Sosyal Medya

Makale

Din Nedir?

Hayatın kendisi, engebeli bir yoldur ve insanın yürüdüğü bu yola din [ الدين ] denir. İnsanlar buna düzen veya sistem de derler. İbadet de inişli çıkışlı bu yolu düzlemek anlamına gelir. Abbede’t-Tarîk [ عبدالطريق ] yolun düzlenip gidilebilir hâle gelmesidir. İnsanlar buna da hayat mücadelesi derler. Buna göre insanları normal bir yaşamdan alıkoyan her tülü çukuru örtmek ve engeli aşmak kulluk görevidir. Buna da şerefini korumak, onuruyla yaşamak denir.

Hayattan kopuk, ayrı ya da onun bir parçası şeklinde ortaya çıkan din anlayışları, ilahi, yani tabi değil; beşeri kaynaklı ve üretilmiş anlamında sahtedir. Din, hayatın normal şekilde yaşanmasıdır. Özgür, eşit ve adil bir hayat sürmektir. İnsanı bu temel haklarından koparan her teşebbüs, bir aşırılıktır ve buna da tuğyan denir. Her tuğyan bir vebaldir. Ve bu vebali de ancak sanal, sahte dinler/sistemler üstlenir.

Hayatın sahibi Allah’tır. Yaratan ve hayat veren, koyduğu ölçülerle düzeni sağlayan ve belli bir sisteme oturtan da odur. O’nun emir ve yasakları, yaşamı bütünüyle kucaklar. Bu nedenle hayatın bir kısmına hapsedilmiş bir din olamaz. Bunu yapanlar, parçacı yaklaşmış olurlar. Nitekim bu kompartıman anlayış, eğer cehaletten kaynaklanmıyorsa genellikle bir tuzak/hile içerir. Ve kişinin açgözlülüğünden beslenir.

İnsana sadece ibadet şekilleri, özel gün ve geceleri kutlama ödevi veren bir din, boşluk doldurmaya yarar. İnsan yaşamında bu tür boşluklar, birilerinin menfaatine göre ayarlanmış sistemlerde olur. Bazen insanları sorgulayamayacakları şekilde meşgul etmeyi bazen de onları suni bir tatminle disipline etmeyi amaçlar. Bu nedenle güvenlik ve açlık sorunlarına rağmen, Allah’a yaklaşma çabalarının tamamı, ibadet değil, bilakis tam bir gösteriştir.

Kişiyi Kur’an’da sözü edilenler dışında gaybi tasavvurlarla bilemeyeceği bir alana çekmek, dinin sulandırılmasına sebep olur. Sulandırılmış bir din, oyuncağa dönüşür. Dinle oyun oynamak ise, genellikle şımarık ve küstah kişilerin işidir. Göz önünde gerçek sorunlar dururken soyut meselelerle gayba taş atıp toplumu oyalamak, arzularını ilah edinen bu kişilerin işine gelir. O hâlde yetim ve yoksullara öncelik tanımayan, emniyet ve adalet üzere bir temele oturmayan bütün söylemler, sadece sahibine itibar kazandırmaya yöneliktir.

Dinin bütün emirleri, insanın onurunu korumayı amaçlar. Buna hizmet etmeyen bütün yaklaşımlar, sâlih insanlar nezdinde mahkûm edilmelidir. İnsanın saadetini gözetmeyen ve ona barış ve huzur getirmeyen yorumlar, kabul edilmek ya da uygulanmak zorunda değildir. Dolayısıyla dinin aslı ile yorumları arasındaki farkı bilmek bir ihtiyaçtır.

Din, bütün insanlarla birlikte nefes aldığının farkında olmaktır. Bu fark, insanda sorumluluk doğurur. O hâlde biri havasız kaldığında paniklemek, müminin Rabb’ine olan saygısından kaynaklanır. Zira herkes mutlu olmadan huzur bulmak ve kalıcı bir barış sağlamak asla mümkün değildir.

İnsan, dinsiz yapamaz. Mutlaka bir şeylere inanır. Bunun suiistimal edilmesinin önüne geçmek için bir takım ölçüler konulmuştur. İslam, insanı sahte dinlerden kurtarmak için gelmiştir. Bu nedenle vahiy dışında insanı davet eden ve ondan itaat bekleyen her çağrı, arkasında birilerinin menfaatlerinin gizlendiği bir puta evrilmiştir.

Din, insanları ümmet yapar. Bir araya toplar. Bu yüzden müslümanları bölen, parçalayan her teşebbüs, reddedilmelidir. İnsanları eşit saymayan ve ortak mirasına sahip çıkmayan yaklaşımlar, gerçek dinden destek bulamazlar. O hâlde bölen, parçalayan her teşebbüs önce zihinlerde reddedilmelidir.

Din, gerçek tek bir ilahın (otorite) hâkimiyetini esas alır. Bu şekilde insanın hiçbir güç önünde eğilmemesini ister. İnsana boyun eğdiren her ne olursa olsun ona karşı çıkar. Nihayet bütün sahte tanrılar kullarından beslenir. Aslında beslediği tanrı insanın bizzat kendisidir.

Dinde helâl dairesi, keyfe kâfidir. Bu nedenle ibadetler sınırlı tutulmuş ve az sayıda haram belirlenmiştir. İnsanı küçük düşüren her şey, yasaklanmıştır. Kişinin haklarından mahrum kalması cehalet, bırakılması ise zulümdür. O hâlde helâle mesnet aramak, harama kapı açmak anlamına gelir. Zira zaruri olan haramın delillendirilmesidir.

Din, otorite, itaat, gidilen yol ve alınan karşılık anlamlarına gelir. Bu manada dinsiz hiç kimse yoktur. O hâlde Allah’ın otoritesini, O’na itaatin yolunu ve sonunda mükâfat ya da ceza vadini kabul etmek gerçek bir bahtiyarlıktır. Bütün bunlar, insanın Allah’ın nimetlerinden faydalanarak mutlu olması içindir. Başkalarının dolabına beygir ya da kendi arzularına esir olmakla Allah’ın yarattığı ölçülere teslim olmak nasıl mukayese edilebilir?

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.