Sosyal Medya

Makale

Gerisi çorap söküğü gibi geliyor

İnsan; varoluÅŸun, yaÅŸamın, olup-bitenin, kendisinin, iliÅŸkilerin hakikatini görebilmek amacıyla; özünü, hayatı, hadisatı esas ve baÄŸlam alarak Kuran'ı okumaya baÅŸlasa, bir müddet sonra bambaÅŸka bir perspektif doÄŸmaya baÅŸlıyor. Ondan sonra insanları, olanları, münasebetleri, sebep ve sonuçları, sorun ve sıkıntıları artık bu perspektiften okuyup anlamak mümkün oluyor. BambaÅŸka sonuçlar ortaya çıkıyor. Daha güçlü, huzurlu, dingin, umutlu, dinamik, kararlı, hikmetli, öfkeli, merhametli bir insan olmaya baÅŸlıyor. Artık hiçbir ÅŸey eskisi gibi olmuyor. 

Elbette bu halin neticeleri var. İnsan, zihin ve ruh prangalarından, hapishanelerinden, yüklerinden kurtulmaya baÅŸlıyor. Bu kere, yüklenmesi gereken sorumluluklarını, yeni sınırlarını görüyor. DeÄŸiÅŸim baÅŸlayınca bunun fiili sonuçları doÄŸmaya baÅŸlıyor. Vazgeçilmesi gerekenler ve yeniden inÅŸa edilmek mecburiyetinde olanlar ortaya çıkıyor. 

Elbette bu, bir anda ve sancısız olmuyor. Eski halin inançları, etkileri ve alışkanlıkları; bunları deÄŸiÅŸtirmenin korkuları, endiÅŸeleri, sıkıntıları insan ruhunda tesirlerini olabildiÄŸince yoÄŸun gösteriyor. Bir taraftan deÄŸiÅŸimin doÄŸal sancıları buna neden olurken; diÄŸer taraftan, içerisinde yaÅŸanılan hayatın, kesintisiz etkisini gösteren deÄŸerler sistemi, korunma mekanizmaları, iliÅŸki baskıları bunların sebebi oluyor. 

Belki de en zorlayıcı unsur; içinde yaÅŸanılan cari koÅŸulların kıymet verdiklerinden, anlamlarından, kalıplarından, normallerinden daha farklı bir yerden bakıp, daha farklı davranmaya baÅŸlanmasından dolayı; insanların paylaÅŸmayı, ilgiyi ve iliÅŸkiyi kesmeleri; artan oranlarda karşıt pozisyona geçmeleri, muarız olmaları ve tepkiler oluÅŸturmalarıdır. Kısaca yalnızlaÅŸma süreci içerisine girmek, elbette bu tek taraflı olmuyor. Yeni perspektif, her ÅŸeyin hakikatine uygun anlam ve deÄŸerler üzerinden bir hayatı önüne koydukça, bu seyirdeki insanların davranış ve paylaşım istekleri bu çerçevede oluÅŸmaya baÅŸlıyor. Henüz bu perspektiften bakmayanların anlamlı bulup deÄŸer verdikleri buna uymayınca, yalnızlaÅŸma doÄŸal olarak gerçekleÅŸmeye baÅŸlıyor. 

İlk bakışta korkunç bir halmiÅŸ gibi gözüken yalnızlığın, bu süreçle yüzleÅŸince aslında öyle olmadığı görülüyor. Yalnızlığın çok deÄŸerli bir hal olduÄŸu fark ediliyor. Zira yalnızlık diye tarif edilen ÅŸeyin o ana kadar, eski hayatın tarif ve ilkeleri ile meydana gelmiÅŸ sosyal veya menfaat çevrelerindeki beraberliklerin ortadan kalkması olduÄŸu görülüyor. Oysaki iliÅŸkiye esas olan anlamlar, ilkeler, deÄŸerler, ölçüler deÄŸiÅŸince, zaten o iliÅŸkinin de bir manası ve kıymeti kalmıyor. 

