Murat Sayımlar: Savaşa Niyet Etmek
Belki de ömrün sonlarına yaklaştığımız günlerde, ruhu sükûnete, nefsi itminana erdirebilmenin anlamını, önemini daha bir yakinen hissediyor insan. Bu durum, bunları elde etmek için bir ömürde yapılan birçok şeye rağmen ortaya çıkıyor.
Zannımca bana mahsus bir hal de değildir bu. Onca şeyle uğraşıpta, o boşluğun dolmadığını, arananın bulunamadığını hisseden nice susuzların aradığı lezzetli bir su gözesi gibi olsa gerek.
Basit, küçük fakat içince kandıran, ab-ı hayat misül bir su gözesi. Bir yudum içelim ve canlanma başlasın. Kökten yapraklara doğru suyun yürüdüğü gibi zihne ve ruha su yürüsün. İçtikçe etkisini arttırsın, diriltmeye devam etsin. İtminana eren nefs, özden, çevreye doğru itminanının meyvelerini paylaşsın. Paylaştıkça etraf yeşermeye, itminanı artmaya devam etsin.
Fakat bunların olması için; karmaşık, zor, gücümün yetmediği, anlamadığım ve yönetemediğim şeylerle uğraşmayayım. Bilmediğim, emin olmadığım bilgilerin ve tekliflerin peşinden gitmeyeyim. Zihnen, fiilen dâhil olmadığım süreçlerin nesnesi olmayayım.
Sınayamadığım bilgileri ve önerileri öylece kabul etmeyeyim. Sınamalarım, kendi ölçeğimde ve hayatımda olabilsin ki, bilgiye, kendime ve önerene karşı güven kazanabileyim. Sınamalarım da teyit ölçülerinden birisi tatminim olsun. Öneriye, önerene ve sınama sonucuna ilişkin içimde bir huzur ve eminlik duygusu oluşsun. Yani, içinde olmadığım, anlamadığım, hissetmediğim, yarar görmediğim, güvenmediğim, tatmin bulmadığım süreçlerin, ilişkilerin, hayatın içerisinde olmayayım.
İşte bunun için, bunları sağlayacak inançlarım, özgüvenim, imkânlarım, yeteneklerim, kaynaklarım ve kararlarımın diri kalması, özgürce kullanabilmem ve tasalluta uğramaması gerekiyor. Bundan sonra insanların anlamadıkları, az anladıkları ve deneyip, emin olmadıkları şeyleri benimle paylaşmalarına izin vermemeye kararlıyım.
Herhangi bir hesaba dayalı ÅŸekilde benim üzerimde etki oluÅŸturmalarına, manipüle etmelerine izin vermemeye kararlıyım. Velev ki bunlar, bizden kimseler, en yakınlarım ya da “ortak deÄŸerleri” paylaÅŸtığımız kimseler olsun.
Allah’a dönmeye yaklaÅŸtığımız bu demlerde, hesabını benim vereceÄŸim bu hayatı; fıtratım üzerinde inÅŸa edebilmem için bana destek veremeyen ve hatta hamakaten ya da ihaneten köstek olanlara, en azından bu durumda yol arkadaşı olarak bakamam. Fakat olabilmek için var gücümle çalışırım. Halini fark etmeden hakkımı gasp edenlere, bilmeyerek bile olsa hukukumu çiÄŸneyenlere karşı teyakkuzda olurum.
Hesabını benim vereceğim hayatı, Sahibinin yarattığı fıtrat üzere yaşamamı desteklemeyip, bilerek ya da bilmeyerek engelleyenlere karşı saygılı olamam, hamasete ve romantizme prim veremem. Zira geri dönüşü ve telafisi olmayan bir demde sonu olmayan bir hayatın niteliğini belirleyecek bir anlam ve öneme haiz bir durumu konuşmaktayız. Biliyorum ki bunları yapabilmem ancak benim bir öz farkındalığa, irade beyanına ve güce sahip olmamla mümkün olabilir.
