Makale
Bozgunculuğu Çoğaltanlar
Hiçbir kimse veya organizasyon durup dururken sağa sola haksızca saldırıya geçmez; bunun risklerini hesap eder. Eğer hesapsız, kitapsız bir sataşma, saldırı veya mala mülke el koyma söz konusuysa, bu kendi içinde bir tükenmişliğin işaretidir. Yönettiklerine güven vermek için etrafa korku salar, yaptıklarına karşı kimseye hesap vermeyeceği düşüncesini yaymaya çalışır. Böylelikle kendisine direnen kimse olamayacağını sanır. Kötülüğü besleyip çevreyi de algı operasyonlarıyla süsleyip manipüle ederler. Oysa bilmezler ki bazen bilinçli ve planlı bir direniş, bütün oyunlarını bozabilir. Afallayıp kalırlar; ardından yanlış üstüne yanlış yaparak uyuyanları da uyandırırlar. Derken kaybettikleri prestiji bir daha elde edemezler. Koltuk değnekleriyle ayakta durup yine hava atmaya çalışırlar; ancak sonuç felaket olur. Bu hikâye, Sünnetullah’ın tam bir tecellisidir. İnsanlık tarihi bu örneklerle doludur.
Nice güçlü devletler ve topluluklar bu buruk hikâyeyi tecrübe etmişlerdir. Geçmişteki bu döngüyü iyi okuyamayanlar, geçici heveslere kapılıp azgınlaşırlar. Ancak her ne olursa olsun, bu azgınların ve olumsuz tiplerin yaptıklarının yükünü masum halklar taşır. Tabii ki bu olup bitende onların da bir ölçüde suç ortaklığı vardır.
Yüce Rabbimiz, Fecr Suresi’nin 6-13. ayetlerinde Âd ve Semûd kavminin azgınlıklarına değindikten sonra, kazıklar sahibi Firavun’u da anarak onların azgınlığı ve bozgunculuğu çoğalttıklarını bildirir. Bir ülke yönetiminde azgınlık, sınır tanımamazlık ve bozgunculuğun artması, hiç kuşkusuz ayakta kalabilmenin dengesiz ve anlamsız çabalarıdır. Kafalarını kötülük çukuruna gömenlerin iyiliğe ulaşmaları nasıl mümkün olabilir ki?
Kötülüğü Körükleyenler
Şu bir gerçektir ki kötülüğü körükleyip çoğaltanların bu dengesiz tutumları, başlarına gelecek felaketlerin işaretidir. İlk başta yaptıklarından zevk alabilirler; ama sonu hiç hoşlanmayacakları bir şekilde biter. Buna rağmen kendilerini hep temize çıkarıp suçu başkalarına atma gibi gülünç durumlara düşerler. Bu örgütlü kötülük odakları, geride durup tetik çektirmek için sürekli kullanışlı eller bulurlar. En küçük haraç ve mafya çeteleri bile aynı taktiği uygular. Bugün büyük şer odaklarından ABD’nin, bu konuda İsrail’i kışkırtıp tetikçi olarak kullandığı açıktır. Tersini iddia edenlere ise söz düşmez.
Tıpkı Hz. Salih’in kavminin yaptığı gibi: Onlar da Salih (a.s.)’ın işaret ettiği deveyi öldürmek için ayak takımının en azgınlarını kışkırtmışlardı (Şems/12). Zaten suça meyilli bu potansiyel ayak takımı, bu işten rant devşirip itibar kazanıyordu. Bu cürmü işlerken gözlerini bile kırpmıyorlardı. Tarihteki kötü tutumlarıyla lanetlenen bu şer odakları, bugün de iyilikle anılmayacak; lanetle hatırlanacaklardır.
Biz Ne Yapıyoruz?
Burada bize düşen çok önemli bir sorumluluktan söz etmek gerekir. Dünyada, ülkemizde veya yakın çevremizde olup biten olaylarla ilgili nasıl bir tutum geliştireceğimizi bilmek elzemdir. Mezhep, meşrep, tarikat veya etnik aidiyetlerimiz ne olursa olsun; politik eğilimlerimizi ve angajmanlarımızı bir yana bırakarak, genel toplum maslahatları çerçevesinde bir duruş geliştirmeliyiz. Sosyal medyada dolaşan veya insanların yaydığı abartılı, yalan yanlış, teyit edilmemiş haberleri araştırmadan paylaşma sorumsuzluğundan uzak durmalıyız. Bu konuda daha dikkatli, rikkatli ve hassas davranmalıyız.
