Sosyal Medya

Abdulaziz Tantik: Vicdan ve İnsan Ruhunun Mimarisi: Kendiyle Yüzleşmenin Ontolojisi



1. Bölüm: Varlık Katmanları ve İnsanın Ontolojik Yapısı

Varlığın çok katmanlı yapısı ile insanın çok katmanlı yapısı arasında birebir bir iliÅŸkinin varlığı tartışılmaz görülmektedir. ‘İnsanın küçük evren, evrenin büyük insan’ olarak betimlendiÄŸi bir zeminde varlıktaki çoÄŸul yapının insanda da mevcut olduÄŸunu söylemek doÄŸru olana isabet ettirir. Ayrıca kiÅŸinin kendisini gözlemesi, kendi iç hiyerarÅŸisini fark etmesi, kendi içindeki farklılıkları kavraması da bu çoÄŸul yapıyı iÅŸaret eder. Sevgi, nefret ve birçok duygusal veya fenomenal olaya karşı farklı tepkilerin verilebildiÄŸi bir zeminde bu çoÄŸul yapı kendisini göstermektedir…

İnsanın varlık âlemindeki konumunu anlamak, öncelikle onun çok katmanlı yapısını kavramayı gerektirir. İnsanın Rabbiyle kurduÄŸu iliÅŸki, sadece teolojik bir baÄŸ deÄŸil, aynı zamanda onun kendisiyle, diÄŸer insanlarla ve doÄŸayla kurduÄŸu tüm iliÅŸkilerin kurucu zeminidir. Bu iliÅŸki ağı içerisinde insan tanımı yapılırken, onun “külli varlığı” içindeki çoÄŸul yapısı dikkate alınmalıdır. İnsan, kendi içinde bir “öteki” ile iliÅŸki kurabilen bir varlıktır; bu da onun içinde bir çoÄŸulluÄŸun barındığının en somut kanıtıdır.

Bu çoÄŸulluk, insanın yaratılış sürecindeki “özü” ile yeryüzündeki “mevcudiyeti” arasındaki farktan doÄŸar. Geleneksel tabiriyle Zat, Hüviyet, (Åžahsiyet) ve Enniye (benlik/ego) kavramları bu katmanları açıklar:

Zat: İnsanın yeryüzüne inmeden önceki, asli ve ilahi katmandaki değişmez gerçekliğidir.

Hüviyet (Şahsiyet): insanın asli özü ile yeryüzündeki varlığını aynı zeminde buluşturan ve ona göre şekil alan bir özellik taşır. Bu asli özün yeryüzündeki varlık kazanmış halidir. İnsanın yeryüzünde somutlaşan, ahlaki ve hukuki sorumluluk alan karakteridir.

Enniye (Benlik/Ego): Dünyevi özelliklerin; arzuların, tutkuların ve sahiplik duygusunun merkezidir. Varlıkla iliÅŸkiyi ve iletiÅŸimi saÄŸlayan, tavır aldıran ve tepki gösteren bir boyut olarak öne çıkmaktadır. O yüzden Ego disipline edilmeli ve dizginlenmelidir. Bu dizginlenmeyi ÅŸahsiyet üzerinden yapmak ve zat ile baÄŸlantılandırmak onu asli zeminine yaslandırmış olur. 

İnsanın yeryüzüne gönderilmesi bir imtihan sürecidir ve bu süreçte insanın asli amacı, kendi özündeki o ilahi gerçekliği koruyarak yeryüzünde varlığını ikame etmesidir. Bu noktada şahsiyet, zat ile enniye/ ego arasında kilit bir rol oynar.

2. Bölüm: Bir Hakem Olarak Vicdan ve Benlikle Yüzleşme

İnsan, kendisiyle olan hesaplaÅŸmasını ve yüzleÅŸmesini ancak ‘vicdan’ aracılığıyla gerçekleÅŸtirebilir. Vicdan hem kalbin hem de ruhun duygusal bir zemin olarak varlık kazandığı, somut karşılığı olmayan ama ahlaki tezahürleri en güçlü olan alandır. Bir insana “vicdanlı” dediÄŸimizde, onu sıradan çıkarların ötesine taşırız; onun yalan söylemeyeceÄŸine, haksızlık etmeyeceÄŸine ve kötülüğe kapı aralamayacağına dair bir güven tesis ederiz.

