Sosyal Medya

Sosyal yardımlar mağduru mahkûm etmemeli

Fatma Tuncer / Milli Gazete



Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Aile Bakanımızın ihtiyaç sahibi ailelere yapılacak yakıt yardımları ile ilgili açıklamaları elbette önemli ancak aslolan bu insanları ayaklarının üzerinde durabilecek seviyeye getirmek ve hayata aktif olarak katılımlarını sağlayabilmektir. Yardım içeren her açıklama yoksulluğun dibine vurmuş kişileri teskin edecektir fakat çalışmalar yardım kapsamının ötesine geçememişse mağduru edilgen bir varlığa dönüştürüyor ve bağımlı hale getiriyor. Oysa sosyal yardım çalışmalarının asıl hedefi, ihtiyaç sahiplerinin muhtaçlık durumu ortadan kalkıncaya kadar gelir güvencesini sağlamak ve iş imkânı sunarak kalıcı bir desteğe dönüştürmek olmalıdır. Devletin bu kişilere meslek edindirme ve iş bulma gibi bir sorumluluğu üstlenmesi gerekir ki, bu konuda yapılan çalışmaların ihtiyaca cevap veremediğini görüyoruz.

Geçimini sosyal destek alarak sürdüren bir kadın öngörülen miktarı aştığında aldığı yardımın kesileceğini biliyor ve bunu göze alıp ek iş yapamıyor, dolayısıyla yapılan yardıma mahkûm hale geliyor. Bu durum ihtiyaç sahiplerini bağımlı hale getiriyor. Sosyal yardımlar elbette önemli bir boşluğu dolduruyor ve bu sayede birçok kişi hayata tutunabiliyor. Ancak söz konusu çalışmalara, terapist desteği, meslek edindirme eğitimleri, iş bulma girişimleri gibi ek ilaveler yapılarak ihtiyaç sahibi kişiler güçlendirilmelidir. Sosyal ve ekonomik desteğin amacı ihtiyaç ortadan kalkıncaya kadar mağdura el uzatmak ve onu ayaklarının üzerinde durabilecek seviyeye getirebilmek olmalıdır. Aksi takdirde bu kişiler kendilerine olan güvenlerini kaybedip destek alamadıkları takdirde hayatta kalamayacaklarına inanacak ve edilgen varlıklara dönüşeceklerdir.

Sosyal yardım faaliyetleri sivil kuruluşların adlarını duyurmak için giriştikleri bir faaliyet ya da devletin oy potansiyelini artırmak için kullandığı bir yol olmamalı aksine yoksulluğu ortadan kaldıracak ve mağduru ayaklarının üzerinde durabilecek seviyeye getirecek destek, çok yönlü bir çalışma olmalıdır. Yapılan yardımları gündeme getiren siyasiler mağdura kendisini minnet altında hissettirmemeli aksine yoksulluğun bu kadar artmasında kendilerinin büyük pay sahibi olduklarını kabul edip köklü projeler üretmelidirler.
Siyasiler, sivil kurum ve kuruluşlar, hayırseverler ihtiyaç sahiplerine sağladıkları yardımın asli bir sorumluluk olduğunu bilmeli ve yaptıkları hayrı çıkarlarına alet ederek manevi kazançlarını sıfırlamamalıdırlar. İslam medeniyetinin özünü teşkil eden hayır çalışmalarının adabını dikkate almalı ve destek sağladıkları kişilerin onurlarını incitmemeye özen göstermelidirler. Zira Allah imkân sahiplerinin mülkünde yoksulun hakkı olduğunu belirtmiş ve hakkın sahiplerine ulaştırılmasını istemiştir dolayısıyla yapılan yardımlar bir lütuf değil sorumluluktur.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.