Muhammed Ali Alioğlu: Hangi Mi'raç
Bu yazı, klasik bir Mi‘rac yazısı deÄŸildir. Meseleyi siyer ve hadis kaynaklarındaki rivayetler çerçevesinde ele almak ya da kelâm geleneÄŸinde tartışılan “Mi‘rac ruhen mi bedenen mi gerçekleÅŸti?” sorusu etrafında deÄŸerlendirmek bu yazının amacı deÄŸildir. Aynı ÅŸekilde, Mi‘rac bir kandil midir, kandiller bid‘at mıdır gibi tartışmalara da girilmeyecektir. Burada hedeflenen; Mi‘rac hadisesine bugünden bakan, onun bize bıraktığı anlamı, çağımıza söyleyecek sözünü ve insanın hayatındaki ahlâkî karşılığını düşünmeye davet eden güncel bir okuma denemesidir.
Mi‘rac kelimesi sözlükte “yukarı çıkmak, yükselmek” anlamına gelir. Bu anlamıyla bakıldığında, mi‘rac fikrinin günümüz dünyasında da oldukça revaçta olduÄŸu muhakkaktır. Zira neredeyse herkes bir ÅŸekilde yükselmenin peÅŸindedir. Daha görünür olmak, daha etkili bir yerde durmak, daha çok konuÅŸulmak, daha çok takip edilmek… Modern hayat, insanı sürekli yukarıya çağıran bir yarış alanı gibi sunulmaktadır. Fakat tam da burada durup sormak gerekir: Herkesin peÅŸinde koÅŸtuÄŸu bu yükseliÅŸ, hakikaten mi‘rac mıdır; yoksa yukarı doÄŸru bir hareket gibi görünen bu koÅŸu, insanı farkında olmadan baÅŸka bir istikamete mi sürüklemektedir?
Zira yükselme denilen şey, her zaman yukarı çıkmak değildir. İnsan bazen yükseldiğini zannederken aslında hızla aşağıya doğru savrulabilir. Bazen de herkesin gözünde aşağıda görünürken, hakikatte yükseliyor olabilir. Çünkü yükselmenin yolu tek değildir; aksine birbirinden kökten ayrılan iki farklı yükseliş biçimi vardır.
Birincisi, çekerek yükselmektir. Bu yükseliÅŸ; çekilen çileyle, verilen mücadeleyle, dökülen emekle gerçekleÅŸir. Kolay deÄŸildir, bedelsiz hiç deÄŸildir. İnsanı zorlar, yorar, kimi zaman acıtır; fakat kirletmez. Bilakis arındırır, olgunlaÅŸtırır, hafifletir; insanî yüklerinden arındırır. Böyle bir yükseliÅŸ insanı merkeze deÄŸil, hakikate yaklaÅŸtırır. Kalabalıkların merkezine deÄŸil, hakikatin ufkuna taşır. İşte bu yükseliÅŸe Mi‘rac denir. Nebevîdir, hakikîdir; insanı nefsine deÄŸil Rabbi’ne yaklaÅŸtırır. İnsanı halkın gözünde deÄŸil, Hakk’ın nezdinde deÄŸerli kılar.
İkincisi ise çektirerek yükselmektir. Başkasının emeğini sömürerek, insanları kullanarak, birilerinin omuzlarına basarak yukarı çıkmaya çalışmaktır. Ter dökmeden, bedel ödemeden, yük almadan; bir balon gibi şişerek yükselmiş görünmektir. Bu, gerçek bir yükseliş değildir. Yüksekte duruyor gibi görünen ama altı boş, içi hava dolu bir görüntüdür. Başkalarının ezilmesi üzerine inşa edilen her yükseklik, hakikatte aşağıya açılan bir uçurumdan ibarettir.
Mi‘rac hadisesinin kendisi bile bir isrâyla/yürüyüşle baÅŸlamıştır. İsrâ, sadece bir gecede kat edilen bir mesafe deÄŸildir; yola çıkmayı, yolda olmayı, yol almayı ve sürece dâhil olmayı ifade eden derin bir anlam dünyasına sahiptir. İsrâ; çileyi göze almanın, yük taşımaya razı olmanın ve mücadeleyi terk etmemenin adıdır. Mekke’de dışlanan, incitilen, ötekileÅŸtirilen; Taif’te taÅŸlanan, en sevdiklerini topraÄŸa veren bir Nebî’nin; kırılmadan, darılmadan, küsmeyerek, yolundan dönmeyerek sürdürdüğü bir yürüyüştür İsrâ…
İşte bu yürüyüş, bu sebat, bu çileye razı oluÅŸ; ilahî bir yükseliÅŸle, Mi‘rac’la nihayetlenmiÅŸtir. Bu sebeple Mi‘rac gökten düşmemiÅŸtir. Mi‘rac; yola çıkmanın, yolda kalmanın ve yolun hakkını vermenin ardından lütfedilen ilahî bir yükseliÅŸtir. Çileye ram olmayanın, sürece dâhil olmayanın Mi‘rac’ı olmaz.
Bugün insanlığın Mi‘rac Kandili’nde en çok ihtiyaç duyduÄŸu ÅŸey de tam olarak budur: Hakikî bir mi‘rac bilinci ve nebevî bir yükseliÅŸ ahlâkı. Bu ahlâk vitrin önlerinde, sloganlarda, alkışlarda inÅŸa edilmez. Sürece dâhil olmayı, yola revan olmayı, yük almayı ve çileye talip olmayı gerektirir. İsrâ’sını yaÅŸamayanın Mi‘rac’ı olmaz.
Ne var ki bugün yükseliÅŸi çoÄŸu zaman popülerlikte, görünürlükte ve sosyal medyada “trend topic” olmada arıyoruz. Oysa bunlar en fazla bir gürültüdür; yükseliÅŸ deÄŸil. Asıl mesele, ilahî ve hakikî alanda derecelere nail olabilmektir. İnsanların dilinde deÄŸil, Allah katında bir yere sahip olabilmektir.
Herkes konuşulabilir, herkes görünür olabilir, herkes bir yerde yüksekteymiş gibi görünebilir. Ama herkes hakikî yükselişte olmayabilir.
Çünkü gerçek yükseliş; başkalarının omuzlarına basarak değil, omuz vererek; başkalarına yük olarak değil, yük alarak yükselmektir.
Åžimdi kendimize soralım: Biz hangi Mi‘rac’ın peÅŸindeyiz?...
Muhammed Ali AlioÄŸlu

Henüz yorum yapılmamış.