Makale
Toplumsal Çözülme ve Yabancılaşma: Müslüman Şahsiyetin Ontolojik Buhranı Üzerine Bir İnceleme
Müslüman toplumların modernleşme serüveni, özgürlük söyleminin genellikle Kemalist otoriterlik sonrası bir tepki diskuru olarak şekillenmesine yol açmıştır. Bu durum, özgürlüğün ontolojik ve teolojik temellerinden koparılmasına ve araçsallaştırılmasına neden olmuştur. "Nasıl bir Müslüman?" sorusunun cevabı, geleneksel referansların zayıflaması ve modern kimliklerin çoğalmasıyla belirsizleşmiş, bu da Müslüman şahsiyetin derin bir ontolojik buhrana sürüklenmesine zemin hazırlamıştır.
Toplumsal çürüme fenomeni, bireyin içinde bulunduÄŸu patolojik durumu, o patolojinin bir parçası haline geldiÄŸi için teÅŸhis edememesiyle karakterizedir. Tıpkı çürümekte olan bir domatesin, kendi durumunu ancak dışsal belirtilerle (renk deÄŸiÅŸimi, koku) fark etmesi gibi, toplumsal çözülme de ancak dışarıdan bir perspektifle – nebevi vahiy, eleÅŸtirel sosyal analiz veya saÄŸlam bir geleneksel bilinç – anlaşılabilir. Müslümanların "ümmet" iddiası, bu çürümeye karşı daimi bir teyakkuz halini ve kolektif bir sorumluluÄŸu zorunlu kılar. Ancak modern dünyanın atomize edici dinamikleri, bu kolektif bilinci erozyona uÄŸratmıştır.
Bu bağlamda, modernitenin temel kavramlarından "eşitlik" (equality) ile İslam'ın temel kavramlarından "adalet" (justice) arasındaki ayrım hayati önem taşır. Adalet, herkese hak ettiğini vermek, farklılıkları gözeten ve dengeli bir düzeni tesis etmek üzere işlerken; soyut eşitlik, nitelikleri yok sayan, homojenleştirici ve çoğu zaman adaletsizliği perdeleyen bir indirgemecilik üretir. Post-modern dönemde Batı'nın dahi soyut "eşitlik"ten, farklılıkları gözeten "eş değerlilik" (equity) kavramına yönelmesi, bu indirgemeciliğin yarattığı sosyal krizle doğrudan ilişkilidir. Müslüman şahsiyetin inşası, bu yabancılaşma ve çözülme sürecine karşı, adalet merkezli bir sosyal düzen tasavvurunu ve bireyin kulluk bilinciyle harmanlanmış bir özgürlük anlayışını yeniden kuramsallaştırmayı gerektirir.
Abdurrahman ARSLAN

Henüz yorum yapılmamış.