Veysel Tepeli: Düşman Üzerinden Kimlik İnşa Etmek
İdeolojilerin, en kolay kimlik inÅŸa etme yolu, bir “öteki” üzerinden geçiyor.
Çünkü düşman varsa saflar netleşir, sorular azalır, sorgulama ertelenir.
Kim olduğumuzu anlatmak yerine, kim olmadığımızı göstermek daha zahmetsizdir. Ancak zahmetsiz olan her şey doğru değildir.
Bir kimliği ayakta tutmak için sürekli bir düşmana ihtiyaç duyuluyorsa, ortada güçlü bir kimlik değil; kırılgan bir yapı vardır.
Sağlam olan kendini tanımlar, zayıf olan karşıtını.
Kendisini değerleriyle, üretimiyle, ahlakıyla var edemeyen anlayışlar, varlığını çatışma üzerinden inşa etmeye çalışır. Düşman ortadan kalktığında ise kimlik de anlamını yitirir.
Bu yöntem kısa vadede iÅŸe yarar gibi görünür. Toplumu mobilize eder, duyguları keskinleÅŸtirir, “biz” duygusunu geçici olarak güçlendirir.
Fakat uzun vadede ağır bir bedel doğurur: Sürekli teyakkuz hâli, bitmeyen gerginlik, sağduyunun yerini alan korku.
İnsanlar için, neye inandıklarını değil, kimden nefret ettikleri daha önemlidir.
Düşman üzerinden kurulan kimlik, ahlaki bir aşınmayı da beraberinde getirir.
Çünkü düşmanlaÅŸtırılan kiÅŸi ya da gruba karşı yapılan her haksızlık meÅŸru görülür. Adalet askıya alınır, vicdan “ÅŸartlar” gerekçesiyle susturulur.
Dün savunulan ilkeler, bugün düşmana karşı uygulanmadığı için görmezden gelinir. Çifte standart sıradanlaşır.
Oysa kimlik, korkuyla değil özgüvenle yaşatılır. Kendine güvenen bir toplum başkasının varlığından tehdit algılamaz. Farklılığı tehdit değil, imkân olarak görür. Eleştiriyi düşmanlıkla karıştırmaz. Kimliğini korumak için bağırmaz; tutarlılığıyla konuşur.
Unutulmamalıdır: Sürekli düşman üreten bir zihin, eninde sonunda herkesi düşman ilan eder. Bugün dışarıda aranan tehdit, yarın içeride bulunur. Bu da toplumu bir arada tutmaz; aksine içten içe çözer.
Gerçek ve kalıcı kimlikler, karşıtlıklarla değil ilkelerle inşa edilir. Düşmanla değil, değerle yaşar. Ve en önemlisi, başkasını yok sayarak değil; kendini doğru tanımlayarak var olur.
Veysel TEPELİ

Henüz yorum yapılmamış.