Sosyal Medya

Yazarlar

Aktif ahlak sahibi olanlar; Sosyal ahlaksızlıklara karşı dururlar

Müslüman Kur’an ahlakıyla ahlaklanandır. Fıtratını bozmadan dosdoğru, faziletli, erdemli, bir hayatı yaşamaya çalışır. Hayatı boyunca ahlak -erdem-fazilet safında yer alır. Aynı zamanda Müslümanların ahlak alanındaki temel görevleri, sosyal alanda bir ahlak yozlaşmasına karşı mücadele edip, bir ahlaklı mümin örnekliğini ortaya koymalarıdır. Kur’an bu hususu şu şekilde izah eder.

<<Sizden hayra davet eden iyiliği emredip kötülüğü men eden bir ümmet olsun işte kurtuluşa erenlerde bunlardır.>> (Al-i İmran 3/104)

<<Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz iyiliği emreder kötülüğü men eder. Allah’a da iman edersiniz.>> (Al-i İmran 3/110)

Çağımızda ahlâksızlığın, ahlâk karşıtı hareketlerin, ahlak konusunda umursamazlığın örgütlü ve gelişmiş yöntemlerle yaygınlaştırılmasının ahlaki alanda ciddi bir hasara, bozulmaya, kokuşmaya yol açtığını görüyor ve yaşıyoruz. Asıl çıbanbaşı buhran ahlâksızlıktır .İslam ahlakına karşı ladini, batıcı, çıkarcı, menfaatçi, bölgeci, kabileci, hizipçi ,partizan bir ahlak anlayışını (Kur’an ahlakına karşı bir devrimi) yerleştirmek için var gücüyle çalışan yerel ve küresel insan müsveddeleri var .Bu korkunç gidişin hangi safhaya vardığını anlamak için, uyuşturucu ticareti, alkol tüketimi, intihar olayları, zührevi hastalıkların çoğalması (AIDS) başta olmak üzere her türlü sapkınlığın yayılması, ekonomik düzensizlik, hayat sıkıntısı, fahiş fiyatlar, zamlar, alım gücünün zayıflaması insanların strese girmesi, fakirin daha fakir zenginin daha zengin olması, adaletsizlik, ruhsal çöküntülerin artması çocuklarını öldüren babalar anneler, babasını annesini katleden çocuklar, her türlü hırsızlıklar vs…

Vicdansızlık ve ahlaksızlık yerel ve küresel ölçeklerde en üst düzeyde seyrediyor. İslam beldelerinde işlenen cinayetler, Gazze’de Siyonist katillerin işlediği zulümler, katliamlar, İslam ülkelerinin başındaki yönetici kadroların kendi halklarına söylediği yalanlar, sosyal çürümüşlüğün en büyük örnekleridir.

Bu vahşeti yapanlar, seyredenler, yalancılar, sahtekârlar çalanlar-çırpanlar için ahlakın kendisi değil mefhumu ve sözü bile kalmamıştır. Yine yaşadığımız dünyada çevreyi katleden, imha edenler utanmadan çevrecilik söylemlerini yutturmaya çalışıyorlar. Asıl olan İslam ve Müslüman çevreyi ihya eder ama ahlaksız çapulcular çevreyi imha eder.

Tüm bu ahlaksızlıklara karşı tavrımız vasat bir ümmetin mensubu olarak şahitlik vazifemizi tam olarak yapmalıyız. Tarihin öznesi olmak istiyorsak bu gidişe müdahale etmeliyiz. Her şeyi mubah sayan bu zihniyetlere karşı olmalıyız. Tüm iyilikleri güzellikleri ahlaki bir eylem haline getirmeliyiz. Her mümin takva elbisesine bürünmeli. Bu aynı zamanda takva ahlakına sahip olmaktır. Bu ahlak bilinçli şekilde yerleşirse, insana ahiret sorumluluğunu unutturmaz. Böylece ahlaki iyiyi eylem haline getiren, hayata anlam katan ve insanı varoluşsal bir güvenlik çemberi içine alan böyle bir ahlak tasavvuru insana hayatın her alanında, istikamet kazandırır. İman–ahlak ilişkisi Kur’an da öne çıkar. İbadete bağlı olarak ahlaki erdemlerin kazanılacağı yargısı var amenna… Ne yazık ki yaşadığımız toplumda ibadet telakkisi özden ziyade, şekil ve kuralcılığı öncelediği için külli manada ibadetleri yerine getirme ahlaki erdemleri kazandırmıyor. Namaz, hac, oruç ibadetini yerine getiren nice Müslümanın aynı şekilde ahlaki duyarlılık konusunda özen göstermediklerine tanık oluyoruz.

