Sosyal Medya

Makale

İktidar Neden Talep Edilir ( 3)

İktidar talep etmenin en meşru yolu, daha doygun ve tatminkar bir deyimle, iktidara giden yolda en çok meşruiyet devşiren zemin; halk kitlelerine ideolojik, politik ve ekonomik fikir ve söylem içeriklerini önermek, ikna etmek ve son tahlilde bunlara bağlı olarak rıza üretmektir. İktidar olma yöntemi ile iktidarda kalma çabaları aynı meşru zeminde buluşmak zorunda. İktidar talep ederken de önermek esastır, iktidar icraatlarına meşruiyet sağlamaya çalışmak da önermelerden başlamak zorundadır. Çünkü öneri yapılmadan ikna çabası gerçekleşmez. Öneri ve ikna çabası ancak doğru ve meşru zeminlerde rıza üretebilir. Demokratik siyasal düzenlerde, önermek, ikna etmek ve buna bağlı olarak rıza üretmek, adına siyaset denilen faaliyetin özünü oluştururlar.

Bir kez bu temel prensipler çerçevesinde elde edilen iktidar, Artık herkesin iktidarı olmaya adaydır. Bu temel demokratik prensipler etrafında oluşturulan iktidar, bu noktadan sonra, siyasi temsilliyet sorununu çözdüğü için ilke olarak herkese eşit mesafede durmak ve bu mesafeyi korumak durumundadır.

Totalde bütün halkın iktidarı olan bu temsili yapı artık, herkesin refahı ve özgürlüğü için, siyasal çabalarını yoğunlaştırır. Amaç, toplumun değişik siyasi ve ekonomik katmanlarının, olası ihtilaflarının önüne geçmek ve bir bütün olarak toplumun normalleşmesini sağlamaktır.

Tam da bu düzlemde toplumun ideolojik çelişkilerini kaşıyıp, buradan bir ayrışma ve dolayısıyla bir kutuplaşmanın tohumlarını serpmek değildir. İster inanç ister ideoloji ekseninde kutuplaştırılmış toplumlarda adalet, huzur ve refah tam anlamıyla tesis edilemez.

Önermek yerine tepeden buyurmak, ikna etmek yerine, ‘’benim söylediklerim doğrudur, sadece ben gerçeği ifade ediyorum’’ demek, hiçbir durumda sağlıklı bir rızanın üretilmesine hizmet etmez.

Önermek demek sadece demokratik davranış kültürüne işaret etmek demek değildir. Önermek her şeyden daha çok ve öncelikli olarak halka saygı duymak demektir. Ancak halkına saygısını kaybetmiş bir iktidar kendini önermek prensibinden imtina eder.

İkna çabası da çok değerli bir demokratik kültür geleneğidir. İnsan ancak değerli bulduğu varlıkları ikna etme çabasına girişir. Tam ikna tam bir kavrayış mutabakatının ön eşiğidir. Fikirleri ortak aklın ürünü haline getirmenin iknadan başka yolu yoktur. Birleşmenin, birlikte hareket etmenin ve ortak birleştiren duyarlılıklar üretmenin ikna da başka aracı ya da vasıtası yoktur.

Herkesin hem yüreğine dokunmak hem de zihnine ulaşmak ancak ikna çabasıyla olur. İkna çabası olmadan kuvvetli bir hareket birliği sağlanamaz. İkna çabası olmadan yaratıcı çözümlerin anahtarı bulunmaz.

Yukarıda ana hatları ile ifade etmeye çalıştığım demokratik kültürün, günümüzde aldığı biçimlere baktığımız zaman durum hiç iç acıcı değildir. Mevcut iktidarların neredeyse tümünü, halka bir şeyler dayatmanın daha kolay ve daha az maliyetli olduğunu düşünür. Topluma bir şey önermek, önerilen şeyi tartışmaya açmak ve bir ikna eşliğinde rıza üretmek pek rağbet görmüyor. Deyim uygunsa Kanun Hükmünde Kararnameler ve torba yasalar ile iş görmek daha cazip geliyor.

Tabii bu durumun yarattığı ya da vesile olduğu mağduriyetler o oranda artıyor ve çok ciddi biçimde can yakıyor. Evvel emirde bu tutum demokrasiden uzaklaşmak manasına gelir. Demokrasiden uzaklaşmanın ilk adımı da demokratik mekanizmaları işlevsizleştirmektir.

2002 yılında siyasal hayatımızda yerini alan AK Parti, Türkiye siyasetine reformcu, adil ve demokratik bir parti başlangıcı yaptı. 2002- 2013 yılları bu partinin tutarlı siyasi performansına sahne oldu. 2013 yılından sonra da AK Parti ne pahasına olursa olsun iktidarda kalma stratejisini benimseyince söz konusu reformcu, adil ve demokratik parti olma kimliği yavaş yavaş erozyona uğramaya başladı.( devam edeceğim)

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.