M. Ali Akbulut: İran'ı Anlama Metodu (3)
Taraf Olmak
İran’da yaÅŸanan geliÅŸmelerle baÅŸlayan gündemimiz, ABD ve iÅŸgal rejimi İsrail’in olası İran saldırısı konusuna evrildi. Medyanın ana gündemi ve doÄŸal olarak bizim gündemimiz İran oldu. Ancak, “İran gündemi” ifadesinin bile mevcut ÅŸartlarda iÅŸgal rejimi İsrail’in ve ABD emperyalizminin siyasetlerine hizmet ettiÄŸini belirterek konuya girmek istiyorum.
Nedense, cümlelerimiz İran’la baÅŸlıyorsa ön yargılarımızın ve bize yüklenen algıların daha güçlü devreye girdiÄŸini düşünüyorum. Arkasında ABD ve Siyonist iÅŸgal rejimi İsrail’in siyasetlerinin örtüldüğünü hissediyorum.
Geçen iki yazıda İran’ı anlamaya çalışmak üzerinde durdum. Özelden mesaj atarak İran’ı suçlayan, İran içindeki muhaliflerden, İran’ın siyasetlerine kadar birçok soru sorarak neden bu yönde durulmadığı soruldu. Düz mantıkla bakıldığında bu doÄŸru da olabilir.
İran’daki geliÅŸmeleri anlamak için, içerideki ihtilafları konuÅŸmak, İran’ı suçlayarak veya hamaset yaparak tek yönlü bir duruÅŸ sergilemek iÅŸin kolayı diye düşünüyorum. Ancak ortada çok ciddi ve riskli bir havanın hakim olduÄŸu geliÅŸmeler var. Bu durumda ihtilafları konuÅŸmanın, farklılıkları dile getirmenin, iç düşman üretmenin hiçbir anlam ifade etmediÄŸini, hatta Siyonist ve emperyalist siyasete hizmet ettiÄŸini görmek gerekiyor. Bu, stratejik bir hataya dönüşür.
Ortada bir ABD tehdidi var. İşgal rejimi İsrail’in varlığı ve İslam ümmeti üzerine yürüttüğü fitne siyasetleri var. Bunları konuÅŸmadan İran’a yüklenmenin, İran’la ihtilafları gündem oluÅŸturmanın bir faydası olmayacağı gibi, Siyonist emperyalist anlayışa hizmetten öteye gitmez.
Evet, mevcut ÅŸartlarda taraf olunması gerekiyorsa biz tarafız ve taraf olmak zorundayız. İran’ın yanındayız, yanında olmak zorundayız. Bu ÅŸartlarda ihtilafı konuÅŸarak Siyonist emperyalist siyasete hizmet etmeyi, geçmiÅŸi konuÅŸarak yaraları daha derinleÅŸtirmeyi ve dolayısıyla araya mesafe koymayı hem gereksiz, hem stratejik hata, hem de imani bir duruÅŸ olarak görmüyorum.
Tarafız dedik. Öncelikle İran bir bölge ülkesidir. Bölge ülkesi olarak, kilometrelerce uzaktan gelen bölge dışı bir güç olan ABD’nin bölgemizi istikrarsızlaÅŸtırmasına izin veremeyiz. Bölgeyi tehdit etmesine izin veremeyiz. Bölgesel olarak tarafız.
Tarafız. KomÅŸuyuz İran’la. 600 yıldır savaÅŸmadık. Sınırlarımızda bir deÄŸiÅŸiklik olmadı. Ortak çıkarlarımız, ortak tehditlerimiz ve kaygılarımız var. Birbirimize muhtacız, çünkü komÅŸuyuz. Elin oÄŸlu okyanus ötesinden gelip iki komÅŸu ülke arasında fitne oluÅŸturamamalı. KomÅŸu olarak tarafız.
Tarafız. Filistin gibi ortak bir deÄŸere sahibiz. İşgal rejimi İsrail’in bölgede izlediÄŸi siyasetler ve İran’ın Filistin direniÅŸine verdiÄŸi ilkeli destekler dikkate alındığında, iÅŸgal rejimi İsrail’in gayri meÅŸru bir yapı olduÄŸunu görüyoruz. Bu noktada, gayri meÅŸru bu varlığa karşı ve İslam topraklarını savunma konusunda ortak bir paydamız var. Ortak paydada tarafız.
Tarafız. İran ve Türkiye ortak bir dine sahipler. Farklı mezheplere bağlı olsalar da ortak bir inanç kalıbında birliktelikleri var. Bu ortamda mezhebi farklılıkları konuşmak ne ümmetin maslahatına uygundur ne de dinimizin istediği bir şeydir. Yaklaşık 2 milyarlık İslam dünyasının bir parçası olarak, Siyonist emperyalist anlayış karşısında İslam dini üzerinden tarafız.