Hepsinin potansiyeline sahibim. Bununla birlikte, bunları yerli yerinde kullanabilmek gayretimin yanı sıra, benim olanları hukuksuz tüketmek gayretinde olanlara karşı direncim ve mücadelem de büyük önem taşımaktadır.
Ayrıca bugüne kadar ki tecrübelerim de göstermektedir ki bu bir hal meselesidir. Yani gırtlaktan aşağı inmemiş bilgi faaliyetleri; nedeninden, niyetinden, usulünden ve neticelerinden emin olunmayan sosyal ve siyasal faaliyetler bu hususa pek fayda getirmemekte hatta tersine fonksiyon icra etmektedir.
Şunun yarar getireceğine kanaat sahibi oldum. Sahih ve özgür bir pozisyonda durayım.
Kararlarımı bu pozisyonda alayım ve uygulayayım. Zihni ve ruhi kontrolü kaybedeceğim; izleyip, sahihliğini ve etkinliğini anlayamayacağım; sınayıp, işe yararlığından emin olamayacağım ölçeklerdeki süreçlerden, tekliflerden, ilişkilerden uzak durayım.
Bunu, nefsimi tezkiye edebilmek, hakikatlerin farkına varmak, güçlenmek ve hayatımı inşa etmek için ihtiyacım olan bir hale ulaşabilmek sebebi ile yapayım.
Dedim ya, basit ve küçük bir gözeden bir yudum su içerek buna başlamanın gerekliliğine inanıyorum. Artık iki kavramı esas alıp, bunun; kendi nefsimde ve çevremde kavgasını vererek işe başlamak gerektiğini düşünüyorum.
Gözedeki diriltici su misali gibi olan bu kavramlar, SAYGI VE ADALET kavramlarıdır.
Varlığıma ve varlık nedenime, Allah’ın kulu olmak saygınlığıma, fıtraten sahip olduÄŸum hukukuma, bana emanet verilen kaynakları, kendi hedeflerim için özgürce kullanmama, fıtratıma uygun çerçeveme, ÅŸakileme uygun tercihlerime, sürecime, mücadeleme, sorumluluklarıma, kök iliÅŸkilerime ve benzer hususlara karşı.
Kendimin, kendime ve çevreme yaptığım saygısızlık ve adaletsizlikler başta olmak üzere; hiçbir insan, kurum ya da unsurun; hiçbir biçim ve yöntemle, bana ve diğer bütün insanlara ve unsurlara saygısızlık ve adaletsizlik yapmalarına engel olmak, yapmamalarını sağlamak mücadelesinden bahsetmekteyim. Fonksiyonsuz ve etkisiz, romantik ve faydasız laflardan ve faaliyetlerden değil; etkili bir fiili hal mücadelesinden bahsetmekteyim.
Bir sürü etkisiz ve anlamsız karmaşayı kutsamış ve bunun dışında bir halin nasıl inşa edilip, tesirinin nerelere ulaşabileceğini bilmeyen, benim zihnim ve nefsim de başlangıçta, şu anda sizinkilerin verdiği muhtemel tepkileri verdi. Ancak ben artık bunların haklı ve doğru tepkiler olmadığını biliyorum.
BaÅŸlıkta yazılan gibi, savaÅŸa niyet etmek vakti geldi. Elbette savaşımız insanlarla ve kurumlarla olmayacak. Stratejik eksenimiz olan “saygı ve adalet” çerçevesinde; maruz kaldığımız davranışlar, iliÅŸkiler ve durumlarla olacak. İzlenimlerimi, tecrübelerimi ve halleri sizinle paylaşıyorum. Kendi adına böyle bir sürece dâhil olanlara da bilgi ve tecrübelerimi paylaÅŸarak destek olmaya çalışıyorum. Onların gözlem tecrübelerini de herkesle paylaşırım inÅŸallah.
Görelim Mevla'm neyler...
Murat SAYIMLAR

Henüz yorum yapılmamış.