Sosyal Medya

Mücahit Bilici: Amerikan siyasetindeki sarsıntılar

Amerikan siyasetinde büyük sarsıntılar yaşanıyor. Bunların başında Amerikan halkında Siyonist terör örgütüne karşı yaşanan tarihi uyanış geliyor. Gazze’deki soykırım bütün bir kuşağı gerçeklere uyandırdı. Demokrat Parti içindeki önseçim yarışında Demokratik Sosyalist adayların başarısı da önemli bir gelişme ve büyük Amerikan uyanışının bir parçası olarak okunmalı.



Amerikan siyasetinde büyük sarsıntılar yaÅŸanıyor. Bunların başında Amerikan halkında Siyonist terör örgütüne karşı yaÅŸanan tarihi uyanış geliyor. Gazze’deki soykırım bütün bir kuÅŸağı gerçeklere uyandırdı. İran’a saldırı perdeyi yırttı. Amerika’yı soykırımcı bir terör örgütünün kölesi yapan ve Amerikan demokrasisini çürüten lobi ve odaklar, ülkeyi İran’a karşı savaÅŸa sokarak bütün kibir ve sahtekarlıkları ile kendilerini faÅŸ ettiler. Saf bir kötülük ve on yıllarca devam etmiÅŸ ÅŸeytani bir aldatma artık doÄŸal sınırlarına ulaÅŸtı. Trump bile yoruldu onlara kölelik yapmaktan.

Bir Yahudi-üstünlükçü silah olarak kullanılmaktan başka bir fonksiyonu kalmayan antisemitizm suçlaması artık çöp oldu. Antisemitizmden bahsedenlerin antisemitizm gibi bir dertlerinin olmadığı anlaşıldı. Nitekim Batı toplumlarında sahte antisemitik saldırılar organize etmek suretiyle hem mağduriyet devşirmek hem de baskı kurma stratejisi uyguluyorlar. Para vererek adi suçlulardan antisemitizm histerisi üreterek Batı toplumlarını kölelikte tutma çabaları artık çuvala sığmayan mızrak gibi. Bugün artık netleşmiş olan gerçek şudur: Onbinlerce çocuğun ve sivilin katledilmesini mümkün kılmak ve insanlığa karşı suçları görünmez kılmak için kullanılan bir silahtan başka birşey değildir antisemitizm suçlaması. Aktif olarak Siyonizm karşıtı olmayan (Yahudi veya değil) hiç kimsenin antisemitizmden söz etmeye ahlaken hakkı yoktur.

Özetle, ırkçı bir ideoloji olan Siyonizm ve onun terör örgütünün insanları katlederken bile maÄŸdur rolü oynadığı propaganda tiyatrosu artık iÅŸlemiyor. Goyimin gözüne indirilen perde yavaÅŸ yavaÅŸ kalkıyor. Artık herkes her ÅŸeyi görüyor. OrtadoÄŸu’da soykırım yapan terör örgütü Amerikan halkının ve Amerikan demokrasisinin düşmanıdır. Siyasileri satın alınmış, istihbarat örgütleri ve ordusu tecavüze uÄŸramış olsa da Amerika’nın halkı gerçekleri görüyor.

Terör örgütü bu son hamlesini yaparken halkı kaybetse de elinde tutacağı bir siyasi-askeri ÅŸiddetin Amerika’ya hükmetmek için yeterli olacağını düşündü. Zaten artık önümüze çıkanı ezeceÄŸiz diye düşündükleri için kendileri de gizliden manipülasyon modundan doÄŸrudan tehdit moduna geçtiler. İran’da istediklerini yapabilseydiler bugün bütün dünyanın patronu gibi konuÅŸan bir terör örgütü görecektik. Yine de genel stratejileri bu istikamette devam ediyor. Artık Amerika’dan doÄŸrudan para yardımı almayacaklar, Amerikan ordusuna bir köle ordusu olarak doÄŸrudan hükmetmeyi mümkün kılacak istihbari-askeri entegrasyon için yasa yaptırıyorlar. Amerika’nın bütün mahrem kurum ve bilgilerini terör örgütüne vermeyi zorunlu kılacak bir yasal düzenleme için piyonları harekete geçmiÅŸ durumda. Bununla ileride Amerikan polis ve askerini Amerikan halkıyla çatıştırıp iç savaÅŸla Amerika üzerindeki hakimiyetlerini sürdürmek isteyecekler.

Ayrıca terör örgütü örtük biçimde Amerika’yı nükleer silahla tehdit ediyor. Daha da önemlisi bütün insanlığı Samson seçeneÄŸi adını verdiÄŸi bir tehdit ile yani herkesi nükleer bir katliam ile tehdit ediyor. İnsanlık tarihi saldırganlıklarla doludur. Ancak bu denli bir psikopatlık görülmemiÅŸtir.

