Sosyal Medya

M. Ali Akbulut: Batı Asya'da çok yönlü savaş devam ediyor



Batı Asya'da çok katmanlı, çok yönlü ve bir o kadar da küresel boyutlu savaş bütün hızıyla sürüyor. ABD ve işgal rejimi İsrail'in İran'a yönelik savaşını askerî olarak görmek veya tek başına İran'a yönelik savaş olarak görmek, olayları anlamamak demektir. Savaş bütün yönleriyle devam ediyor. Asimetrik bir savaş. Hibrit bir savaş yaşanıyor bölgemizde.

ABD ve işgal rejiminin temsil ettiği cephenin, emperyalist ve Siyonist cephe olarak bölgeye yüklediği askerî savaşlarda istedikleri hedeflere ulaşamadılar. Şimdi yeni savaş taktikleriyle ve farklı stratejilerle yürütülüyor.

7 Ekim'i esas alarak, Aksa Tufanı sonrası Gazze'de savaş, askerî olarak istenilen hedeflere ulaşamadı. Psikolojik ve yıpratma şeklinde sürdürülüyor. Sözde garantör ülkelerle ateşkes sağlandı. Fakat yardımlar ulaştırılmadığı gibi, bölgede yapılan günlük saldırılar, Filistin direniş liderlerine ve kadrolarına karşı suikastlar sıradanlaşarak devam ediyor. Lübnan'da saldırı ve işgallerle istenilen hedeflere ulaşılamadı. Diplomatik olarak yürütülüyor. ABD başkanlığında, Roma merkezli İsrail-Lübnan doğrudan müzakere denilen baskı uygulama yöntemleri yapılıyor. İran'a askerî saldırılarda hedeflerine ulaşılamadı. Diplomasi ve ekonomik ağırlıklı yürütülmeye çalışıyor. İslamabad Mutabakatı ile başlayan, ardından ABD ekonomik ambargolarıyla devam eden bir savaş. Yemen'de kuşatma ve askerî olarak yürütülen strateji gerçekleşmedi; iç çatışma ve askerî yönlü yürütülmeye çalışılıyor. Suudi Arabistan ve BAE'nin Yemen'de iç savaş kışkırtmaları, işgal rejimi İsrail'in BAE ve Suudi Arabistan üzerinden Yemen'e yüklenilmek istenen kuşatılmışlık şeklinde devam ediyor. Ve Suriye. Adım adım işgallerle ilerletilirken, diplomatik müzakere yollu işgallerin meşrulaştırılması çabalarıyla devam ediliyor. Türkiye'ye yönelik ise medya üzerinden işgal rejimi İsrail'in çocuk katili soykırımcı yöneticilerinin yaptıkları açıklamalar, psikolojik olarak baskı yollu siyasetler bütün hızıyla devam ediyor.

7 Ekim Aksa Tufanı'nda yıllarca dünyanın bombasını atarak askerî yollarla istenilen hedeflere ulaşılamadı. Direnişin merkezi olarak nitelendirilen İran'da dinî lider, askerî kadro ve üst düzey yöneticilere yönelik suikastlarla irade kırma savaşı da başarılı olamadı. Emperyalist Siyonist çizginin Körfez ülkeleri başta olmak üzere Batı Asya coğrafyasındaki etki ve nüfuzu her geçen gün yok olmaya doğru gidiyor. ABD'nin bölgedeki askerî varlığı meşruiyetini yitirmiş durumda. Hatta Irak başta olmak üzere Körfez'deki güçlerin daha uzaklara çekilmesine tanık oluyoruz.

Fakat emperyalist Siyonist varlığı yok olmaya doğru giderken, emperyalist ve Siyonist anlayışa hizmet devam ediyor. Bölgede fitne siyasetleri, çatışmaların sıcak tutulmasına yol açıyor.

Yemen'de Suudi Arabistan ve BAE'nin doğrudan ve dolaylı işgalleri ve kuşatılmışlıkları, işgal rejimi İsrail'in siyasetlerine hizmet etmekten öteye de gitmiyor. 7 Ekim Aksa Tufanı'nda Yemen'in işgal rejimine yönelik fırlattığı füzeler, işgal rejimi İsrail ve destekçisi ABD bağlantılı gemilerin Kızıldeniz'de geçişlerinin durdurulması, Filistin direnişine verilen ve Filistinlilerin yüreklerini ferahlatan destek olarak görüldü. Filistin direniş sözcüsü Ebu Ubeyde'nin birçok kez Yemenlilere yönelik teşekkür mesajları da oldu.

2011 yılından bu yana Suudi Arabistan'ın Yemen'e karşı uyguladığı kuşatılmışlık ve ambargo, temmuz ayında Sana Havalimanı'na yapılan saldırıyla yeni boyut kazandı. Yemen'in bu saldırıya karşı misillemesiyle devam eden bölgedeki çatışmalar, Yemen'in bölünmüşlüğünü de gün yüzüne çıkardı. BAE'ne bağlı güçler, Suudi Arabistan'a bağlı yapı ve Ensarullah'a bağlı Yemen gibi oluşumlarla bu bölünmüşlüğü tanımlama yoluna gitmeye başladık. Hatta emperyalist ve Siyonist medya, Gazze direnişine desteklerini esirgemeyen Yemen'i "Husiler" diyerek ötekileştirme, "Zeydî" diyerek farklılaştırma, "İran vekil gücü" diyerek düşmanlaştırma yoluna giderken; Suudi Arabistan'ın yıllardır sürdürdüğü kuşatmayı unutturma, BAE'nin işgal ettiği ve işgal rejimi ile birlikte üs kurmaya çalıştığı Yemen topraklarının durumunu dile getirmeme yoluna gidilmeye çalışılıyor. Bunların da hibrit savaşın bir parçası olduğunu unutmamak gerekiyor.

Savaşın askerî alanda değil, algılar üzerinden yürütülmeye çalışıldığını dikkate alarak Yemen'i yeniden görmek gerekiyor. Yemen'i algılar üzerinden değil, sahada Gazze'ye verdiği destekler üzerinden, emperyalist ve Siyonist anlayışa verdiği savaş üzerinden değerlendirmek gerekiyor.

Kişileri ya da ülkeleri etnik kimliği ile mezhebiyle değil, emperyalist ve Siyonist anlayışa karşı verdiği mücadele ile tanımlama ve tanıma zamanıdır. Savaşın artık algılar üzerinden değil, sahada ve saha gerçekliği üzerinden değerlendirilmesi gerekiyor. Özellikle hibrit savaşın yaşandığı bölgede, emperyalist ve Siyonist çizgiye taraf olan, destek olan ile bu çizgiye karşı olan ve bu çizgi ile mücadele edenler olarak tanımlanması gerekiyor.

Çizgimizin doğru, duruşumuzun dik, mücadelemizin de etkili olması dileğiyle.

 

M. Ali AKBULUT

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.