Makale
DeÄŸerleri Eskitmek
Modernizmin marazi hallerinden biri de her şeyi hızla eskitmesidir diyebiliriz... Özellikle İslami ve insani değerlerin aşınması, anlam kaybına uğraması zamanla hayatımızdan çekilmesi bu kaygımızı haklı çıkarıyor...
İyilik, güzellik, insanlık adına her ne varsa günbegün ağırlığını, etkinliğini, saygınlığını kaybediyor... Nitelik, estetik, etik yitimine maruz kalıyoruz...
Bizi biz yapan değerler sulandırılıyor, hoyratça kullanılıyor...
Yıpranan, yozlaÅŸan, yok olan insanlığımızdır... Demem o ki, insan kendini eskitiyor... İnsanlık tüketiliyor, kadir kıymet bilinmiyor…
Sevgi, saygı, dostluk, vefa, sadakat, dürüstlük, komşuluk, ahlak, erdem, edep, hayâ, namus yıpratıldı... Feodal dönemlerin fantezileri gözü ile bakılır oldu... Eski alışkanlıklar denilip tahfif edilir oldu... Daha doğrusu tedavülden kalkıyor...
Popülizm temel değerlerimizi, olmazsa olmazlarımızı sistematik olarak karikatürize ediyor...
Kapitalizm, değerlerin yerine yararları pazarlıyor...
Kurnazlık, iş bitiricilik öne çıktıkça dürüstlük, doğallık, doğrulukta dumura uğradı...
Eski kafa denilerek aşağılanan kimler?
Biz “Ah nerede insanlık?” dedikçe yeni jenerasyon bize zavallı gözü ile bakıyor...
Köksüz, kökensiz, kültürsüz, kimliksiz kuşaklar kural, koşul tanımaz oldu...
Gençler yaşlıları demode, yaşlılar gençleri deforme görür oldu...
Kuşak çatışması mı? Fıtrattan kaçış mı? Bilmiyorum... Geçmişe öfkeli, geleneğe tepkili, değerlere mesafeli bir ruh hali...
Dünün lazımesi, günün fuzuli fantezilerine feda edildi...
Evet, geleneÄŸi eskittik... Unuttuk... UzaklaÅŸtık... Peki, yerine ne koyduk? Kocaman bir “Hiç!”
Her eskiyi aşağılıyor, her yeniyi alkışlıyoruz... Hayatın gerçekliğinden kopuyoruz...
Eski ile yeniyi mezcetme başarısını gösteremiyoruz... Bu durumda hayatın denge ve düzeni sarsılıyor ve bir yerlere savrulma başlıyor...
Eskinin tecrübesi, yeninin enerjisini buluşturacak doğru denklemler kurmak durumundayız...
Geçmiş ile gelecek arasında bugünü köprü yapmazsak yarınlarda ya arafta kalırız ya da afallayıp kalırız...
“Yine ne varsa eskilerde var!” söylemi ile “Eskiler mi dedin, topunu çöpe at!” anlayışı tüm enerjimizin içte zay olmasına neden oluyor...
Ne geçmişe ilanı harp etmek, ne de geleceğe kendini kapatmak... Eskinin üstüne ne katabiliriz? Artılarımız konuşsun... Aklımızı doğru kullanalım... Hikmete ihtiyacımız var...
Biliyorum; dünün güneşi ile bugünün elbiseleri kurumaz...
Yeni hastalıklara eski reçeteler yeterli olmayabilir...
Bu durum şu anlamada gelmiyor; sanki dünyayı yeniden biz keşfedecekmişiz... Hayır!
Belki bize düşen şudur...
KeÅŸfi kadim ile kavli cedidi buluÅŸturmak...
Geleneği, geçmişi yok sayarak değil, geleneğin içinde kalarak bir yenilik yakalamak...
Değer merkezli bir değişimde karar kılmak...
Eski-Yeni kavgasına girmeden eskimez, pörsümez yeninin arkasında durmak...
“GeçmiÅŸin masalları” deyip reddi mirasçı olmamak... Aksi takdirde inandırıcı olamayız... Tutarlılığımızı kaybederiz... Kendimize, geleceÄŸimize yazık etmeyelim... Yani eskitmeyelim...
Evet, eşyayı eskitebiliriz ama değerlerimizi eskitemeyiz...
Geleceğimizi karartmayalım...
Eskitmek kolay ama yerine yeniyi oluÅŸturmak, koymak kolay deÄŸil...
Yüzyılların eskitemediği şahsiyetleri, metinleri, mesajları nasıl kolayca eskitebiliyoruz?
Nice güzel duygu, düşünce, duruş, idea, iddia, dava tüketim çağında pervasızca eskitiliyor, görüyorsunuz...
Düşünün ne bereketli sohbet halkalarımız, kitap okumalarımız, ders guruplarımız, davet çalışmalarımız vardı, değil mi?
Åžimdi ÅŸunu diyebilir miyiz?
O eskidendi... Ne demek?
Bunlar Müslümanlığımızın gerektirdiği görevler değil miydi?
Peki, ne deÄŸiÅŸti?
Ramazan KAYAN

Henüz yorum yapılmamış.