Abdulaziz Tantik: İnsan İlişkilerinin Ontolojik Temeli: Adalet, Güven ve Kolaylaştırma Üzerine Bir İnceleme
Giriş: İlişkilerin Dört Boyutlu Yapısı
İnsanın varlık âlemindeki konumu, dört temel iliÅŸki biçimi üzerinden ÅŸekillenir. Bunlar; insanın ‘Rabbiyle olan iliÅŸkisi, ‘ ‘kendisiyle olan iliÅŸkisi’, ‘diÄŸer insanlarla olan iliÅŸkisi’ ve ‘yaratılmış varlık, doÄŸa ile iliÅŸkisi’dir. İnsanın Rabbiyle iliÅŸkisi hamd ve tevazu (sınırlarının farkındalığı) üzerine kuruluyken, kendisiyle olan iliÅŸkisinde temel kıstas vicdandır; çünkü vicdan, insanın doÄŸru istikamette yürümesini saÄŸlayan içsel bir pusuladır. Ancak insanın diÄŸer insanlarla kurduÄŸu sosyal iliÅŸkinin merkezinde yer alan anahtar kavram ‘adalettir’. İnsanın varlıkla kuracağı iliÅŸki ise ‘eÅŸitlik’ üzerine bina edilecek olandır. Bu dört iliÅŸki türü birbirinden kopuk deÄŸildir; aksine birbirini besleyen ve bütünleyen bir yapıya sahiptir.
1. Bir Denge ve Hakikat Arayışı Olarak Adalet
Adalet, sadece hukuki bir terim deÄŸil, “bir ÅŸey ne ise o olarak ona hakkını hikmetle iade etmek” anlamına gelen tam bir ‘denge’ halidir. İnsan iliÅŸkileri bu adalet terazisi üzerine inÅŸa edildiÄŸinde, toplumsal hayatın devamlılığı için en kritik unsur olan ‘güven’ tesis edilebilir olacaktır. Güvenin olmadığı yerde çatışma, kargaÅŸa ve “bütün kötülüklerin anası” sayılabilecek olan (negatif) şüphe baÅŸ gösterir.
Adaletin ikamesi, muhatabın inanç durumuna göre iki temel mekanizma ile yürütülür:
Müminler arası ilişkide: Mahiyeti vahiy (şeriat) belirler.
Mümin ile mümin olmayan arasındaki ilişkide: Belirleyici unsur (ahit) sözleşmedir.
Taraflar bu sözleşmelere sadık kaldığı sürece adaletin zemini korunmuş olur. Adalet, patronun işçinin hakkını vermesinden, yöneticinin halkına zulmetmemesine; işçinin patronuna ihanet etmemesinden, yönetilenin dürüstlüğüne kadar her alanı kapsayan geniş bir şemsiyedir. Ezcümle adalet, her alanda ve zeminde ve kişide varlık kazanması gereken temel bir hassadır.
2. Adaletin Metodolojisi: Kolaylaştırmak ve Sevdirmek
Adaletin hem bireysel hem de sosyal psikolojide bir zemin bulabilmesi için Hz. Peygamber’in “kolaylaÅŸtırınız, zorlaÅŸtırmayınız; sevdiriniz, nefret ettirmeyiniz” ilkesi esastır. Bu ilke, adaletin sadece bir sonuç deÄŸil, bir süreç ve üslup meselesi olduÄŸunu gösterir. Bir ÅŸeyi baskıyla veya otoriter bir icbarla yaptırmak adaleti ortadan kaldırır; çünkü gerçek adalet, kiÅŸinin kendi iradesi ve rızasıyla hareket edebileceÄŸi özgür bir zemin gerektirir.
Kolaylaştırma ve sevdirmeyi merkeze alan bir yaklaşım:
- Muhatabın güvenini kazanmayı sağlar.
- İnsanın kendi imtihanını herhangi bir aldanışa yer vermeden, sahici bir şekilde vermesine imkân tanır.
- Toplumsal iliÅŸkileri “selam” (barış ve güven) üzerine kurar.
Eğer bir yönetici veya birey, kolaylaştırması gerekirken zorlaştırırsa, aslında adalete ihanet etmiş sayılır. Bu bağlamda sevdirmek ve kolaylaştırmak, ilişkinin ontolojik temelini inşa eden epistemik bir unsurdur.
3. Sosyal Adalet ve Hak Etme Kavramı
Sosyal dokunun saÄŸlıklı kalması, “hak etme” ilkesinin korunmasına baÄŸlıdır. Kaynaklara göre, istismara kapalı bir sosyal hayatın sırrı, bir insana hak etmediÄŸini vermemektir. Hak edilmeyen bir ÅŸeyi birine vermek adaletsizlik olduÄŸu gibi, o kiÅŸiyi şımartmak ve aldatmak anlamına da gelir.
Öte yandan kolaylaÅŸtırmak, ekonomik iliÅŸkilerde de kendini gösterir. ÖrneÄŸin; borcunu ödeyemeyecek durumda olan birine süre vermek veya borcunu bağışlamak hayatı kolaylaÅŸtıran bir eylemdir. Bu durum, muhatapta bir teÅŸekkür meyli uyandırır; teÅŸekkür etmeyi öğrenen insan ise Allah’a hamd etmeyi öğrenir. Böylece insanlar arasındaki yatay iliÅŸki, dikey bir boyuta taşınarak insanın Rabbiyle iliÅŸkisini de iyileÅŸtirir, güzelleÅŸtirir.
4. Kültürel Zaafiyetler ve Özgürlük Alanı (Mubah)
Günümüz kültüründeki eksiklikler ve dengesizlikler karşısında insan, kolaylaÅŸtırma ilkesini bir sorumluluk olarak üstlenmelidir. EÄŸer mevcut kültürde bir bilgi eksikliÄŸi veya zaaf varsa, ona “bilgi sunmak” veya “yeni bir kültür ihdas etmek” de bir kolaylaÅŸtırmadır.
Dini ve ahlaki yaşamda üç temel alan vardır:
1. Emirler (Sınırlı)
2. Yasaklar (Sınırlı)
3. Mubah Alan (En geniÅŸ alan)
İnsanın asıl imtihanı ve iradesini sergilediÄŸi yer bu geniÅŸ ‘mubah alanıdır’. Bu alanda iyiliÄŸi ve güzelliÄŸi yükseltmek, insanı Allah’a yakınlaÅŸtırır. Bu noktada üslup hayati önem taşır; insanlara “kâfir, münafık, fasık” gibi etiketlerle hitap ederek onlara bir deÄŸer katmak mümkün deÄŸildir. İliÅŸkinin mahiyeti, hitaptaki yumuÅŸaklık ve sevecenlik üzerine kurulmalıdır. Bu noktada kiÅŸi ile kiÅŸinin eylemi arasındaki mahiyet farkını idrak etmek elzemdir.
Sonuç
İnsanın diğer insanlarla ilişkisi, sadece hukuki kuralların soğuk bir uygulaması değildir. Adalet, bu ilişkilerin iskeletini oluştururken; kolaylaştırma ve sevdirmek onun ruhunu ve zeminini teşkil eder. Bir insan, başkalarının hayatını kolaylaştırdığında aslında hem kendi vicdanına karşı sorumluluğunu yerine getirmiş olur hem de toplumsal barışın (selam) inşasına katkı sağlar. Sonuç olarak, sahici ve güzel bir yaşamın imkânı baskıda değil, adaletin merhametle harmanlandığı bir kolaylaştırma ahlakındadır.
Abdülaziz TANTİK

Henüz yorum yapılmamış.