Sosyal Medya

Makale

Sevgi ve Saygı

Her şeyden önce bir şeye inanmalıyız: değişmeye, sevmeye, paylaşmaya. Allah için sevmek ebedidir; Allah baki de ondan.

Sevgi bir yakınlıktır; severek bir oluşuma katılır insan. Sevdiğimizi kendimize yakın kılmayı amaçlarız. Sevgi, dünyada sakinlik kazandıran bir ilişki kurar.

Bir sevgiyi üretici kılan iki şey vardır:

  1. Şefkat ve saygı
  2. Sevmenin bedelini ödemek.

İçinde şefkat bulunmayan sevgi tüketicidir. Seversiniz, ancak sevginiz sevdiğinizi ateşe götürür. Eğer sevginin belirleyici ögesi şefkat ise, sevginizi üretici kılarsınız.

Dostlar arası muhabbet de böyledir, saygı ister. Saydığınız birisini hoyratça harcayamazsınız, tüketemezsiniz, satamazsınız. Belki ona benzemeye çalışır, onu üretirsiniz. Buna gücünüz yetmiyorsa, onu yetiştiren ortamı hazırlarsınız. Buna da yetmiyorsa, hazırlayanlara yardımcı olursunuz.

Bir de bedel söz konusu. En pespaye iÅŸlerin bile bir bedeli varken, örneÄŸin Allah’ı sevmenin bir bedeli olmasın mı? Hz. Muhammed’i (s.a.v.) sevmenin bir bedeli olmasın mı? Sadece “seviyorum” demek yeterli midir? Kim inanır buna? Bedeli ödenmemiÅŸ sevgi, tüketici bir sevgidir.

Sevginin kontrolden çıkması cinnet getirir. Elbette yüreğimizin bu seçkin meyvesini öyle saçıp savurmamalıyız. Sevgi, harcadıkça artan bir olgudur.

Ne ki, muhabbette savurganlık yapanların en zor günlerinde sevgi yoksulluğuna düştüklerini görmüşüzdür. Ne yüreğimizin kapısına kilit vuralım, ne de onu han kapısı gibi herkesin girip çıktığı bir ayakaltı yapalım. (Şıp sevdi, çıt kırıldı.)

Hikmetli davranalım. Yürek fazla yanılgıya dayanmaz. Onu sağlıklı tutmak istiyorsak, dikkatli ve yerinde kullanmalıyız. Yüreği harap bir haneye çevirmemek için konuklarını iyi seçelim.

Sevmekten korkan kaç yürek varsa, ihanete uğramış olanlardır. Sevgi gelirken, kapının önünde beklemesi için nefrete davetiye bırakırmış.

Sevmekle iş bitmiyor, sevgiyi bir çocuk gibi itina ile koruyup kollamak gerekiyor. Karşımızdakinin sevgisini yıpratacak davranışlarda bulunmak, o kişinin gönlündeki 'sizi' öldürmektir; bu bir nevi intihardır. Maalesef bu anlamda kendi kendimize kıydığımız çok olmuştur ve bu kıyım hâlâ sürüyor. Sevgiyi yıpratmanın bedeli budur işte.

Potansiyel bir İslami hareket, aynı zamanda bir insan hareketidir. Sevgi, insanın, insan yüreğinin soylu meyvesidir. Birbirlerine gönül bağlarıyla bağlanmamış insanların oluşturduğu yapılanmaların İslamiliğinden önce insaniliği tartışılmalıdır. Mensuplarının birbirlerine gönül bağlarıyla bağlanmadığı bir İslami hareket düşünemiyoruz.

Allah'a mekân olacak kadar büyük yaratılan gönlün uçsuz bucaksız sahillerini hobilerine, heva ve heveslerine tahsis edip müminleri kapı dışarı bırakmanın hesabını nasıl vereceklerdir?

“İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiÅŸ olmazsınız” hakikatini, bu uyarıyı unutmayalım.

Bünyamin DOĞRUER

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.