Hiç kimsenin veya toplumun günahsız olamayacağını düşünerek, kesin bilmediğimiz, araştırmadığımız veya şahit olmadığımız haberler üzerinden fikirler üretmemeliyiz. Büyük mahkeme kurulduğunda kimlerin haklı, kimlerin haksız olduğunu göreceğimiz inancını korumalıyız. Güncel hayatımızda işimize yaramayacak, tortulaşmış düşüncelerin yükünden kurtulmalıyız. Aksi halde son pişmanlık fayda vermeyecektir. Bu ciddiyetle hakikatin ve iyiliğin istikametini tutturabilme çabasından vazgeçmemeliyiz.
Selam, doğruya kulak verip hidayete yönelenlere olsun.
Ali BEDİR 14.3.2026

Burhan Yıldız
Mart 16, 2026 Pazartesi 17:56
Ali Hocam,olaylara vahyin penceresinden bakmanız ne güzel.
Yusuf AKBULUT
Mart 16, 2026 Pazartesi 17:04
Kaleminize, yüreğinize dağlık. Bu yazınızda kendimde birşeyler buldum.
Perihan
Mart 14, 2026 Cumartesi 23:24
Elinize yüreğinize sağlık hocam
Musab Aydın
Mart 14, 2026 Cumartesi 23:07
Herkesin herşeyi bildiği(!) ve konuştuğu günler yaşıyoruz, umarım yazınız biraz sakin bir hal üzere meselelere bakabilmemize vesile olur.
Necmettin Balaban
Mart 14, 2026 Cumartesi 21:17
Allah razı olsun. Anlamlı, ufuk açıcı, düşünmenin konuşmanın temel taşlarını ve sorumluluklarını sunan bir yazı olmuş. Selam ve sevgiler. g
Celalettin Sula
Mart 14, 2026 Cumartesi 19:43
Ali hocam,yüreğinize ve elinize sağlık. Böylesi, savrulmuşluktan uzak dengeli yorumlar, toplumların yetişmeleri için çok önemlidir.
Yusuf Topuz
Mart 14, 2026 Cumartesi 17:34
Hocam kalemine ve yüreğine sağlık güzel olmuş Inşallah daha dikkatli yol alırız.
Canan özçalıkuşu
Mart 14, 2026 Cumartesi 13:10
O kadar çok bilgi kirliliği var ki ve çoğumuz özellikle evlatlarımız bu mecrada dolaşıyor maalesef. Güven ve dürüstlük kavramları yok ediliyor. Mücadelemiz büyük. Sizin gibi kalemlerin ve o kalemleri okuyanların artması dileğiyle.
İbrahim incekara
Mart 14, 2026 Cumartesi 13:10
Âmin hocam
Abdullah Aslan Mete
Mart 14, 2026 Cumartesi 12:56
Al
Abdullah Çam
Mart 14, 2026 Cumartesi 12:54
Ortalıkta bilgi kirliliğine âlet olan aklı başında olanlara bile maalesef tanık oluyoruz. En kötüsü de Sünni ve Şii yorumları mutlak dinin ta kendisi görenleri dinleyince hayret edip şaşıyorum. Netameli dönemlerde ağızdan çıkan,kalemden dökülenlere dikkat edilmesi gerekiyor. Makaleyi okuyunca aklıma gelenler bunlar oldu Teşekkürler Ali hocam
H.Ahmet Aslan
Mart 14, 2026 Cumartesi 12:29
Ey iman edenler,bir fasık size bir haber getirirse onu iyice araştırın.Yoksa cahillikle bir kavme sataşırsınız da sonunda pişman olursunuz.Hucurat:6
Asi Kaplan
Mart 14, 2026 Cumartesi 11:28
Yapay zekanın bu kadar yaygınlaştığı dünyada,sosyal medya veya başka platformlarda paylaşılan haberlere karşı çok dikkatli olmak lazım.Medyanın bu gücünü, kendi çıkarları için acımasızca kullanan çok.
Hazan Aktaş
Mart 14, 2026 Cumartesi 11:16
Meydanda bir haksızlık varsa bozgunculuk kaçınılmazdır.
Adnan Karaman
Mart 14, 2026 Cumartesi 11:08
Ali bey, güzel bir perspektif sundunuz. Olayları doğru okumamıza ışık oldunuz. Teşekkürler