Sosyal Medya

Güzin Göksu: Ölünün arkasından uygulanan 7, 40 ve 52 ritüelinin kökenleri



Anadolu dindarlığında vahiyle şekillenen saf öğretiler ile örfi alışkanlıklar arasındaki sınır çoğu zaman belirsizleşir. Bu iki alan klasik bir Anadolu insanının zihninde birbiri içinde eriyen bir bütüne dönüşür. Tabi ki bu kavramsal iç içe geçmişliğin ardında coğrafyanın tarihsel belleğe kazınmış çok katmanlı ve kadim bir köken silsilesi yatmakta.

Her yeni inancın bir öncekinin izlerini tamamen silemediÄŸi Anadolu coÄŸrafyası metafizik kabullerin de en karmaşık kavÅŸak noktalarından biri haline geldi. Binlerce yıllık sosyokültürel tortunun üzerine eklemlenen örfi inançlar ve dini dokular zamanla ilahi olanla beÅŸeri olanı ayrılmaz bir düğümle birbirine baÄŸladı. Bugün din parantezinde icra edilen pek çok ritüel aslında Hitit'ten, Bizans'tan, Åžamanizm'den ve Mezopotamya'dan gelen geniÅŸ bir kolektif hafızanın güncel tezahürlerinden ibaret. Bu yoÄŸun katmanlaÅŸma hakk bilgi ile atalardan tevarüs eden Ã¶rf arasındaki sınırları öylesine silikleÅŸtirmiÅŸtir ki Anadolu insanı için gelenek çoÄŸu zaman dinin bizzat kendisi halini almıştır.

Bu kültürel katmanlaÅŸmanın en somut ve çarpıcı örneklerinden biri vefatın ardından gelen 7'si, 40'ı ve 52'si gibi kutsal kabul edilen sayısal ritüellerde saklıdır. İslam'ın özünde herhangi bir karşılığı bulunmayan bu periyotlar aslında bozkır geleneÄŸinden süzülüp gelmiÅŸ ve Anadolu'da kendine Ä°slami bir libas yani yeni bir kılık bulmuÅŸ Åžamanist Ã¶ÄŸretilerin ürünleridir.

Åžamanist gelenekte süne adı verilen ve insanın gölgesi olduÄŸuna inanılan bir spiritüel varlık bulunur. Süne'nin bedenden bir anda ve tamamen ayrılışı fikri kabul edilmez ve bu durum sancılı ve aÅŸamalı bir uzaklaÅŸma sürecidir. Eski Türk inancına göre süne bedeni terk ettikten sonra tam 40 gün boyunca dünyadaki evini sevdiklerini ve anılarını terk edemez. Kırkı çıkmak tabiri aslında ölen kiÅŸinin gölgesinin bu dünyadaki vadesini doldurup kesin olarak öte aleme göç etmesi için gereken süreyi ifade eder.

Süne 40 gün boyunca eskiden yaÅŸadığı evin etrafında dolaşır, sevdiklerini izler, kendi yatağına bakar ve yemek sofrasını da yemek zamanlarında ziyaret eder. Ne kadar tanıdık bir 'inanç' deÄŸil mi?

Süresi tamamlandığında uçmakluk olur. Yani uçup gider.

Süne yarı maddi bir varlık olarak kabul edilir. Yani acıkmasa bile anılma ve ikram edilme ihtiyacı hisseder.

O yüzden biz dizi yatıştırılma ritüeline ihtiyaç duyar ya da duyduÄŸu düşünülür :) EÄŸer 7. ve 40. günlerde ona aÅŸ yani yemek verilmezse huzursuz olacağına, evi rahatsız edeceÄŸine ve hatta bir erke yani hortlaÄŸa dönüşebileceÄŸine inanılır. Bu törenlerin tamamına da YuÄŸ töreni adı verilir.

Yani 7'si ve 40'ında yapılan mevlitlerde dağıtılan o etli pilavlar, helvalar aslında Süne'yi doyurmak, onu onurlandırmak ve bak seni unutmadık, artık huzurla gidebilirsin mesajını vermek içindir.

Anadolu halk inanışına göre vefatın üzerinden 52 gün geçtiÄŸinde cesedin halk tabiriyle burnunun düştüğü yani etin kemikten ayrıldığı an sayılır. Bedenin dünya formundan tamamen çıkıp toprakla bütünleÅŸtiÄŸi en kritik eÅŸiktir.

Benzer ÅŸekilde 7. gün ritüelleri Mezopotamya'dan baÅŸlayıp Orta Asya'ya uzanan yedi kat gökyüzü kültüyle doÄŸrudan ilintilidir. Ölümün ardından var olduÄŸu düşünülen spiritüel öz göğün her bir katmanını 1 günde geçer, geçtiÄŸi her katmandan sonra bir kademe daha arınır. 7. günde ise tüm katmanlar aşılmış olur ve Anadolu'da vefatın 7. gününde dökülen lokmalar aslında bu sözde antik kozmik tırmanışta spiritüel tarafa eÅŸlik eden bir nevi yol azığı niteliÄŸindedir.

Bugün vefatın 40. günü vb. düzenlenen mevlid ve dualar sanki İslami bir yöneliş ve hatta zorunlulukmuş gibi sunulur. Fakat Kuran anlatısında ölünün arkasından ritüel ya da okuma gibi bir şey zaten söz konusu bile değildir.

Dirilerle ölüler bir değildir. Kuşkusuz ki Allah, hak edene duyurur. Sen kabirlerin içindekilere asla duyuramazsın. (Fatır 22)

Kuran anlatısına göre ölüler beşer sözü işitemez, ev ziyaret edemez, yiyip içemez ve arkasından Kuran okunması diye bir uygulama yoktur, faydasızdır.

Anadolu dindarlığı atalarının dinine sıkı sıkıya bağlıdır. Standart bir Anadolu insanının zihnindeki din anlayışını değiştirmek imkansıza yakın bir zorluktadır.

Günümüzde Åžaman'ın yerini imam veya hocalar almıştır. Ritüelleri ise kabuk deÄŸiÅŸtirerek sanki İslam'ın parçası gibi kabul edilerek yerelleÅŸtirilmiÅŸtir. Åžamanın davul sesiyle imamın ÅŸarkılı sözleri arasına sıkışan bu katmanlı cehalet ancak akıl ve vahiy süzgecinden geçirilmiÅŸ radikal bir zihinsel devrimle aşılabilir. Aksi takdirde Anadolu ölülerini doyurmaya çalışırken kendi diriliÅŸini ıskalayan bir manevi nekropol olmaktan öteye gidemeyecektir.

Anadolu'nun genetik hafızasında yaşayan ve İslam kılıfıyla kamufle edilmiş tüm proto-Türk ve proto-Pagan inanç sistemleri bize bir ayeti hatırlatmıyor mu?

Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun." denildiği zaman, onlar: "Hayır! Biz, atalarımızdan gördüğümüz şeylere uyarız." derler. Ya ataları akıllarını kullanmayan ve doğru yolu bulamamış kimselerse? (Bakara 170)

 

Güzin GÖKSU

https://guzingoksu.com/olunun-arkasindan-uygulanan-7-40-ve-52-rituelinin-kokenleri

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.