Sosyal Medya

Marshall yardımıyla silahlara veda eden yatırımcı; Şakir Zümre



Siyonist emperyalist anlayış doğrudan öldürmüyor. Bazen makamdan ediyor, bazen maldan ediyor, bazen itibardan ediyor ve bazen de doğrudan öldürüyor. Bu yöntem, tehdit ve tehlikenin nasıl ve niceliğiyle ilgili. Yaşadığımız ülkede, Siyonistlerin arkasında olduğu, doğrudan bağlantılı bulunduğu karanlık olaylar, hızla kapatılan bir daha açılmasının istenmediği dosyalar raflarda tozlanmaya devam ediyor.

Kamuoyunda bilinmeyen ya da unutturulmaya çalışılan olaylar, kişiler ve kimlikler var ki; nereden tutsan Siyonist emperyalist izlere rastlıyoruz. Bu dosyalardan birini daha hatırlamak ve hatırlatmak istiyoruz.

Bu dosya öyle sıradan değil. Biraz malından, biraz itibarından ve genel olarak hayallerinden, umutlarından suikasta maruz kalan biri. Devletin bilerek ya da bilmeyerek müdahil olduğu bir dosya. Daha doğrusu, devletin ideolojik makas değiştirmesinde kendini göstermede etkin olduğu bir dosya.

Büyük ve etkili silahların üretildiği fabrikanın soba üretimine dönüştürüldüğü bir dosyadan bahsediyoruz. Siyonistlerin kollarının devlet eliyle neler yapabileceğini göstermesi açısından önemli bir dosya.

Evet, kimden bahsediyoruz? Ve tabii ki; Şakir Zümre'den.

Osmanlı toprakları içinde iken bağımsızlığını ilan eden Bulgaristan sınırlarında yer alan Varna'da 1885'te dünyaya gelen Şakir Zümre, eğitim için gittiği Cenevre'de liseyi ve hukuk eğitimini alarak doğduğu yer Varna'ya geldiğinde Bulgaristan bağımsızlığını ilan etmiştir. Bulgaristan'da Türk milletvekili olarak meclise girer. Bir dönem Bulgaristan meclisinde görev alır. Osmanlı lehine faaliyetlerde bulunduğu gerekçesiyle tutuklanır. Mustafa Kemal'le Bulgaristan'da askerî ataşe olarak görev yaptığı dönemde tanışır. Tanışmasına da akrabası olan Fevzi Çakmak aracı olur.

Hukukçu olduğu kadar çok başarılı girişimcidir. Osmanlı'nın ihtiyaç duyduğu silah ve mühimmatları temin etme, ihtiyaç duyduğu uzmanları Anadolu'ya göndermede etkin görev üstlenir. Birinci Dünya Savaşı bitmiş, Osmanlı dağılmış. Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Yeni kurulan Türkiye'nin hem silaha ihtiyacı vardır hem yerli yatırımcıya ihtiyacı vardır.

Kendisine yapılan davetle Türkiye'ye gelir. Davet yapan Mustafa Kemal'dir. İstanbul, Haliç'te ilk yerli savunma sanayisinin temellerini atar. Yıl 1925'tir. KurmuÅŸ olduÄŸu Zümrezade Åžakir Bey'in Madeni EÅŸya Fabrikası kısa zamanda Türkiye'nin ihtiyaç duyduÄŸu silahları üretecek kapasiteye ulaşır. Çünkü gelirken yanında uzman kadro da getirmiÅŸtir. ÜrettiÄŸi ürün ya da mühimmatlarda neler yok ki… Henüz uçağı olmayan ülke, uçak bombaları üretecek düzeye gelmiÅŸtir. 100 kg'dan 1000 kg'lık uçak bombaları üretecek ve yurt dışına satacak seviyeye çıkmıştır. Uçak bombalarından gemilerden atılacak bombalara kadar her seviyede bombalar, el bombaları, aydınlatma, iÅŸaret fiÅŸekleri, mayınlar gibi ürün ve mühimmat çeÅŸitleri çok geniÅŸ olmuÅŸtur. Ürün çeÅŸitleri arttıkça yurt dışında müşterileri de artar.

Avrupa'dan Polonya, Yunanistan, Bulgaristan önemli müşteridir. Fakat asıl müşteri, daha doğrusu üretilen silahlar için önemli siparişler Suriye ve Mısır cephesinden gelmektedir. O dönemde Filistin direnişi ile işgalci Siyonistler de bu durumdan rahatsızdır. Buna engel olmak için yoğun bir çaba gösteren Siyonist çeteler, diplomatik ve siyasi bir yol bulmuştur. O dönemde Türkiye batıya yaklaşma siyaseti izlemektedir. Bunu bir fırsata çevirirler. ABD Dışişleri Bakanı George C. Marshall hem asker kökenlidir hem de ciddi bir Siyonist savunucusudur. İşgal rejimi İsrail devlet olma bildirisini ilan ettikten sonra ABD ilk tanıyan ülke olur. George C. Marshall ise dönemin ABD Dışişleri Bakanı olarak yeni kurulan Siyonist rejim İsrail'in tanınması yönünde yoğun bir diplomasi yürütür. İsrail'in tanınması için yürüttüğü çabalar yeterli gelmez; Filistinlilere ve bölgedeki Arap ülkelerine silah sevkiyatı yapan ülkeleri kontrol etmek ve bu ülkelerdeki silah üretimini durdurmak adına bir plan yaptırırlar.

Adına Marshall Yardımı diyecekleri plan kapsamında, Şakir Zümre'nin silahlarına artık ihtiyaç yoktur diyerek o devasa savunma sanayisinin bel kemiği niteliğindeki üretim durdurulur. Fabrika kapanmaz, silah üretimi durdurulur.

İyi de kapanmayan silah fabrikası ne yapacak diye sorabilirsiniz haklı olarak...

O büyük silah fabrikası bir günde silah üretimini durdurur ve üretim bandı soba üretim fabrikasına dönüştürülür. İstanbul'da her yıl 29 Ekim Cumhuriyet törenlerinde sergilenen Şakir Zümre silahları bu kez Şakir Zümre sobalarının yüklendiği kamyonla halka gösterilir.

Şakir Zümre silahları artık Marshall Yardımı kapsamında üretilmez; savunma sanayimiz ABD ve NATO'ya bağımlı hale gelir. O gün bugündür, savunma sanayimiz ABD ve NATO'ya bağlıdır. Neticede Marshall yardımları kapsamına girmişizdir. Programa dahil edilerek parasını da ödediğimiz silahları ve uçakları almakta zorluk çekeriz.

Siyonist oyunlar kapsamında hem malı hem itibarı giden Şakir Zümre, o tarihten sonra soba fabrikası sahibi olarak hayatını sürdürmüştür; ama umutları tükenmiş, hedefleri yok olmuş, itibarı elinden alınmış, sadece Ticaret Odası'nda üye olarak hayatını sürdürür. 1966'da vefat eder. Soba fabrikası ise 1970'te tamamen kapanır.

Şakir Zümre bir dönem ülke savunma sanayisinde etkin olur, bir dönem ülkenin ısınmasına yardımcı olur. Sonuçta mı? Siyonist emperyalist anlayışın görünmeyen oyunlarında kamuoyunun görmediği dosya raflarda kalmaya devam eder.

Hatırlamak ve hatırlatmak, ibret almak ve öğüt almak dileğiyle.

M. Ali AKBULUT

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.