Peki, insan yeni halde, bir başına, hiçbir ÅŸey paylaÅŸmadan mı yaşıyor? Elbette böyle deÄŸil. Hakikat perspektifinde, her ÅŸeyin yeniden inÅŸa edilmeye baÅŸlaması gibi, iliÅŸkilerde baÅŸtan inÅŸa olmaya baÅŸlıyor. Hem de en gerçeÄŸi, doyurucu olanı, anlamlısı ve kıymetlisi cinsinden. Yani mutlak bir yalnızlık deÄŸil, izafi, muvakkat fakat deÄŸerli bir yalnızlıktan bahsedilebilir. 

Bir de insanların fıtraten aradıklarının zaten bu hal olduÄŸunu; buldukça elde edilen tatmini de ifade etmek gerekmektedir. Zira bunun farkına varınca; hakikatin anlam ve deÄŸerini, etkilerini, artık laf ve retorik düzeyinde deÄŸil, fiilen ve somut olarak görmeye baÅŸlıyor insan. 

Yanı sıra, belki de o zamana kadar bir hikâye gibi okuduÄŸu Resulün hayatı, duyguları, içinde bulunduÄŸu hallerle özdeÅŸ ÅŸeyler hissedip yaÅŸayınca, heyecanı ve kıvancı katlanarak artıyor bu insanların. Artık asla yalnızlıktan yakınmıyorlar. Çünkü yakinen anlıyorlar ki; insan olmak potansiyelini harekete geçirip bu yola girmenin; buna engel olan hayat biçimleri, koÅŸulları, sistemlerinden sıyrılıp özgürleÅŸmenin doÄŸal cilvelerinden birisiymiÅŸ bu. Hemen itiraz geliyor; bu kadar Kuran okuyan varken neden bu söylenenler hepsi tarafından tecrübe edilip yaÅŸanmıyor? Elbette konuÅŸulması gereken çok ÅŸey var da ceffel kalem ÅŸunlar söylenebilir. 

EÄŸer Kitap'ı okumak sürecinde; bütün yaratılmışların, olguların, oluÅŸların, iliÅŸkilerin bir fıtratı olduÄŸunu; Yani bunların temel anlamları, varlık nedenleri ve bunları gerçekleÅŸtirmek için bir sistemleri, sınırları, ilkeleri, deÄŸerleri, ölçüleri, kaynakları, hukukları vb olduÄŸunu; bunlarında yaratılmışların, olguların, oluÅŸların, iliÅŸkilerin hakikati olduÄŸunu... Her ÅŸeyle, kendi hakikati üzerinden iliÅŸki kurmanın zorunlu olduÄŸunu; insanın kendi hakikatinin yani fıtratının, tek hakiki din olduÄŸunu; dinin hakikatinin yani fıtratının; insanın karar ve davranışlarının mahiyetini belirlemek olduÄŸunu…

Hayatın anlamının yani varlık nedeninin; her insanın, hayatın her anında sergilemek mecburiyetinde oldukları davranışlarının mahiyetinin ahsen, yani o anda yapılması gereken en doğru ve güzel davranışın, en doğru biçimde yapılması mecburiyeti olduğu.

İnsanın bunu gerçekleÅŸtirebilmek için kendi hakikatine yani fıtratına uygun bir hal içerisinde bulunması gerektiÄŸi. 

Bunun mümkün olabilmesi için; Allah'la, insan arasındaki ilişkinin fıtratına, yani hakikatine uygun inşa edilip gerçekleştirilmesinin zorunlu olduğunu.

Bunun da bilinip inÅŸa edilebilmesinin rehberliÄŸini sadece Kitabın yapabildiÄŸini; Kitabın bu nedenle ve usulle okunması gerektiÄŸini anlayabilmek ve buna inanmak gerekmektedir. 

Bundan sonrası çorap söküğü gibi geliyor. Bir de böyle denemek lazım, zira hayatın bundan başka bir anlamı ve değeri yok.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.