Sosyal Medya

Makale

Soma’dan sonra neler yapabiliriz?

Roma’da yaşadığımız facianın tekrar etmemesi en büyük duamız. Bir kere daha neler yapmalıyız, neler yapabiliriz sorularını güncellememiz gerekiyor bu bağlamda...

1- İşçi ve İş Güvenliği konusunda mevzuat açısından önemli adımlar atıldığı bir gerçek, 2012’deki İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çok önemli bir kazanımdı sözgelimi. Ama her şey mevzuattan ibaret değil. Soma’nın bize öğrettiği şey mevzuatın hayata geçmesi gerekirliği, mezkur kanunun işlerlik kazanabilmesi için, özellikle denetimlerin göstermelik olmaktan çıkması gerekiyor. Dünya Çalışma Örgütü’nün hazırladığı raporlarda, son 10 yılda artan iş kazaları üzerine ciddiyetle eğilmemiz gerekiyor. Bu konuda sadece devletin sorumluluğundan değil, özellikle sendikaların aktif denetiminden de bahsetmeliyiz. İşverenin başvurusuna terk edilmiş, prosedür gereği evrak üstünde kalmış sözde denetimler yetmiyor. Enerji Bakanlığının 114 madeni iş ve işçi güvenliği çerçevesinde kapatmış olmasının azımsanacak bir adım olmadığı ortada.

2- Maden faciası “taşeron firma”lar aracılığıyla yüklenilen işlerde cereyan eden iş kazalarına da yeniden dikkatimizi çekiyor. Hizmet alımı adı altında müteahhit firmaların maliyeti düşürme girişimleri, Hak-iş Sendikası Başkanı Mahmut Arslan’ın da haklı olarak dile getirdiği gibi, çoğu kez işçilerin güvenliğini, sosyal haklarını kötüleştiriyor hatta imha edecek seviyeye dayanabiliyor.   Ölümlü iş kazalarında maalesef Avrupa ölçeğinde ilk sıradayız. 

3- Her şeyi devletten beklemekle de olmuyor. İş güvenliği kültürü dediğimiz şey, toplumsal bir farkındalık olarak, hangi yaşta, hangi eğitimi almış olursak olalım, bilinçlenmeyi gerektiriyor, tüm toplum fertleri olarak. Bu duyarlılık ve bilinç, sadece iş kazaları meselesinde değil, gerçekleşebilecek tüm afetlere karşı da toplumsal bir uyanıklığı kapsayabilmeli. Başka toplumlar için “kriz yönetimi” dediğimiz şey, bizim günlük yaşamımızın, kültürel bir parçası doğallığında yürümeli.

4- Medyanın da sorumluluk bilinci çerçevesinde iş güvenliği ve işçi haklarını sadece facialar vukubulduğunda değil, her zaman zinde tutması için bir çabası olmalı. Kadın ve çocuk haklarında nasıl bir farkındalık seferberliği içindeysek, emek ve emekçinin değeri hakkında da seferber olabilmeliyiz. Yoksa iş işten geçtikten sonra afet bölgesinde reyting yarışı vermenin kimseye faydası yok...

5-Yardımlaşma ve dayanışma konusunda özverili bir toplumuz. Soma faicasının ardından da aynı vicdani hareket anında işe koyuldu. Ne var ki yardım meselesindeki koordinasyonsuzluk, sivil ve iyi niyet taşıyan adımları zaman zaman zorlaştırıyor. Yardımların adaletli ve sürekliliğe dönüşmüş bir dayanışma şeklini alabilmesi için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Milli Eğitim, Diyanet İşleri, Kızılay gibi kurumların koordine edeceği bir bilgi bankasına ihtiyaç var. Önümüz Ramazan... İnfak konusundaki duyarlılığın had safhaya çıkacağı bu günlerin beereketinden emekçi kardeşlerimizin yaralı aileleri istifade edebilmeli...

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.