Sosyal Medya

Ali Bedir: Bozgunculuğu Çoğaltanlar



Hiçbir kimse veya organizasyon durup dururken saÄŸa sola haksızca saldırıya geçmez; bunun risklerini hesap eder. EÄŸer hesapsız, kitapsız bir sataÅŸma, saldırı veya mala mülke el koyma söz konusuysa, bu kendi içinde bir tükenmiÅŸliÄŸin iÅŸaretidir. Yönettiklerine güven vermek için etrafa korku salar, yaptıklarına karşı kimseye hesap vermeyeceÄŸi düşüncesini yaymaya çalışır. Böylelikle kendisine direnen kimse olamayacağını sanır. Kötülüğü besleyip çevreyi de algı operasyonlarıyla süsleyip manipüle ederler. Oysa bilmezler ki bazen bilinçli ve planlı bir direniÅŸ, bütün oyunlarını bozabilir. Afallayıp kalırlar; ardından yanlış üstüne yanlış yaparak uyuyanları da uyandırırlar. Derken kaybettikleri prestiji bir daha elde edemezler. Koltuk deÄŸnekleriyle ayakta durup yine hava atmaya çalışırlar; ancak sonuç felaket olur. Bu hikâye, Sünnetullah’ın tam bir tecellisidir. İnsanlık tarihi bu örneklerle doludur.

Nice güçlü devletler ve topluluklar bu buruk hikâyeyi tecrübe etmişlerdir. Geçmişteki bu döngüyü iyi okuyamayanlar, geçici heveslere kapılıp azgınlaşırlar. Ancak her ne olursa olsun, bu azgınların ve olumsuz tiplerin yaptıklarının yükünü masum halklar taşır. Tabii ki bu olup bitende onların da bir ölçüde suç ortaklığı vardır.

Yüce Rabbimiz, Fecr Suresi’nin 6-13. ayetlerinde Âd ve Semûd kavminin azgınlıklarına deÄŸindikten sonra, kazıklar sahibi Firavun’u da anarak onların azgınlığı ve bozgunculuÄŸu çoÄŸalttıklarını bildirir. Bir ülke yönetiminde azgınlık, sınır tanımamazlık ve bozgunculuÄŸun artması, hiç kuÅŸkusuz ayakta kalabilmenin dengesiz ve anlamsız çabalarıdır. Kafalarını kötülük çukuruna gömenlerin iyiliÄŸe ulaÅŸmaları nasıl mümkün olabilir ki?

Kötülüğü Körükleyenler

Åžu bir gerçektir ki kötülüğü körükleyip çoÄŸaltanların bu dengesiz tutumları, baÅŸlarına gelecek felaketlerin iÅŸaretidir. İlk baÅŸta yaptıklarından zevk alabilirler; ama sonu hiç hoÅŸlanmayacakları bir ÅŸekilde biter. Buna raÄŸmen kendilerini hep temize çıkarıp suçu baÅŸkalarına atma gibi gülünç durumlara düşerler. Bu örgütlü kötülük odakları, geride durup tetik çektirmek için sürekli kullanışlı eller bulurlar. En küçük haraç ve mafya çeteleri bile aynı taktiÄŸi uygular. Bugün büyük ÅŸer odaklarından ABD’nin, bu konuda İsrail’i kışkırtıp tetikçi olarak kullandığı açıktır. Tersini iddia edenlere ise söz düşmez.

Tıpkı Hz. Salih’in kavminin yaptığı gibi: Onlar da Salih (a.s.)’ın iÅŸaret ettiÄŸi deveyi öldürmek için ayak takımının en azgınlarını kışkırtmışlardı (Åžems/12). Zaten suça meyilli bu potansiyel ayak takımı, bu iÅŸten rant devÅŸirip itibar kazanıyordu. Bu cürmü iÅŸlerken gözlerini bile kırpmıyorlardı. Tarihteki kötü tutumlarıyla lanetlenen bu ÅŸer odakları, bugün de iyilikle anılmayacak; lanetle hatırlanacaklardır.

Biz Ne Yapıyoruz?

Burada bize düşen çok önemli bir sorumluluktan söz etmek gerekir. Dünyada, ülkemizde veya yakın çevremizde olup biten olaylarla ilgili nasıl bir tutum geliştireceğimizi bilmek elzemdir. Mezhep, meşrep, tarikat veya etnik aidiyetlerimiz ne olursa olsun; politik eğilimlerimizi ve angajmanlarımızı bir yana bırakarak, genel toplum maslahatları çerçevesinde bir duruş geliştirmeliyiz. Sosyal medyada dolaşan veya insanların yaydığı abartılı, yalan yanlış, teyit edilmemiş haberleri araştırmadan paylaşma sorumsuzluğundan uzak durmalıyız. Bu konuda daha dikkatli, rikkatli ve hassas davranmalıyız.

Hiç kimsenin veya toplumun günahsız olamayacağını düşünerek, kesin bilmediğimiz, araştırmadığımız veya şahit olmadığımız haberler üzerinden fikirler üretmemeliyiz. Büyük mahkeme kurulduğunda kimlerin haklı, kimlerin haksız olduğunu göreceğimiz inancını korumalıyız. Güncel hayatımızda işimize yaramayacak, tortulaşmış düşüncelerin yükünden kurtulmalıyız. Aksi halde son pişmanlık fayda vermeyecektir. Bu ciddiyetle hakikatin ve iyiliğin istikametini tutturabilme çabasından vazgeçmemeliyiz.

Selam, doğruya kulak verip hidayete yönelenlere olsun.

Ali BEDİR 14.3.2026

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.