dönüştürmesinin yollarını döşeyeceÄŸini bilmelidir. Tabi ki her zeminde bu ahlaki yolu tutmak ve sürdürmek o kadar kolay deÄŸil,ama hedef, amaç ve istikamet bu olmalıdır…

 

Abdulaziz TANTİK 

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.