Ahlaki olarak son derece kötü olan Müslümanın, Kur’an ahlakına kavuşması ve ahlaki değerleri temsil etmesi gerekiyor.

İnsan, fıtratını gereği olarak, bu yaratılışının gayesini, hedefini, varlık âlemine yansıtacak. Bu yansıtmaya ahlaki davranış diyebiliriz. Fıtratın özüne uygun bir yaşam biçimi olacak. Evet İslam dini ahlaktır. Vahiy, peygamberimizi ve ona inananları 23 yıllık süreç içerisinde kendi potasında eğiterek, inşa ederek, cahiliye toplumunun pislik ve tortullarından arındırmış, insanın iç ve dış dünyasını oluşturan her karede onların ahlakı olmuştur. Hz. Aişe’nin söylediği, Kur’an’ın Hz. Peygamberin ahlakı olması budur…

Ahlak güzelliğini oluşturan vahiy de olsa, bu güzellik toplumda zamanla toplumda şu veya bu şekilde solmaya başlıyor. Yabancı kültürler, bidatler, hurafeler, hizipler, fırkalar, yöneticilerin dayatmaları, sonucu gayri ahlaki tutumlar davranışlar normalleşmeye başladı. Vahyin, diriltici gücü, soluğu göreceli olarak azaldı. İnançtan ibadete, ahlaka yönetime kadar bulanıklaşma, kokuşma, gerileme oldu. Müslümanların ahlakı yozlaştı. Kur’an ahlakı yerine, hizip grup cemaat, ahlakı oluştu… Peygamber-sahabe ilişkisinin yerini, tabiri caizse şeyh–mürit ilişkisi ahlakı ve buna göre Müslüman tipi oluşturuldu maalesef…

Şu hususu belirtelim ki, ahlakın ilgi sahası dışında hiçbir konu yoktur. İnançta ahlak, ibadette ahlak, düşünce de ahlak, fiillerde ahlak, siyasette ticarette hayatın her alanında ahlak söz konusudur. Güzel ahlak, Kur’an ahlakıdır. Ahlakı Kur’an’dan ibaret olan Resulullah’ın ahlakıdır.

Güzel ahlak, hakka teslimiyettir. Emrolunduğu şekilde dosdoğru olmaktır. Hayatı vahye programlamaktır. Vahiyle inşa olan insanın ahlakı güzel olur. Resulullah’ın (As.) <<Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.>> buyuruyor. Yine önderimiz Hz. Muhammed (As.) “sizin en iyileriniz ahlakı en güzel olanlarınızdır.” buyuruyor.

Kötü ahlakla iyi Müslüman olunmaz. Çünkü ahlak hem düşüncedir hem eylem. Ahlak, düşünce boyutu, neyin doğru, neyin yanlış, neyin iyi, neyin kötü, neyin yararlı, neyin zararlı olduğunun bilinmesini içerirken eylem boyutu, doğru iyi, yararlı olarak bilinenleri davranışa yansıtabilme çabasıdır. Dolayısıyla ahlak bilinçlenmeye başlar, eylemle tamamlanır Biri eksik olursa söylem -yaşam arasında çelişki başlar, kişilik parçalanır.

İslam bütün olarak bir ahlak nizamı ve ahlak disiplinidir. Zalimlere müstebitlere, çağın firavunlarına, emperyalistlerine, haksızlıklara, hukuksuzluklara karşı durmayı, mazlumların yanında yer almayı gerektirir, İslam ahlakı … Dünyayı adeta parselleyen, kukla yöneticilerle tüm toplumları hegemonya altına almak isteyen küreselleşme uğruna kutsalları rafa kaldıran ahlaki değerleri hiçleyen küresel eşkıyayla mücadele etmeyi gerektirir İslam ahlakı…

Velhasıl, hiçbir toplum ahlak olmadan varlığını sürdüremez. Fertleri, aileleri, toplumları da yaşatan ve öldüren yaşadıkları ahlaktan başkası değildir. Mehmet Akif Ersoy’un şu dizeleri bu hususu ne güzel ifade ediyor.

<<Gökten inmez bir de hiçbir şey bütün yerden taşar kendi ahlakıyla bir millet ölür yahut yaşar.>>

Bünyamin Doğruer

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM