Sosyal Medya

Veysel Tepeli: Sahip Çıkmak veya Zimmetine Geçirmek



Geçen hafta Bosna’daydım.

Birkaç arkadaşla birlikte, Uluslararası Gazze Konvoyunun ön hazırlıklarını yürütüyorduk.

Cumartesi günü Fransa, Hollanda, Almanya, İtalya, Cezayir ve daha pek çok ülkeden insanlar gelmeye başladı.

Gayrimüslim katılımcıların sayısı neredeyse Müslümanlar kadardı. Duruşları son derece sahici, samimiyetleri bir o kadar etkileyiciydi.

Neden buradasınız?” sorusuna verdikleri cevap netti:

Gazze’de bir katliam var. Mazlumun dini, dili, ırkı sorulmaz. Bebekler ölürken biz evimizde nasıl rahat oturabiliriz ki?”

Her şey yolunda giderse tam 4 hafta boyunca yollarda olacaklar.

Sıcağa, toza, toprağa göğüs gerecekler.

Geceleri çadırda yatacak; kimi zaman susuz, kimi zaman hijyenden uzak kalacaklar.

Üstelik tartaklanma, hatta hapse girme ihtimalini bile göze alarak yürüyorlar.

Sayıca çok fazla değiller belki... Ama çıkardıkları ses, nüfusu milyonları bulan Müslüman ülkelerin cılız fısıltılarından çok daha gür çıkıyor.

Bir avuçlar; fakat Müslüman coğrafyalardaki yüz binlerden daha fazla korkutuyorlar Siyonistleri.

Çünkü samimiler.

Çünkü hesapsızlar.

Peki ya biz?

Ne yazık ki az bir kısmı hariç, Türkiye’deki İslami STK’lar Gazze konusunda hâlâ elle tutulur, dişe dokunur bir irade ortaya koyamadı.

Sadece Gazze de değil; Doğu Türkistan, Suriye, Irak, Arakan... Hiçbirinde beklenen o gür sesi, o birleştirici gücü göremedik.

Çünkü herkes kendini Gazze’nin biricik "hamisi" sanıyor.

Ne yazık ki Gazze’ye sahip çıkmak yerine, onu kendi zimmetine geçirmeye çalışıyor.

Oysa Bosna’da bir araya gelen o rengârenk kalabalık bize çok önemli bir hakikati haykırdı:

Gazze sadece ümmetin derdi değil; insanlığın ortak acısıdır.

Bu zulme tek başına kimse çözüm üretemez. Ancak insanlık olarak hep beraber el attığımızda bu çarkı durdurabiliriz.

Bir de işin "sivil" olma boyutu var.

Bugün "Sivil Toplum Kuruluşu" adı altında faaliyet gösteren yapıların çoğu ne yazık ki hiç de sivil değil. Eylem yapmak bir yana, neredeyse adım atmak için bile bir yerlerin ağzına bakıyor, icazet bekliyorlar.

Açık konuşalım: Bugün devletler ve resmî mekanizmalar Siyonizmin kıskacında veya diplomatik dengelerin esiri durumunda.

Onlardan Siyonizm’le dişe dokunur bir mücadele beklemek en hafif tabiriyle saflık olur.

İşte bu yüzden Siyonizm’le ve onun şımarık çocuğu İsrail’le mücadele etmek için gerçekten sivil olmak gerekiyor.

Devletler engeller çıkaracak, biz insani reflekslerle mücadele edeceğiz.

Siyaset durdurmaya çalışacak, biz insanlık vicdanını yollara düşüreceğiz.

Çünkü vicdan icazet almaz; samimiyet sınır tanımaz.

Veysel TEPELİ

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.