Tarafız. İran ile ortak tarih, kültür ve dile sahibiz. Orta Asya’dan göçlerin baÅŸlamasıyla İran coÄŸrafyası üzerinden Anadolu’ya yayılan bir süreç yaÅŸandı. Bu süreçte İran coÄŸrafyasında devletler kurulmuÅŸ, savaÅŸlar olmuÅŸ, medeniyetler inÅŸa edilmiÅŸ, kardeÅŸlikler ve birliktelikler yaÅŸanmış. Ulus devletler anlayışıyla Müslümanları birbirinden ayırmaya özen gösteren ve bu yönde çalışma yürüten emperyalizme karşı, ortak kültür ve tarihte tarafız.
Ortak medeniyet havzamız içinde yer alan, ÅŸimdilerde İran coÄŸrafyasında bulunan Sadi-i Åžirazi, Hafız, Attar, Nîşâbûrî, İbni Sina gibi ÅŸahsiyetler ile İsfahan’da, Tebriz’de, Åžiraz’da, MeÅŸhed’de vs. gibi yerlerde bulunan bize ait medeniyet izlerini korumak ve sahip çıkmak adına tarafız.
Gazze’de yaÅŸanan olaylar, ortada sıradan bir çatışma deÄŸil, bir medeniyet savaşı olduÄŸunu gösterdi, ya da göstermiÅŸ olmalıydı. Bu yüzden Batı dünyasında bile saf vicdanlı, özgür ruhlu geniÅŸ kitleler bu savaÅŸta Gazze’den yana oldu. Çünkü savaÅŸ bir medeniyet savaşıydı. İran’a yönelik baskı, tehdit ve savaÅŸ da bu medeniyet savaşının bir uzantısı.
Ve tabii ki, İran denildiğinde eleştirilmeyecek, konuşulmayacak bir durum da yok. Eleştirilmesi, konuşulması gereken yerler ve konular var. Onu da konuşalım, tartışalım. Fakat tartışma ortamını biz belirleyelim; Siyonist rejim ve emperyalist dünyanın algılarıyla ya da onların belirlediği tartışma zemininde değil. Onların belirlediği zeminler ihtilafları derinleştirir. Onların istediği de zaten budur. Onların istediği zeminde tartışma yaparken, emperyalist siyasetlerin ve işgal siyasetlerinin üstü örtülüyor.
Tartışma ve konuşmaları bizim istediğimiz zeminde, gündemi de bizim belirlediğimiz ortamlarda yapmak daha sağlıklı olur. Bizim belirlediğimiz ortam ve zeminde tartışmak, İslam eğitim metodlarından biri olan münazaraya imkân ve alan açmış olur. Aksi halde, düşmanın hazırladığı zeminde tartışmak, bazen doğrudan bazen dolaylı olarak onun siyasetlerine hizmet eder. Münazara değil, münakaşa ortamına zemin hazırlar. Unutmamak gerekir ki münazara bir anlama ve anlatma yöntemidir, düşünme ve düşündürme yoludur. Münakaşa ise ön yargıların ve algıların aklı durdurma yoludur.
İran’ı konuÅŸmak ve eleÅŸtirmek, İran üzerinden ihtilaflarımızı tartışmak, çok farklı bir zamanda elbette mümkündür. Ancak mevcut ÅŸartlarda ABD emperyalizmi ve Siyonist ağıyla İran, esaseten savaşıyor. Bölge adına da vekaleten savaşıyor. Bu savaşın içinde, bizim hâlâ İran içindeki tartışmaları veya İran’la olan ihtilaflarımızı konuÅŸmamız, ABD ve Siyonist aÄŸlara hizmet etmekten öteye gitmez, gitmiyor da.
Tartışmak ve konuÅŸmak için zaman ve ÅŸartlar önemlidir. Zaman ve ÅŸartlar uygun olmadan ihtilafları konuÅŸmak, sadece düşmanlaÅŸmaya, bölünmeye ve ötekileÅŸmeye zemin hazırlar. Mezhebi veya etnik kimlikli tartışmalar, gözlere perde çekilmesine, Siyonist emperyalist sulta siyasetinin görülmesini engellemeye hizmet eder. İran’daki zafiyetleri konuÅŸmak, olsa olsa saldırgan düşmana oyun alanı açmak olur. KonuÅŸulması gereken konuları düşmanların belirlemesine izin veremeyiz. KonuÅŸulması gerekenleri bizim istediÄŸimiz zaman ve zeminde yapmazsak, bu, ön yargılarımız ve düşmanın algıları üzerinden yapılacaktır.
M. Ali AKBULUT

Henüz yorum yapılmamış.