Sosyal Medya

M. Ali Akbulut: Son Cüz ve Zafer (2)



İran'da yaşanan olayların, biraz klasik olacak ama küçümsemek anlamında değil; bir mollanın dilinden otuzuncu cüz üzerinden değerlendirilmesi dikkatimi çekmişti. Gerçi daha önce de Tebbet suresinin tefsirini benzer şekilde dinlemiştim. Fakat bir cüzü geniş kapsamlı olarak, her sureye bir konu belirleyerek güncel olaylarla bağlantılı biçimde yaptığı değerlendirme bana farklı gelmişti.

İran'da merkezi camilerde ders nitelikli sohbetler olur. Bu sohbetin içeriği beni etkiledi doğrusu. Günün şartlarının getirdiği duygusal ortamın da etkisi olabilir, Kur'an merkezli güncel konuların değerlendirilmesi de olabilir.

  1. cüzün sureleri ile bu surelerin ana gündemi arasındaki bağlantılar ve günün şartlarıyla ilişkilendirilmesi de çok anlamlıydı.

Surelerin birkaçının dışında genelinin Mekke'de nazil olması; Mekke döneminde Müslümanlara yönelik yaptırım, kuşatma, baskı, tehdit ve hakaretleri kapsayan zorlu süreç ile günümüz İran toplumunun maruz kaldığı baskı, tehdit, ambargo ve medyatik algı çalışmalarının birbiriyle ilişkilendirilmesi de sohbeti cazip hale getirmişti.

  1. cüz ve zafer bağlantısına kaldığımız yerden devam edelim.

Fecr suresine yapılan vurgu da çok anlamlıydı. Toplamda 30 ayetten oluşan Fecr suresi, zaferi müjdelediğine dair ifadeler bakımından dikkat çekicidir. Firavun bir şahsiyet olmakla birlikte, o şahsiyetin sıfatını günümüze taşıyan başka şahsiyetler de olur. Günümüzdeki Firavun sıfatlarının Trump üzerinden yaşatıldığı vurgulanıyor. Kibrin en üst seviyesini, bencilliğin tavan yaptığını, her türlü kötülük ve insanlık dışı vahşi eylemleri yapmaktan zevk alan, küçük kızları zevk ve edepsizliği için kullanmaktan çekinmeyen bir şahsiyet olarak tarif ediliyor. Kendini en değerli, en güçlü, en iyi olarak gören; üstünlüklerin kendisinde toplandığını düşündüğü için başkalarını aşağılayan ve hor gören bir davranış biçiminin hâkim olduğu belirtiliyor. Dârünnedve'nin günümüzdeki yansımalarının BM, AB ve NATO gibi yapılar tarafından üstlenildiğine, modern Firavun'un ise Trump şahsında yaşatıldığına dikkat çekilerek zamanın inananlar için zafer zamanı olduğu, inananların zaferinin yakın olduğuna inanmak gerektiği hatırlatmasının altı çiziliyor.

"İnanıyorsanız zafer sizindir" diyen hatip, Kerbela bağlantısını da ihmal etmiyor. Küçük bir grupla İmam Hüseyin ve yârenlerinin sayıca kalabalık bir orduya karşı mücadele ettiğini, bu mücadelede "kanın kılıca galip" geldiğini, izzetin zafer kazandığını, zilletin ise inananların üzerinden akıp gittiğini hatırlatıyor.

Duha ve İnşirah surelerine de değinen hatip, surelerin ayet sayısının birinde 11, diğerinde 8 olduğunu; ancak zor durumda ve baskı altındaki müminlere adeta ferahlık veren, gönülleri okşayan ayetler olduğunu belirtiyor. Zorluklara, sıkıntılara, baskılara, saldırılara ve bombalara rağmen önümüzdeki günlerin güzel günler olacağına dair müjdeler verdiğini ifade ediyor.

Alak suresine kazandırdığı açılım ise çok daha anlamlı. 19 ayetten oluşan Alak suresi, yani İkra suresi, okuma emriyle başlayıp secde emriyle sona eriyor. Okumanın anlama üzerine, özellikle de yaşanan gelişmeleri kavrama üzerine kurulması hâlinde gerçek mahiyetinin ortaya çıkacağını dile getiriyor. Yaşananları anlayarak, düşünerek ve ibret alarak okumanın kendi şahsiyetimizi ve kimliğimizi de ortaya koyacağını söylüyor. Bunu yaparken herkesin bir şeyler söyleyeceğini, yolumuzu değiştirmeye ve yanlışa düşürmeye çalışacaklarını; propagandaların bizi doğru bildiğimiz yoldan saptırabileceğini, ancak kendi gündemimizle meşgul olup ayetin buyurduğu üzere "secde et ve yaklaş" emri gereği, teslim olmuşsak başkalarının kınamasından korkmadan sorumluluğumuzu yerine getirmemiz gerektiğini vurguluyor.

Sosyal medya üzerinden ülkemize ve topraklarımıza yönelik saldırı tehditlerini, askerî yığınakları, ekonomik ambargoları ve siyasi yaptırımları abartarak, büyüterek, korkutarak yaygınlaştırmalarına aldanmayın; yaşadıkları yenilgiyi zafere dönüştürme propagandalarına kapılmayın, zafer sizindir diyor. Zaferiniz mübarek olsun. Secde et ve yaklaş. Dik dur ve diren. Zafer, dik durup direnenlerin olacak tavsiyesiyle sürdürüyor.

Sona doğru gelinirken, 30. cüzün son iki suresinin Medine'de nazil olduğu hatırlatması yapılıyor.

Medine'de nazil olan bu sureler birbirinin tamamlayıcısıdır. Emperyalist ve Siyonist medyanın propagandalarına aldırmayın. Onların yalan ve yanlış haberlerine inanmayın. Onlar aramıza fitne, zihnimize vesvese sokmak istiyor. Aldırmayın. Onların görevi zihinlerimizi karıştırmak, yöneticilerle aramıza güvensizlik tohumları ekmektir. Vesvese sokmak istiyorlar.

Sosyal medya üzerinden sinsice evimize giriyor, zihnimizi meşgul ediyorlar. Onların şerrinden uzak durmak, Yaradan'a sığınmak gerek hatırlatmasıyla yeniden başa döner gibi bir kez daha; "Fecr yakın, şafak yakın, zafer yakın, sokaklar sizin, meydanlar sizin, camiler sizin ve zafer sizin" diyerek bağlıyor.

Yeniden Kerbela'ya, İmam Hüseyin'e dönüyor. Unutmayın, İmam Hüseyin'in kanı zillete teslim olmadı; izzetiyle kanın kılıca galip geleceğini, zaferin mümkün olduğunu gösterdi hatırlatmasını yaparak mersiye bölümüne geçiyor.

Çok farklı bir 30. cüz özeti, çok anlamlı bir hatim sohbeti oldu.

Zorlukla beraber kolaylık da vardır. Zorluk da kolaylık da birer imtihandır. İmtihanımız kolay ve başarılı olsun temennileriyle.

M. Ali AKBULUT

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.