Vicdanın en temel fonksiyonu, Enniye (benlik) ile Åžahsiyet arasındaki iliÅŸkide bir “hakem” rolü üstlenmesidir. Benlik; doÄŸası gereÄŸi dünyevi zenginlik, ÅŸan, şöhret, makam ve mevki peÅŸinde koÅŸar. Vicdan ise bu arzuların hangi meÅŸruiyet dairesinde gerçekleÅŸeceÄŸini belirleyen bir süzgeçtir. EÄŸer vicdan, benliÄŸi sürekli sorgular ve onu arınmaya (tezkiye) davet ederse, ortaya adaletli, hakkaniyetli ve ahlaklı bir insan çıkar. Vicdan, insan özünün/Zatının hakikati üzere kendi çoÄŸul yapısını bu öze uygun ÅŸekilde yaÅŸamasını saÄŸlamak için soyutlama kabiliyeti ile beslenmiÅŸ ve hakikat ve tezahürünün farkındalığına sahip Zat’ın özünün objektif bir koÅŸul ile kendi çoÄŸul yapısını denetlemesine zemin oluÅŸturur. 

Buradaki ilişki iki yönlüdür:

1. Aşağıdan Yukarıya: İnsanın kendi iradesiyle vicdanına yaslanması, benliğini disipline etmesi ve bir ahlak inşa etmesi, Rabbiyle kuracağı ilişkinin mahiyetini belirler.

2. Yukarıdan AÅŸağıya: İlahi rıza ve zat ile kurulan iliÅŸki, ÅŸahsiyetin gücünü artırarak onun benlik üzerindeki hâkimiyetini saÄŸlar. Åžahsiyetin gerçek gücü, dünyevi unsurlardan deÄŸil, “yukarıdan”, yani zat ve Ulûhiyet ile kurulan ilahi rıza eksenli baÄŸdan gelir.

3. Bölüm: Sonsuzluk Arzusu ve Ahlakın Somutlaşması

İnsanın en temel özelliklerinden biri, sürekli “bir fazlasını” istemesidir. Bu bitmek bilmeyen arzu; mal, mülk, makam veya tanınma isteÄŸi ÅŸeklinde tezahür edebilir. Ancak bu durumun ontolojik bir sebebi vardır: İnsana ilahi bir ruh üflenmiÅŸtir ve o, kendi özündeki sınırsızlığı/sonsuzluÄŸu bilmektedir. Yeryüzündeki sınırlılıklar içerisinde var olan insan, ruhundaki o enginliÄŸi aradığı için dünyevi sınırları hep aÅŸmak ister. Bu arayış imtihan ölçeÄŸinde negatif veya pozitif/iyi ve kötü boyutlara sahiptir. 

Bu sınırsız olma isteÄŸini dünyada dengeleyecek ve ahlaki bir zemine oturtacak yegâne unsur ‘vicdani ahlaktır’. Modern psikoloji dahi artık bu manevi süreci ve ahlaki olgunlaÅŸma aÅŸamalarını keÅŸfetmeye baÅŸlamıştır. İnsanın ÅŸahsiyeti, ancak bir tecrübeler silsilesi ve olgunlaÅŸma süreciyle inÅŸa edilebilir. Bu inÅŸa süreci statik deÄŸil, sürekli güçlendirilmeye ve derinleÅŸtirilmeye açık bir yapıdadır.

Sonuç olarak, vicdanın güçlenmesi insanın somut ahlaki eylemleriyle doÄŸrudan iliÅŸkilidir. Haramlardan sakınmak, helallere yönelmek, iyiliÄŸi çoÄŸaltmak ve kötülüğe karşı durmak gibi somut çabalar vicdanı besler. Güçlü bir vicdan, benliÄŸin saÄŸlıklı bir ÅŸekilde geliÅŸmesini saÄŸlar ve insanın Rabbiyle kurduÄŸu “ilahi rıza” iliÅŸkisinin hayatın her alanında belirleyici fonksiyonunu sürdürmesine vesile olur. İnsanın kendisiyle kurduÄŸu bu derin iliÅŸki, nihayetinde baÅŸkalarıyla ve doÄŸayla kurduÄŸu iliÅŸkinin de niteliÄŸini belirleyen yegâne ölçüttür.

İnsan, kendi çoÄŸul yapısını bütünlük içinde idrak ederek bunu ÅŸuura dönüştürebilmesi ile kendi ÅŸahsiyetini inÅŸa eder. Böylece sürekli kendisini dışarıdan denetleyecek bir vicdan ile kendi muhasebesini yaparak daha iyiye ve doÄŸruya yönelik hakikat ile sahici bir baÄŸ kurarak kendi varlığının ilahi amacını gerçekleÅŸtirme yolunda emin adımlarla yürümeye baÅŸlayacaktır. 

Abdülaziz TANTİK

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.