Sosyal Medya

Gökhan Özcan: Kadir bilmek



Vakitler içinde sırlı ve nurlu vakitler olduÄŸunu haber veren ayet ve rivayetler, hayatı rutin bir döngü, statik bir matematiksel düzen kuraklığında idrak etmememiz için bize altın fırsatlar sunuyor. Recep, Åžaban ve Ramazan aylarından oluÅŸan üç aylar, Muharrem ayı, bayram günleri, kandil geceleri, Hac mevsimi, Cuma günü ve gecesi, Pazartesi ve PerÅŸembe’yi öne çıkaran nafile oruç günleri, namaz vakitleri, gün içindeki özel vakitler, seher vakti, teheccüd vakti, kuÅŸluk vakti ve baÅŸka iÅŸaretlenmiÅŸ mübarek vakitler… Bu vakitler içinde belki de en sırlı olanı Kadir Gecesi. Allah’ın (c.c.) aynı ismi alan sure-i celilesinde, “Şüphesiz, biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik” müjdesiyle kayıtladığı, bin aydan hayırlı kıldığı ve arayalım diye oruç günleri içine sakladığı nurdan gece!

Elbette içine hayırlı ÅŸeyler koyabildiÄŸimiz her vakit mübarek vakittir. Ancak insan nefs sahibi; gaflete düşmeye, unutmaya, gevÅŸemeye, ihmal etmeye mütemayil… Bizi uyandıracak, tabiri caizse silkeleyerek kendimize getirecek bu nevi alarm düzeneklerine ihtiyacımız var. Sadece bu da deÄŸil; zayıfız, yanılıyoruz, her gün irili ufaklı günahlara kapılıyoruz. Bu özel ve mübarek vakitlerin, kendilerine yüklenmiÅŸ fazilet ve nimetleriyle bizi bu birikmiÅŸ yüklerden, taşınması eza veren ağırlıklardan, içimizi karartan günahlardan arındırmasına da fazlasıyla muhtacız. Kararmaya yüz tutan kalplerimizin yeniden nurlanması, aydınlanması, pirüpak hale gelmesi için her biri bulunmaz fırsat bu vakitlerin. Allah teâlâ vaktin içine berrak suların hayat verdiÄŸi böyle yemyeÅŸil vahalar serpiÅŸtirmiÅŸ ki; o buz gibi berrak sulardan kana kana içip ferahlayalım, kendimize gelelim ki, çöller bizi kavurucu sıcaklarıyla insanlığımızı soldurmasın, içimizi kurutmasın!

Bütün bu nimetleriyle kulları ihya eden bu mübarek vakitler aynı zamanda kıymetini bilmemiz gereken şükür vakitleri… Şükür, nimetin gerçek sahibinin Allah Zülcelal olduÄŸunu kalben idrak edip, bu nimetleri O’nun rızasına uygun ÅŸekilde kullanmak demek… Bu bozulan ayarlarımızın tamiri, eskiyen bilincimizin yenilenmesi, yolundan çıkan hallerimizin yeniden yoluna koyulması demek aynı zamanda. Bütün bunları Allah’ın kullarına rahmetiyle tecelli etmesi için birer vesile kıldığını bilmek ve herhalde secdelere kapanmak gerek!

Sezai Karakoç üstadımız, kabri pürnûr, mekânı cennet olsun, ‘Samanyolunda Ziyafet’ kitabında Kadir Gecesi’ni şöyle derin bir hürmet ve iÅŸtiyakla karşılıyor: “Ey gözlerden gizli, fakat gönüllere aÅŸikâr Kadir Gecesi! Zamanın kalbinde en doÄŸru ve ÅŸaÅŸmaz bir saat gibi çınlayıp giderken, yurdumun üstüne, vahyin geçmez izini ve yıpranmaz eserini, ölmez sesini bir kere daha iÅŸle! Pas tutmaz güneÅŸi bir daha getir, ey Kadir Gecesi! Seni bulmak için bilen gönül, çöllere bile düşmek gerekseydi, düşerdi. Kutuplarda buzların altında, bin yıl, kalıp almak gerekseydi, alırdı. Fakat sen, kendin geliyorsun. Seni bulmak için arınmış bir kalble aramak yetiyor. En saf bir merhamet gibi kendin geliyorsun. Allah’tan bir bağış gibi, Peygamber’den bir armaÄŸan gibi, Kur’an’dan bir nefes gibi, sahabeden bir ses gibi, ÅŸehitlerden bir hatıra gibi, imamlardan bir ilim gibi geliyorsun”

Rabbimiz bin aydan hayırlı kıldığı (seksen yıla tekabül ettiÄŸi için insan ömrüne denk düştüğü söylenir) bir geceyi Ramazan ayının ikinci yarısında, kimi rivayetlere göre son on günü içinde aramamızı istiyor. Neden belli bir gün deÄŸil de, günler içinde aranması gereken bir gün? İlgili sure-i celilede Kadir gecesinin ne olduÄŸunu (kadrini kıymetini) bilemeyeceÄŸimiz ilahi ifadesi var. Bu gece dünyaya da insana da büyük gelecek bir gece ki, idraklerimiz onu anlamakta aciz kalıyor. Bu gece bir tenhalık bulup, acziyet seccadesine otursak, boynumuzu büküp bu aÅŸkın hakikatin tefekkürüne dalsak, orada aklımız kamaÅŸsa da nihayet hayrete düşsek ve bir vakit orada kaybolup gitsek… Güzel olmaz mı?

AiÅŸe validemiz (r.a.) Efendimize (s.a.v), “Ey Allah’ın Resulü, Kadir Gecesi olduÄŸunu bilirsem onda nasıl dua edeyim?” diye soruyor. Efendimizin (s.a.v.) cevabı: “Şöyle dua et: Ey Allah’ım, sen affedicisin, cömertsin, affetmeyi seversin; beni de affet!”

Gökhan ÖZCAN

 

https://www.yenisafak.com/yazarlar/gokhan-ozcan/bir-medeniyet-cokuntusunun-yetimleri-4804253

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.