Sosyal Medya

Mehmet Beyhan: İsrail İçten Bölünüyor



Amerikan dış politikası üzerine analizler yapan Foreign Affairs dergisinde 20 Mart 2026’da “İki İsrail” baÅŸlıklı bir analiz yayımlandı. Uzun analizin kısa özeti şöyle: İsrail’in artık yalnızca dış tehditlerle deÄŸil, kendi içindeki derin sosyo-ekonomik ve ideolojik yarılmayla karşı karşıya olduÄŸunu ortaya koyuyor. Bir yanda üretken, eÄŸitimli ve küresel ekonomiye entegre bir kesim; diÄŸer yanda düşük gelirli, daha geleneksel ve hızla büyüyen toplumsal blok var.

Bu iki yapı arasındaki mesafe giderek açılıyor. Bu ayrışma yalnızca ekonomik deÄŸil, aynı zamanda siyasi bir kırılmaya dönüşüyor. Ülkenin yükünü taşıyan kesim küçülürken, siyasal ağırlığı artan kesimler devletin yönünü belirliyor. Bu da hem ekonomik sürdürülebilirliÄŸi zorluyor hem de iç dengeleri aşındırıyor. İsrail, bunu düzeltmezse gücünü kaybedecektir.

Bu analizi okurken zihnimde şöyle bir hikâye canlandı:

Bir vadinin ortasında, birbirine komşu birçok kasaba olduğunu düşünün... Bu kasabalardan biri, diğerlerine göre daha örgütlü, sert ve hesapçıydı. Gücünü kendi içinden değil, komşu kasabaların arasına yaydığı fitneden alıyordu.

Önce iki kasaba arasına küçük bir anlaÅŸmazlık çıkarır, sonra büyütürdü. “Birine ‘öteki seni kontrol etmek istiyor’, diÄŸerine ‘o sana düşman’ diye fısıldardı. Zamanla herkes birbirinden şüphe eder hâle geldi. Bu kasaba ise her krizden biraz daha güçlenerek çıkıyordu.

Aradan yıllar geçti. Fitne çıkaran kasabada bu kez iç bölünme baÅŸladı. Kasabanın bir kesimi; ticaret yapan, dış dünyayla baÄŸlantı kuran, düzeni ayakta tutuyordu. DiÄŸer kesim ise daha kalabalık, daha sert bir dil kullanıyordu. Bu kesim geçmiÅŸin korkularıyla hareket ediyor, ‘’güç’’ kavramından sadece ÅŸiddet ve baskı anlıyordu.

Zamanla iki kesim arasında kurulan denge bozuldu. Çünkü kasaba, dışarıda kullandığı ÅŸiddet ve şüphe yöntemlerini zamanla içeride de uygulamaya baÅŸladı. Bir sabah, kasabanın meclisinde sert bir tartışma çıktı. Bir kesim: ‘’Düzeni biz kurduk söz hakkımız yok’’, diÄŸer taraf: ‘’Biz çoÄŸunluÄŸuz, yönü biz belirleriz’’ dedi...

Sonunda sesler yükseldi, güvensizlik büyüdü ve o an, kasabanın en eski kâtibi ÅŸu cümleyi yazdı: ‘’BaÅŸkalarının arasına çizdiÄŸimiz fay hatları, ÅŸimdi kendi sokaklarımızın altından geçiyor. Artık mesele dışarıdaki kasabalar deÄŸildi. Çünkü bu kasaba, uzun yıllar boyunca, bölmeyi, çatıştırmayı, korkutmayı bir yöntem olarak seçmiÅŸti. Herkes yavaÅŸ yavaÅŸ ÅŸunu fark etti: Bir kasaba, düzenini baÅŸkalarını bölmek ve çatıştırmak üzerine kurarsa, gün gelir bölücülüğün ve çatışmanın merkezinde kendini bulur...

Hadiselere sadece görünen yüzüyle deÄŸil, zamanın derinliÄŸi ve hikmetin terazisiyle bakalım: İsrail’in kuruluÅŸu; iÅŸgal, icraatları; öldürmek, siyaseti; fitne, dış politikası; bölücülük, söylemleri; yalan, iliÅŸkileri; sahtedir. “Etme, kulum, bulursun’’ sözü, kuru bir tehdit deÄŸil; varlığın içine iÅŸlenmiÅŸ bir hakikatin ifadesidir. Zira her davranış, görünmeyen bir tohum gibi topraÄŸa düşer. Kimi hemen filizlenir, kimi mevsimini bekler ama kaybolmaz.

Bu bakımdan bilge liderler, bilir ki mesele sadece güç, imkân ya da anlık kazanç değildir. Asıl mesele, bir ülkenin kendi elleriyle nasıl bir akibet ördüğüdür. Gün gelir, herkes kendi ektiğiyle karşılaşır. Zira bu âlemde hiçbir şey sahipsiz değildir ve her şey, sahibine geri dönmek üzere yola çıkmıştır...

Mehmet BEYHAN

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.