Literal olarak insanlıktan nasibini almamış böyle ilkel bir kabilecilik kendini tanrı, bütün insanlığı ise köle ve düşman olarak görüyor. Sorun böyle bir zihniyetin bir süper gücü ele geçirmesidir. Avrupa’da ortaya çıkan bir hastalık, bir ırkçı-üstünlükçü ideoloji, OrtadoÄŸu’ya cebir ve hile ile enjekte edilmiÅŸtir. Kötülükten lezzet alan bir terör örgütünün aslında bir politik kanser olduÄŸu her geçen gün daha çok insana aÅŸikâr oluyor. Åžimdiden kanserin yayılacağı coÄŸrafyayı ve bulaÅŸacakları ülkeleri (Türkiye, Mısır vd) açıkça tehdit etmekten çekinmiyorlar. Fakat İran savaşında tokadı yediler. Sırada Amerikan halkının sillesi var. EÄŸer ikinci bir 11 Eylül ile önünü almak yoluna gitmezlerse o da gelecek. Bütün bir insanlığı tehdit eden bu psikopat örgütün insanlık namına tasfiye edilmesi gerekiyor.

Amerikan halkı ÅŸunu görmeye baÅŸladı: Bugüne kadar İslam korkusu enjekte eden odakların asıl amacı Amerika’yı sömürmek ve Filistin’de iÅŸgal ve katliam yapan politikaları meÅŸrulaÅŸtırmakmış. Bu üçkağıdın anlaşılması, Amerika’nın muhafazakâr ve dindar kesimi baÅŸta olmak üzere tüm kesimlerinde İslam’a ve Müslümanlara daha bir merak ve sempatiyle yaklaÅŸma eÄŸilimini doÄŸurdu. Aslında bütün bir İslam karşıtı histerinin doÄŸrudan bir ÅŸekilde terör örgütünün fabrikasyonu olduÄŸu açığa çıkıyor. İslam fobisi siyonist iÅŸgali örten bir sis bombası olarak kullanılmış. Vaktiyle Pat Buchanan Amerikan kongresinin de Filistin toprakları gibi “siyonist iÅŸgali altındaki topraklar” olduÄŸunu söylerken herkesin bildiÄŸi ama kimsenin telaffuz etmeye cesaret edemediÄŸi bir gerçeÄŸi dile getiriyordu.

Gariban Müslümanları itham ettikleri her şeyi meğer kendileri yapıyormuş da oradan bilip projekte ediyorlarmış. Mesela, ortada fol yok, yumurta yokken şeriat korkusu yaratıp anti-şeriat yasa yaptıranların aslında kendi şeriatlarını ve/ya üstünlüklerini herkes için kanun hükmüne getirdiklerini öğreniyoruz. İşte bu şeytani propaganda büyüsü bozuluyor, Amerika uyanıyor.

Demokrat Parti içindeki önseçim yarışında Demokratik Sosyalist adayların baÅŸarısı da önemli bir geliÅŸme ve büyük Amerikan uyanışının bir parçası olarak okunmalı. Mamdani’nin baÅŸarılı performansı karşısındaki çaresizlik, Müslüman adayların aktif siyasette yer alma konusundaki artan istek ve baÅŸarıları da Amerika’yı lobi ve terör ile kontrolü altına almış olan örgütü rahatsız ediyor. Terör örgütüne karşı olmak gittikçe tabu olmaktan çıkıyor. Korku ve sindirme statükosuna yenik düşmüş olan her iki parti de alttan gelen dip dalgaya karşı gittikçe zorlanıyor.

Bununla beraber geçen günkü önseçimlerde artan Müslüman aday görünürlüğünü çok abartmamak lazım. Çünkü New York gibi metropollerdeki trendler ülke genelinde aynı ÅŸekilde yankı bulmaz. Yine de yeni kuÅŸağın bu ilk dalgası demokrasi ve statükonun deÄŸiÅŸimi noktasında ümit verici. Bu arada önseçimde adaylığı kazanan Demokratik Sosyalist isimlerden biri (Darializa) CUNY’de verdiÄŸim Amerika’da Müslüman kimliÄŸi konulu master/doktora dersinde öğrencilerimden biriydi. Hak savunuculuÄŸundan siyasete geçiÅŸ yapmış. Dominikli genç, cesur ve hakperest bir aktivist idi. Ayrıca birkaç yıl önce de Müslüman olmuÅŸ. Artık Amerikancaya dahil olan tabirle “inshallah” muvaffak olur. Amerika’nın çehresi post-siyonist bir yenilenmeye doÄŸru tabandan yukarıya doÄŸru deÄŸiÅŸiyor. Müslümanlar da bu deÄŸiÅŸimin önemli ama küçük bir parçası.

Mücahit BİLİCİ

https://serbestiyet.com/gunun-yazilari/amerikan-siyasetindeki-sarsintilar-242788/

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.