Sosyal Medya

Mehmet Beyhan: Ağaçlara borcumuz var



Bir coğrafyanın bereketi, en çok ağaçlarının sessizliğinde saklıdır. Çünkü ağaçlar, çoğu zaman fark etmeden içinde yaşadığımız büyük bir nimettir. İnsan, yanında yaşadığı ağacın aslında onun sayesinde yaşadığı hayatı taşıdığını çoğu zaman unutur.

Bir ağacın gölgesi sadece serinlik değil, bir hayat alanıdır. Kuşların sesi, toprağın nemi, rüzgârın dengesi hep o sessiz varlığın içinden geçer. Ağaç, insanın hayatla kurduğu en eski ve en sade bağdır.

Bir orman ise sadece aÄŸaçlardan ibaret deÄŸildir. Toprağın suyu tutuÅŸu, iklimin dengesi, canlıların birbirine baÄŸlı hayatı… Hepsi tek bir sistemdir. Bu sistemde bir halkayı koparmak, yalnızca bir aÄŸacı deÄŸil, bütün bir dengeyi sarsar.

Fakat bu büyük düzen, düşündüğümüzden daha kırılgandır. Bir kıvılcım, bir ihmal, bir anlık dalgınlık… Yüzyılların kurduÄŸu dengeyi bir anda deÄŸiÅŸtirebilir. İşte orman yangını, sessiz baÅŸlayan bir acının adıdır.

ÇoÄŸu zaman büyük acılar küçük zannedilen ihmallerden doÄŸar: söndürülmemiÅŸ bir izmarit, yarım bırakılmış bir ateÅŸ, savrulan bir kıvılcım…

Doğa, küçük diye bilinen hiçbir şeyi küçük karşılamaz. Çünkü toprağın hafızası vardır ve bir ormanın sessizliği, o küçük ihmalin büyümesiyle bozulur.

Bir kuÅŸun yuvası… Bir karıncanın yolu… Toprağın altındaki binlerce hayat… Hepsi aynı ateÅŸin içine düşer ve geriye yalnızca sessizlik kalır.

ÇoÄŸu zaman “aÄŸaç yandı” deriz. Hâlbuki yanan hayatın kendisidir.

Kuşlar sabah yuvalarından çıkar, yavrularına döner. Ama yangından sonra döndüklerinde yuva yoktur, yol yoktur, ses yoktur. Bir kuş, başka bir ağaç bulabilir ama kaybettiği yavrusunu bulamaz.

Bu yüzden mesele yalnızca kaç hektarın yandığı değil, kaybolan hayatlardır.

Bugün gölgesinde oturduÄŸumuz aÄŸaçlar, bizden önceki insanların bize bıraktığı emanetlerdir. Onlar korudu, biz devraldık. Åžimdi aynı sorumluluk bizim omuzlarımızdadır. Yarın çocuklarımıza ya gölgesinde oturacakları ormanlar bırakacağız ya da küle dönmüş hatıralar… Medeniyet, yalnızca ÅŸehir kurmak deÄŸil, aynı zamanda hayatı korumaktır.

AÄŸaçlara borcumuz var ve bazı borçlar, ancak emanetleri koruyarak ödenir. Yaz mevsiminin baÅŸlangıcında bu satırları kaleme alışım, insanın kendisi dışındaki hayatlara karşı duyduÄŸu sorumluluÄŸun bir yansımasıdır. Amacım bir suçlamak ya da kaygı uyandırmak deÄŸil, aksine, çevreye dair bir farkındalığın kalplerde yeniden yeÅŸermesine küçük de olsa bir katkı sunabilmektir.

Bu yazıyı okuyan herkesten ricam, bu duyarlılığı çoğaltmanızdır. Çünkü bazen bir cümle, bir kalbi, bir kalp de bir bilinci uyandırır. Belki küçük bir paylaşım, farkında olmadan bir başka insanda yeni bir dikkat doğurur.

Unutmayalım ki, Rabbimiz samimiyetle yapılan en küçük çabayı bile karşılıksız bırakmaz. Bazen güzel bir niyet, bir söz ya da bir uyarı, hiç umulmadık yerlerde bir iyiliÄŸe dönüşür. Bizden istenen büyük sözler deÄŸil, küçük ama ihlaslı adımlardır. Belki de en önemlisi: dünyayı deÄŸiÅŸtirmek deÄŸil, dünyaya karşı sorumluluÄŸumuzu unutmamaktır. AÄŸaçlar emanet… Emaneti koruyalım.

Mehmet BEYHAN

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.