Sosyal Medya

Makale

Seni Hangi Dağ Kurtarır!

Doktorun sesi her zamankinden daha ciddi, “Sonuçlar geldi...” Henüz cümle bitmeden zihninde yıllardır kurduÄŸu bütün planlar birbirine karışıyor.

Bir telefon... deprem... ekonomik kriz... bazen beklenmedik bir ayrılık...

Hayat, en çok güvendiÄŸi ÅŸeyleri birkaç dakika içinde sorgulatabiliyor. İşte o an herkes aynı ÅŸeyi yapıyor.  Kendisini kurtaracağını düşündüğü “daÄŸa” doÄŸru koÅŸuyor.

Kimisi kariyerine sarılıyor.
Kimisi parasına.
Kimisi çevresine.
Kimisi bilgisine.
Kimisi yıllarca biriktirdiği servetine.
Kimisi gençliğine ve sağlığına...

Çünkü insan, hayatını neyin üzerine kurduysa, ilk sarsıntıda ona tutunur.

Modern dünyanın en büyük vaatleri bunlar değil mi?

“... güçlü ol.”
“... çok kazan.”
“... çok biriktir.”
“... görünür ol.”
“... saÄŸlam bir hayat kur.”

Sanki yeterince yükselirsek hiçbir fırtına bize ulaşamayacakmış gibi...

İnsanlık tarihinin hangi sayfasını açarsak açalım her biri bize muhteÅŸem bir ders verir. Kainatta vuku bulan insanlığın yeniden doÄŸuÅŸuna imkan sunan “afet/helak” ayetini okuduÄŸumuz da Kur’an, insanın güven duygusunu sarsan en çarpıcı sahnelerden birini Hz. Nûh’un kıssasında anlatır.

Tufan baÅŸlamıştır. Sular yükselmektedir. Nûh, oÄŸluna son kez seslenir: “YavrucuÄŸum! Bizimle beraber bin...” (Hud, 42)

Fakat aldığı cevap dikkat çekicidir: “Beni sudan koruyacak bir daÄŸa sığınacağım.” (Hud, 43)

Kur’an burada sadece bir “daÄŸ”dan söz etmez. Daha doÄŸrusu biz okumalarımızda “daÄŸ”ı bir sembol olarak kabul ederiz. Söz konusu ifade de geçen daÄŸ, insanın “güven”ini nereye baÄŸladığını gösterir. Nûh’un oÄŸlunun yanıldığı nokta, dağın yüksekliÄŸi deÄŸildi. Güvenin yönüydü. Böyle iken insan, saÄŸlam sandığı ÅŸeylerin aslında en büyük yanılgısı olduÄŸunu ancak “tufan” baÅŸladığında anlar.

Bugün de farklı bir yerde değiliz. Sadece dağlar değişti. Artık taş ve kayadan ibaret dağlara değil, kendi ellerimizle inşa ettiğimiz dağlara sığınıyoruz.

Kariyerimize,
diplomalarımıza,
banka hesaplarımıza,
takipçi sayılarımıza,
çevremize,
sağlığımıza,
teknolojiye,
hatta kendi aklımıza...

Bunların hiçbiri kötü deÄŸildir. Kur’an da insandan sebepleri terk etmesini istemez. Fakat sebebi, güvenin merkezine koyduÄŸumuzda; araç zamanla “ilâh”laÅŸtırılır.

Kalbinde güvenilecek en son ve en sağlam mercii yalnızca Allah olmalıdır.

Çünkü sebepler değişir.
İmkânlar tükenir.
İnsan yaşlanır.
Servet el deÄŸiÅŸtirir.
Makamlar biter.
Sağlık zayıflar.
Fakat Allah’ın kudreti eksilmez.

Kur’an’ın anlattığı tufan, sadece yeryüzünü kaplayan sular deÄŸildir. Her insanın hayatında mutlaka kopan tufanlar vardır.

Bir ayrılık...
Bir hastalık...
Bir kayıp...
Bir yalnızlık...
Bir ölüm haberi...
Bir iflas...

En ciddi hataların sonuçlarıyla en çok güvendiÄŸi, dayandığı ve sığındığı ÅŸeyi kaybettiÄŸinde yüzleÅŸir insan. Gerçi dilinin söylediÄŸiyle kalbinin güvendiÄŸi ÅŸey her zaman aynı olmayabilir. Belki de bu yüzden Kur’an, Nûh’un oÄŸlunun gemiye binmediÄŸini anlatırken aslında hepimize ÅŸu soruyu yöneltir:

Hayatın ilk büyük tufanı koptuğunda, sen hangi dağa koşacaksın?

Belki de asıl mesele, dağın ne kadar yüksek olduğu değildir. Asıl mesele, güvenimizin ne kadar doğru yerde olduğudur. Çünkü bazı dağlar uzaktan çok sağlam görünür ama tufan geldiğinde ilk onlar kaybolur.

Åžimdi Kur’an’ın aynasını bir kez daha önümüze koyalım.

Hayat bizi bugüne kadar pek çok kez sarstı. Belki yine sarsacak. Belki yine önümüze hiç beklemediğimiz bir imtihan çıkacak.

O gün geldiğinde... Ben hangi dağa sığınacağım? Ve daha da önemlisi...

Sığındığım o dağ gerçekten beni kurtarabilecek mi?

Mehmet KAMAN

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.