Sosyal Medya

Makale

Hayde bre

Bazı kelimeler vardır, anlamları sözlüklerde birkaç satırla açıklansa da hayatta taşıdıkları yük çok daha büyüktür. 'Haydi' de onlardan biridir. Bölgelere göre hadi, hayde, haydeh veya hade şeklinde söylense de çağrının, davetin özü harekete geçirmektir.

İnsan hayatı çoğu zaman bekleyişlerden müteşekkildir. Doğru zamanı, uygun şartları ya da cesaret bulmayı bekler dururuz. Oysa yaşamın önemli anlarında bizi ileriye taşıyan şey uzun uzadıya düşünmekten çok kısa bir "Haydi" demektir. 'İlk adımı atmak her zaman en zorudur,' derler ya, işte o ilk adımın asıl yakıtı, bu anlamlı sözcüktür.

"Haydi" çağrısı, içinde ince bir sitem ve sabırsızlık da barındırır. Hayatın duraksamalara ve kararsızlıklara tahammülü yoktur. Bu yüzden "Haydi artık!" denildiğinde, zamanın akıp gittiğine ve geride kalındığına dair şefkatli ama kararlı bir uyarı yapılmış olur. Haydi, insanın erteleme hastalığına şifa olan, o anı kurtaran ve bizi şimdiki zamana taşıyan itici bir güçtür.

Bu sözcük yalnızca hareketi değil, umudu da barındırır. 'Haydi, sen yaparsın.' ifadesi, henüz gerçekleşmemiş bir potansiyele inanma gücü verir. Burada hem söyleyen hem de muhatabı başarının garanti olmadığını bilir ancak denemenin şart olduğuna inanır.

Aynı zamanda 'haydi', insana yalnız olmadığını hissettirendir. Bir yükün altına birlikte girileceğinde ya da yola çıkılacağında topluluğun dilindeki 'haydi', ortak bir şuurun, birlikte var olma ve harekete geçme arzusunun ses bulmuş halidir. Bu yönüyle, bizi yalnızlığımızdan kurtarıp bir bütünün parçası kılar. Böylece kişisel iradeyi toplulukla buluşturarak kurtuluşun yalnızca ferdi değil, cemaatle yaşanan bir hakikat olduğunu gösterir.

İnsan ömrü ilerledikçe fark eder ki her 'haydi' aynı yere çağırmaz. Bazı çağrılar fani dünyaya, bazıları nefse, bazıları ise geçici heveslere yöneltir bizi. Bazen gözümüzün, kulağımızın veya hislerimizin aldatıcılığına kapılıp bir şeytani davete kanar, yolumuzu şaşırırız. İşte bu noktadaki 'haydi' nidası, ısrar etmeyi bırakıp geri dönmek ve tövbe etmek gerektiğinin hatırlatıcısıdır. Zira hesap günü, peşinden gittiğimiz her çağrının sorgulanacağı çok çetin bir gündür

Hakkında bilgi sâhibi olmadığın bir şeyin ardına da düşme! Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan mesuldür.(İsrâ / 36)

Bir de insanın iç dünyasının derinlerinde yankılanan bir “haydi!” vardır. Kalabalıkların gürültüsünden uzak, vicdanın sesinden yükselen, insanı sadece harekete geçmeye deÄŸil, yönünü de hatırlatan fıtri bir çaÄŸrıdır bu. Muhatabını daha iyi olmaya, doÄŸru yaÅŸamaya ve temiz bir niyetle var olmaya davet eder. Zira asıl mesele, hakikate giden doÄŸru yolda gayret göstermektir.

Gün doğmadan insanın kulağına, oradan da şuuruna 'Hayye ale's-salâh ve Hayye ale'l-felâh' daveti ulaşır. Bu çağrı insanı, gaflet uykusundan, dünyanın geçici zindanından ve nefsin zincirlerinden kurtulmaya davet eder. 'Haydi namaza, haydi kurtuluşa!' diye yankılanan bu ses, yeryüzündeki tüm koşturmacaların, başarıların ve çabaların fevkinde bir hakikate işaret etmektedir. Geçmişin pişmanlıklarından sıyrılıp geleceğin belirsizliğine doğru yürürken bize yön veren itici bir rüzgardır bu. Zira gerçek felah, ruhun itminan bulması, insanın yaratılış gayesiyle buluşması ve fani olanın içindeki baki olanı keşfetmesidir.

Hayat, geçmiÅŸe özlem duyanların veya dünya telaşında kaybolanların deÄŸil, 'hayye ale’l-felah' çaÄŸrısına uyarak ebedi kurtuluÅŸa doÄŸru yola çıkanların hikayesidir. Erteleme zincirini kıran bu davet, kurtuluÅŸun gelecekteki bir ödül deÄŸil, ÅŸu ana ait bir hakikat olduÄŸunu hatırlatır. Çünkü kurtuluÅŸ düşüncede kalmaz, ancak eyleme dönüştüğünde gerçekleÅŸir. Nihayetinde kurtuluÅŸ, bekleyenlerin deÄŸil harekete geçenlerin nasibidir.

O zaman mümin bir fert olmaya gayret edenlere diyelim ki;
Haydi Ferdi, Zamanı geldi…

Şevket Hüner /27 Zilhicce 1447

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.