Sosyal Medya

Makale

Kaç Kez Düştün Hayatta, Kaç Kez

Biliyor musun, göklerin melekutuna erişemedin, olanca saflığını kaybettin, kendine sağlam bir alan kuramadın, ortada kaldın...

İtildin, kakıldın, köklerin kurudu yenileyemedin, tükendin bu kahrolası beton ruhlu şehirde...

Her düştüğünde dua etmek ihtiyacı hissetmedin, Tanrının büyüklüğünü unuttun...

Lezzetlerin, hazların,kuşkuların, nefretlerin gölgesinde yaralı bir sokak köpeği gibi inlendin, kıvrandın...

Her düştüğünde sana uzanan şefkat elini teptin, tutmayı istemedin, varoluş ızdırabını tatmadın, hep geçici mutluluklara aldanıp ebedi mutsuzluğu satın almayı yeğledin...

Hep alevler üzerinde yürümeyi tercih ettin, kuytu köşelerde akıttığın gözyaşları da yetmedi söndürmeye o ateşleri...

Yüzünü hakikatlere döndürmek isteyenlere cephe aldın,düşman bildin...

Kapkara korkularım var diyordun oysa;yalnızım diyordun,ya bu hayatı yeneceğim ya da öleceğim diyordun...

Yenildin ve düştün tam bu sefil yaşamın orta yerine...

Defalarca...

Ağzında kan ve irin öylece tükürdün seni tüketen, senin üstünde zar atan,senin üstünde yükselen insanlara...

Mutlu olacağını sanmıştın bu soğuk şehirde tüm aynaları kırmakla...

Kırıp da ne oldu sanki; kendini kaybettin, unuttun,yalandan acılara sığındın...

Yeniden imanetmek, yeniden inanmak sırası yine sana gelmişti.

Ama inanmamakta ısrar ettin, önüne gelen nimeti teptin...

Senin umurunda bile değilmiş şu hayat yalanmış, gerçekmiş, geçmişi varmış,istikbali

varmış...

Kaldırımların yüksek kenarlarında yağmurları koklayarak tan,içinde umutsuzluklar büyüterek yaşayıp yaşayamadığını ne zaman fark edeceksin...

Yazık ettin hem de ne yazık...

Kendini kendinden koruyamadın,kendi varlığının kokusunu dahi alamadan hep düşüverdin...

Hakikatin acısını çekmek fırsatını kaçırdın...

Şimdi tercih ettiğin değişik tondaki acıları çekerken kalbinin, sokaklarında

yürürken bulmalıydın gerçek kimliğini...

Kim olduğunu...

Kendini...

Kendini görmek isteseydin hayatın çirkinlikleri sana engel olamazdı...

Düşmeden görecektin güzelliği...

İçini...

Kendini...

Kalbinin kanadığını anladığında ''-O-'' kapıyı bulup dönecektin...

Sırrı aralayıp,hayatın akan nehirlerine gark olup gidecektin...

Ama sen kibirli rüyalara daldın,kendinin yabancısı oldun...   

Artık kendi ruhundaki kazdığın kuyuya yorgun ve bitik aşkların la son kez düşebilirsin...

Benden hatırlatması!

Benim işim sadece uyarmaktır

Unutma!Hayat ışığı bir gün sönecek

Unutma,hayatın yedeği yoktur

Yanılgıların yangınından kurtulman gerekir

Şizofren hayatın ortasından çek al kendini

Önce adam gibi var ol. Köklerine dön.

Yok olmaktan korkma

Sormazlar mı adama ?

Var mısın ki yok olmaktan korkuyorsun?

Sahte mutluluklar seni aldatmasın.

Başkalarının cehenneminde cennet hayatı seni yanıltmasın.

Mutlu insanlardan hızla uzaklaş,dertli insanları bul.

Düştüğün yerden kalkmasını bil.  

Hem de düştüğün yeri öperek kalk ve yürü.İnsanlar ne dersin desin hedefine adım adım ilerle.

Unutma insan iyidir, insanlar değil...!

Hüzün sahibi ol.

Ben hüzünlerin peygamberiyim diyen ulu önderi unutma.

Bu yüzden bütün ışıkları yansın hüzünlerinin.

Güzel işlere imza at salih amel olsun yaptıkların.

Sonra kalbine danış.

Akleden kalbine

Sakın kalbine karşı mahcup olma.

İdrak acısı çek ve mutlak hakikati aramanın mücadelesini ver

Davayı Allah ta ve ölümsüzlük gayesinde tamamla.

Allah yar ve yardımcın olsun

Allah yar ya

Sakın unutma...

                    

 

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');
window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');