Makale
Yalnızlaşma..!
Modern insanın ızdırabı bitmek bilmiyor… Bu ızdırabın temel nedenlerinden biri de gittikçe yaygınlaÅŸan bir salgın; insanın yalnızlaÅŸması... Ulaşım, biliÅŸim, iletiÅŸim çağı sanki insanın sadece yalnızlığını derinleÅŸtirdi… Kronik yalnızlığın getirdiÄŸi ruhsal çöküntüler, sosyal bunalımlar önü alınamaz seviyelerde seyrediyor…
Yalnızlık özgürlük olarak pazarlanıyor, toplumsal doku günden güne parçalanıyor… Kendini izole etmiÅŸ bireyler içten içe tükeniyor…
Hümanizmanın kutsadığı insan kendi benlik zindanında yalnız...
Rasyonalizmin kıskacında akıl, akleden kalbe muhtaç...
Fetişleştirilen beden, ruhtan yoksun yapayalnız...
Yalnız hayatlar… Yalnız hikâyeler... Yalnız rüyalar...
Huzur evlerinde huzursuz yaşlılar yalnız... Sevgi evlerinde sevgiden mahrum yetimler yalnız... Kreşlerde sabiler yalnız...
Camiler yalnızlığın hüznünü taşıyor...
Aile bireyleri hep birlikte yalnızlaÅŸmayı yaşıyorlar…
Kitlesel yalnızlıklar... Çoklu yalnızlıklar... Yakıcı yalnızlıklar...
Atomize olduk... İnsanın insandan kaçışına tanıklık ediyoruz…
Metropollerde, üniversite yerleşkelerinde, varoşlarda, büyük kalabalıklar içinde insanın hazin yalnızlığını yaşıyoruz hem de yapayalnız...
Tek başına olmanın yalnızlığı, ezikliÄŸi, acısı insanın dengesini sarsıyor… Sorunlarını çözmekte çaresiz ve aciz...
Yalnız insan gergin, yorgun, öfkeli, agresif ve umutsuz...
Gönüller arasındaki mesafeler büyüyor… Mahalle, komÅŸuluk, kardeÅŸlik hasarlı…
Ferdiyetçi, fırkacı fitneler fıtratı fena zorluyor...
Sosyal bir varlık olan insan yalnızlaÅŸmayı tercih etmekle sonunu hazırladı… Tek başınalığın tüm acısını, ağırlığını taşıyor…
Åžimdilerde yalnızlaÅŸmanın yasını tutuyoruz…
Sınırsız özgürlükler rüyası bireyi yalnızlaÅŸtırdı…
BireyselleÅŸmenin, bencilleÅŸmenin nasıl bir belaya dönüştüğünü yeni fark etmeye baÅŸladık… Yalnızlığın çukuruna güle oynaya yürüyenler, kendilerine nasıl yazık ettiklerinin yeterince idrakinde deÄŸiller…
Kolektif bilinç körelince katı bireyciliÄŸin kapsam alanı da o oranda büyüyor…
Demem o ki, yalnızlaÅŸma bizi çok yordu…
Yalnızlık kaderimiz diyebilir miyiz? Hayır...
Biz ümmetiz... Biz kardeşiz... Tek kişilik hayatlar bize ait olamaz...
İnsan insana emanet değil mi?
Biz “Birbirimizden deÄŸil miyiz?”
Yalnızlaşmak değil yakınlaşmak mecburiyetindeyiz...
Bireyselleşmek bize göre değil, birleşmek yükümlülüğü altındayız...
Belki yakınlaÅŸmak için bir selam, bir ikram, bir ihtiram yeterli olabilir…
Yeter ki yüzümüzü birbirimize dönelim, bir tebessüm ile kapalı yüreklere yol bulabiliriz...
Bu yalnızlık duvarını aşmak zorundayız...
Ümmet olarak yalnızlaÅŸmayı durduramadığımız için rüzgârımızı kaybettik… Ruhlarımız yorgun düştü...
Bunun sonucu olsa gerek, bizim cüzi yalnızlıklarımızdan dolayı Filistin külli yalnızlıklara maruz kaldı...
Filistin kelimenin tam anlamıyla yalnızlığa terk edildi…
Sekiz milyarlık bir insan kitlesinin içinde yaşayan ve sözde onun bir parçası olan Gazze; milyonlarca seveni, düşüneni, dert edineni olsa da hâlâ yapayalnız...
Seksen yıllık bir yalnızlık...
Kudüs yalnızlaÅŸmamızdan dolayı yalnız kaldı… Yüzyıllık parantez kapanmıyor… Yalnızlığın kaderine terk edilmiÅŸ durumda…
Soykırımlar, sürgünler, infazlar bitmek bilmiyor...
Bundan dolayı Hanzala'nın hâlâ sırtı dönük… Kızgın, küskün ve yalnız…
Çözüm mü dediniz?
Kardeşleşmek... Hem de kurşunla kaynatılmış duvar gibi saf tutarak... Gettolarımızdan dışarı çıkmak... Kabuğumuzu kırmak... Dayanışma ruhu, cemaat olma şuuru ile önce birbirimize doğru adımlarımızı sıklaştırmak...
Hz. Zekeriyya (as)'ın duasını hatırlıyoruz değil mi?
“Rabbim beni tek başıma bırakma. Sen varislerin en hayırlısısın.” (Enbiya, 89)
Yalnızlığını Yaratan'a içten yakarışlarla arz eden Hz. Zekeriyya'nın duasına “âmin” diyoruz. Kendi adımıza güncellememiz gerektiÄŸine inanıyoruz…
Ramazan KAYAN

Henüz yorum yapılmamış.