Sosyal Medya

Ahmet Mercan: Sınavdayız



İnsan başıboÅŸ bırakılmamıştır. BaşıboÅŸ kaldığında en tehlikeli  canavardan daha ÅŸedit duruma evrilen varlık, kendi tarafından kıskıvrak teslim alınarak fünyesi çıkmış bombaya dönüyor. İnsana Rabb'i konumunu bildiriyor.

İhtiyacı olan temel bilgi ile onu donatmak istiyor ve bütün sorularına karşı açık izahlar sunuyor. Hak yolunu tavsiye ediyor Mevlâ.

Hayatı ve ölümü içine alan üst bir söylem, insanın yapısından toplumların devinimine kadar, bütün incelikleri insanın idrakine teklif olarak sunarken, yol ve yöntemler açısından önerileri de ihmal etmiyor.

Hakikati seçen insan için keyfince davranma durumu, kendi iç tutarlılığı açısından sıkıntılıdır. İnancı, fikri ve duygusu, davranış olarak aynı tutarlılığın ürünü olmaktan kaynaklanan bütünlüğü içerir.

Müslüman hayatı, statüye bakmaksızın bu bütünlüğü yansıttığı oranda makbul hale gelir. İnanan insan için hedefler kadar, hedeflere varma yolları da meşru olmak zorundadır. Bir başka söylemin böyle bir mecburiyeti yoktur.

İslam’ın tutarlılığı, yöntem ile hedef arasındaki uyumun zorunluluÄŸu, aynı zamanda ÅŸahsiyet bütünlüğünü koruma açısından büyük önen arz eder.

Diğer bir deyişle, hedef, yöntem ve niyet aynı duyarlılığın meşruiyeti ile hareket eder. İnsan için mahsurlu olanın toplum için de faydalı olmayacağı ilkesinden hareketle, iman bahsine ulaşan koruyucu ve bütüncül yapıyı öngörür.

İnsanlar her zaman aynı hedefleri paylaşmasa dahi, muhalefet etmek için meşru sebeplere sahip olmaları gerekir. Bu durum da müminin kendini denetlemesi, niyetini kontrol etmesini daha önemli hale getirir.

Aynı yol ve yöntemi kullanmayan, her biri farklı boyutta ihya hareketi içinde olan insanların, açık ilkeyle çeliÅŸmedikçe, birbirlerine yardımcı olmaları esastır. İslam’ın kendi içinde çoÄŸulcu bir yapıya cevaz verdiÄŸi ve bunun toplumsal imkân olarak, diÄŸer kültür yapılarını ihata etmede etkili olduÄŸu bilinen bir durum.

İslâm'ın uygulaması ne zaman kendi içinde çeşitliliğe imkân tanıdıysa, o oranda özgüvenin ifadesi haline geldi ve farklı toplum kalıplarını etkiledi. Ne zaman da kendi içindeki muhalefeti yok etmeye yöneldi, o zaman da varlığını tehlikeye atmıştır.

Müslüman kardeşi aleyhine bir yol seçemez.

Birlikte olmanın maslahatı ne ise, ayrılmanın da o olmalıdır. Bir başka ifadeyle, insanlar O'nun rızasını korumak için bir araya gelir ve yine aynı rıza doğrultusunda ayrılabilirler. Yetersizlikler, kişisel sebepler ayrılık nedeni olabilecek değerde değildir, olmamalıdır.

Bir "Kitap"ın çocuğu olmak, bir annenin çocuğu olmaktan daha kapsamlı, daha ihtişamlı ve büyüleyici bir durumdur.

Kelamullaha sahip olmak, gökleri tutan sütuna yaslanmaktır.

Dünyalık keyifler, ucuz hesaplar adına, çatallaşan niyetler üzerinden ayrılıklar meşru görülemez. Birliktelik için tarih üzerine düşen görevi sürekli hatırlatırken, modern dönem yapılanmaları uzun ömürlü olamamaktadır.

Uzun yol için yola çıkanlar, kısa bir süre sonra neden mitoz bölünme ile karşı karşıya kalıyorlar. Hayırlı bir eyleme matuf kurumlar, neden, zaman içinde aynı güzergâhı koruyamıyorlar? Üzerinde yeterince durmadığımız, eğitimin konusu haline getirmediğimiz nedenlerden ötürü sosyal ve siyasal hayatımız kısa koşulara mahküm oluyor.

Diğer bir sebep de gevşeyen dokunun yük taşıyamaz oluşu. Dünyanın insana çeşitli yönlerden sokulma becerisi her an devrededir. Çeşitli statüler elde edince kendinde güç vehmeden insanın Şeytanla iş birliğine girmesi kaçınılmaz hale gelir. Gevşek doku toplumsal refleksleri zayıflatmakla kalmaz, farklı bir körlük oluşturur. İktidara/güce "ne pahasına olursa olsun", sahip olma vehmi bu dönemde ortaya çıkar ve suni düşman üretme süreci de böylece devreye dâhil olur.

Her zaman, güçlü yerinden vurulur insan.

Eserine güvendiğinde veya bir başkasını küçümsediğinde ve ilkeleri tevile yöneldiğinde zaaflar oluşmaya başlar.

En küçük birliktelikten, üst yapılara kadar, içinde bulunduğumuz yapılanmalarda, işlerin şura ile yapılmaması ve sorumluluğun yanında yetkinin, aynı oranda verilmemesi, bariz yanIışlardan ikisi olarak dokumuzu hastalıklı hale getiriyor. İşlerin emanet ve ehliyet açısından dağıtılmaması yerine, yukarıya kör bağlılığın tercih edilmesi de ayrı bir zafiyet.

Sınanma, her an, bütün yönleriyle devrede.

Ve ölüm/ hesap günü, gittikçe daha yakın.

Ahmet MERCAN

 

Not: Bu makale, “İnsanı Geri Çağırmak” adlı eserden iktibas edilmiÅŸtir.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.