Sosyal Medya

Veysel Tepeli: Diyanet Vakfı Ne Yapar?



Türkiye Diyanet Vakfı (TDV), son 20 yıldır Yurtdışı yardım/kurban organizasyonları yapıyor.

Arkasında devletin kurumsal gücü, elinde ise muazzam bir finansal ve lojistik potansiyel var.

Ancak sahaya çıkıp yakından baktığınızda, karşımıza çıkan manzara ne yazık ki bu devasa imkânlarla örtüşmüyor.

Yurt dışındaki pek çok organizasyonuna şahsen şahit olmuş biri olarak sormadan edemiyorum:

Bu köklü vakıf, onca yıla rağmen yardım organizasyonlarında gerçekten yeni, özgün ya da kalıcı ne üretti? Hangi yapısal eksikliği tamamladı?

Tabii genelleme yapmak yanlış olur, yurtdışında gördüğüm TDV personelinin, saha tecrübesi ve koordinasyon yeteneğini yeterli görmedim.

Bugün TDV'nin yurt dışında yaptığı ya da yapmaya çalıştığı klasik yardım faaliyetlerini hakkıyla yapan onlarca sivil toplum kuruluşu var.

Hatta dürüst olmak gerekirse, bazıları bu iÅŸi Diyanet Vakfı’ndan çok daha profesyonel, seri ve etkili bir ÅŸekilde yürütüyor.

Oysa Diyanet Vakfı’nın elinde, dünyadaki hiçbir yardım kuruluÅŸunun sahip olmadığı, eÅŸi benzeri bulunmaz bir güç var: Camiler.

Ne yazık ki bugün camilerimiz, kurumsal hafızada sadece cuma namazları çıkışında "para toplama merkezi" olarak konumlandırılmış durumda.

Cemaatin cebine bakan bu sığ anlayış, caminin İslam medeniyetindeki asıl merkez rolünü gölgeliyor.

Camiler, toplumsal şefkatin ve yardımlaşmanın kalbi olabilecek bulunmaz birer fırsat alanıdır.

Bu ülkede camisi olmayan tek bir mahalle, tek bir köy bile yok. Bundan daha güçlü bir ağ olamaz.

Şimdi hayal edelim: Diyanet Vakfı, şehirlerin stratejik noktalarından seçeceği merkez camilerin altına, yanına ya da bahçesine modern aşevleri kursa... Buralarda düzenli, sıcak ve taze yemek çıkartıp ihtiyaç sahiplerine dağıtsa, iddia ediyorum bu ülkede yatağa aç giren tek bir insan kalmaz.

Bununla da yetinilmeyebilir. İmkânı olan cami külliyelerinde barınma alanları, bu yapılamıyorsa bile sokakta yaşayan ya da evinde imkânı olmayan mahallelinin gidip kişisel temizliğini yapabileceği, kıyafetlerini yıkayıp ütüleyebileceği ücretsiz banyo ve çamaşırhaneler kurulsa fena mı olur?

Uzak coğrafyalara gidip, yerel dinamiklerini tam bilmediğimiz topraklarda kurban kesme yarışına girmektense; kendi mahallemizdeki çaresize, evsize, aç insana dokunmak çok daha anlamlı, çok daha fıkhi ve vicdani bir öncelik değil midir?

Peki, Diyanet Vakfı yurt dışından tamamen elini eteğini mi çeksin?

Elbette hayır. Ama orada da rol çalmak yerine, "rolünün hakkını" vermeli. DiÄŸer STK’ların yapamayacağı, sadece TDV’nin kurumsal kapasitesine yakışan iÅŸlere odaklanmalı.

Örneğin, zorluk ve baskı altında yaşayan Müslüman topluluklar için, onların kendi yerel dillerinde, tahrif edilmemiş, doğru kaynaklardan üretilmiş Kur'an-ı Kerim mealleri ve temel dini eserler basıp ücretsiz dağıtabilir.

Kültürel emperyalizme karşı muazzam bir baraj kurabilir. Ya da o bölgelerin dini rehberlik ihtiyacını karşılamak adına, yerel halktan seçilecek insanları yerinde eÄŸitip veya Türkiye’ye getirip nitelikli birer imam ve hoca olarak yetiÅŸtirebilir.

Sözün özü; koli dağıtmayı, kurban kesmeyi, kuyu açmayı bırakın sahanın uzmanı olan diğer dernek ve vakıflar yapsın.

Diyanet Vakfı, elindeki devasa potansiyelin farkına vararak camileri birer sosyal şifa merkezine dönüştürmeli.

Çünkü sahada sıradan bir yardım kuruluşu gibi davranmak, bu vakfın taşıdığı misyona da, harcadığı bütçeye de haksızlıktır.

Muhtaçlar uzaklarda bir yerlerde değil; her gün önünden geçtiğimiz, içgüdüsel olarak sadece namaz kılıp çıktığımız o mahalle camilerinin hemen yanı başında bekliyor.

Veysel TEPELİ

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.