Abdulaziz Tantik: Aradalık Çıkmazından Şahsiyetin İnşasına: Nifak ve İhlasın Hakikati
GiriÅŸ: Bir “Aradalık” Hikâyesi Olarak Nifak
Münafık, bir aradalık içinde varlık kazanır. Çünkü kendisi ne o tarafa ne bu tarafa yaslanarak varlık kazanır. O hep kendi çıkarını ve gücün belirleyiciliğini kabullenerek hayatını sürdürmek zorunda kalır. Bu durum onun karakteristik yapısını kaotik bir zemine taşır. İşte bu kaotik zemin karakter yapısını zedeler ve güvensizlik belirginlik kazanır.
Nifak, basit bir ikiyüzlülükten öte, insanın varoluÅŸsal bir “aradalık” halidir. Nifak; “biraz öyle, biraz böyle görünme”, gücü nerede bulursa oraya yönelme ve kendi çıkarlarını her ÅŸeyin merkezine koyma hali olarak öne çıkar. Bu durum, kiÅŸinin sabit bir noktasının (sabitesinin) olmaması anlamına gelir ki, bu “kaypak zemin” münafığın en belirgin özelliÄŸidir. Münafık, aslında bir ayrıştırma ve parçalanma hikâyesinin öznesidir; zira o hem iç dünyasında hem de dış dünyasında bir bütünlük arz edemez.
Nifakın Karakter Analizi: Kaypak Zemin ve Güvensizlik
Münafıklığın temelinde ciddi bir karakter problemi yatar. Bu bir “karaktersizlik” veya halk aÄŸzıyla “yanardönerlik” olarak nitelendirilir. Münafığın hayatında bir “sabite” olmadığı için, her türlü sıfat ona yüklenebilir; ancak hiçbir deÄŸer onda kök salamaz. Hadis-i ÅŸeriflerde de belirtildiÄŸi üzere münafığın üç temel alameti (konuÅŸtuÄŸunda yalan söylemesi, sözünde durmaması ve emanete ihanet etmesi), aslında onun ne kadar güvensiz bir zeminde durduÄŸunun ispatıdır.
Bu tipoloji, gücü tanrılaştıran bir yapıya sahiptir. Münafık için belirleyici olan hakikat değil, güçtür. Güçlünün yanında yer alarak kendini ayağa kaldırmak, onun hayatta kalma stratejisidir. Bu bağlamda münafık, bir kâfirden (inkârcıdan) daha tehlikeli ve tedavisi güç bir noktadadır. Çünkü kâfirin duruşu nettir ve bir gün aydınlanıp iman etme ihtimali vardır; fakat münafık, her güce göre renk değiştirdiği için samimiyetten tamamen uzaktır.
Sosyolojik ve Psikolojik Bir Vakıa Olarak Nifak
Nifak sadece dini bir kavram değil, aynı zamanda psikolojik ve sosyolojik bir vakıadır. Bencil, sadece kendini düşünen ve çıkarları için her türlü kılığa giren insan tipi, her kültürde ve dönemde mevcuttur. Siyasette, ekonomide veya aile hayatında münafık tipolojisiyle karşılaşmak mümkündür. Siyasette ilkesizce yer değiştiren, ekonomide daha büyük bir çıkar gördüğü an sözleşmesini bozan veya aile içinde sürekli karışıklık çıkaran bu yapı, toplumsal güveni kökünden sarsar.
Münafık, toplumsal yapı içinde bir “habis ur” (kötü huylu tümör) olarak nitelendirilmeyi hak eder. Münafık, girdiÄŸi her ortamda nifak tohumları eker, fitne çıkarır ve iÅŸleri bozmaya çalışır (yapbozcu özellik). Güven telkin etmediÄŸi için de aslında yalnızlığa ve sevgisizliÄŸe mahkûmdur; bu durum onu psikolojik olarak travmatik ve huzursuz bir karakter haline getirir.
Çoğul Kimliklerin Karmaşası ve Tevhidin Birliği
Günümüzde nifak, post modernliÄŸin getirdiÄŸi “çoÄŸul kimlik” maskesi altında da kendini gösterebilir. KiÅŸinin her ortamda farklı bir maske takması, bir sabitesinin olmaması nifakın modern bir yansımasıdır. Oysa mümin, “tek parça” olan kiÅŸidir. Bu teklik, Allah’ın Ehadiyetinden (Tevhid) gelir. Müminde karakter, ÅŸahsiyet, davranış ve ahlak tektir.
“Hem Müslüman’ım hem de İslam ile taban tabana zıt bir ideolojinin mensubuyum” demek, aslında bir inançsızlık ve nifak iÅŸaretidir; çünkü bir insan aynı anda iki zıt zeminde duramaz. İman, sadece dille söylenen bir söz deÄŸil, kalbe yazılması gereken bir dürüstlük ve samimiyet mührüdür.
Nifaktan Kurtuluş Yolu: El-Emin Olmak ve İhlâs
Nifak karanlığından kurtulmanın yegâne yolu “emniyet” ve “sıdk” (doÄŸruluk) kavramlarından geçer. Bir insanın nifaktan arınması için öncelikle kendisine “emin” vasfını kazandırması gerekir. Hz. Peygamber’in vahiy gelmeden önce kazandığı “El-Emin” sıfatı, her insan için ulaşılması gereken temel bir hedeftir.
İhlâs (samimiyet) ise amellerin ruhudur. Bir amel, ancak ihlâsla yapıldığında “salih amel” olur ve insanı kurtuluÅŸa (salaha) erdirir. İhlâs sahibi bir insan, her an Allah’ın huzurunda olduÄŸu bilinciyle hareket eder (ihsan) ve gizli-açık her yerde tutarlıdır. Münafıklıktan korunmak için duygularda, düşüncelerde ve eylemlerdeki “ikilikten” vazgeçmek ÅŸarttır.
Sonuç
Nifak, insanı hem dünyada hem de ahirette derin bir çukura çeken, ÅŸahsiyeti parçalayan ve toplumsal huzuru yok eden habis bir hastalıktır. Bu hastalıktan kurtuluÅŸ, çıkarları deÄŸil ilkeleri merkeze almakla, “emin” bir ÅŸahsiyet inÅŸa etmekle ve her türlü amelde “ihlâsı” gözetmekle mümkündür. Mümin, hayatın her alanında “tevhid” ilkesini kuÅŸanarak tek parçalı, güvenilir ve sarsılmaz bir karakter sergilemek zorundadır. Aksi takdirde, ‘aradalık’ çıkmazında savrulup gitmek kaçınılmazdır.
Münafıklık bir karakter olarak toplumsal yapıyı yapı bozumuna uğratır. Sosyal barışı yok eder. Sosyal güveni zedeler. Şahsiyetin bozukluğu yüzünden kendisine yönelik emniyet duygusunu yitirir ve sürekli travmatik bir zemin üzerinde hayatını sürdüreceği için hep sosyal yapıyı zedelemeye devam eder. Bu mikroptan kurtulmak için sağlıklı bir karakter ve güven verici bir şahsiyet asli unsurdur.
Kurtuluş, özgüven sahibi bir karaktere sahip olmak ve çıkar öncelikli bir yaşamı terk ederek anlam merkezli bir hayatı işlevsel kılmaya çalışmaktan geçmektedir.
Abdülaziz TANTİK

Henüz yorum yapılmamış.