Sosyal Medya

HZ. Peygamber’in evi

Fatma Tuncer / Milli Gazete



Hz. Peygamber vahiyle ilk karşılaştığında ister istemez bir tedirginlik yaşadı ve hiç vakit kaybetmeden evine geldi ve yaşadıklarını eşine anlattı. Omuzlarına binen yükü eşi Hz. Hatice ile paylaştı ve onun desteği ile sakinleşti. Resulullahın evi ilmin, sevginin ve paylaşımın aktif olduğu bir kurum gibiydi ve o bu evde moral depoluyor, güç elde ediyordu. Sevgi evinin kapısı herkese açıktı, insanlar buraya gelip her türlü sorunlarını istişare edebilirlerdi.
 
Hz. Peygamber ilk vahiy aldığında yaşadığı olayı anlamaya çalıştı ve evine giderek durumu eşi ile paylaştı. Eşi Hz. Hatice Resulullah’ın yüzündeki tedirginliğin farkına varmıştı, sevgili eşine döndü ve kendisinin her daim destekçisi olacağını vat etti, onu sakinleştirdi. Hz. Hatice eşinin insanların en güveniliri olduğundan hiç kuşku duymuyordu, Allah’ın onu peygamber olarak seçtiğine inandı ve İslam’la ilk şereflenenlerden oldu. Hz. Hatice’nin akabinde Hz. Ali, Hz. Ebu Bekir, Zeyd ve Bilal de İslam’a tabi oldular… Risaletin ilk yıllarında Müslümanlar sayıca az olsalar da etkileri büyüktü, yüreklerindeki meşaleyi tutuşturup cehalet bataklığındaki halka doğru yürüdüler. Ve daha sonra bu kutlu yürüyüşe binlerce insan katıldı sonra vahyin ışığı bütün dünyaya yayıldı.
 
Resulullahın evi ilmi çalışmaların, istişarelerin, yardımlaşma faaliyetlerinin yapıldığı bir mekân, sevginin paylaşıldığı sıcak bir ortamdı. Ve Hz. Peygamber omuzlarındaki ağır yüke rağmen eşine ve çocuklarına vakit ayırır ve onlarla hoşça vakit geçirirdi. Hz. Peygamber dış dünya ile ev arasında bir denge kurmuş ve eve hassaten önem vermişti. Onun modelliğinde yerleşen aile kültürü her ne kadar yıpranmış, aşınmış olsa da hâlâ ayakta ve güçlüdür. İslam toplumlarında ev huzurdur, sükûnettir, sevgidir, paylaşımdır ve kişiye bakarak nasıl bir evin ikliminde büyüdüğünü anlayabilirsiniz.
 
Hz. Peygamber’in evi her zerresinde sevgi kokan bir mekândı, araç gereçler bakımından ise oldukça yoksul ve sadeydi. Evin en belirgin özelliği kapının herkese açık olmasıydı, Resulullah’ı görmek için gelenler, ona sorular sorar ya da sorunlarını dile getirir çözüm noktasında destek isterlerdi. Sevgi evi insanların her türlü sıkıntılarını açabilecekleri bir terapi ortamı, ilmi bir merkez ve huzur saçan bir mekandı. Resulullah insanları burada ağırlar, elinde ne varsa paylaşır, sorulan sorulara sabırla cevap verir, insanlar kendisini incitecek ifadeler sarf etseler dahi alınganlık göstermez sabrederdi. Sevgi evine gelen birçok kişi onun şefkatinden ve erdemli yaklaşımlarından etkilenir ve Müslüman olup giderlerdi.
 
Resulullah evine girdiğinde hane halkına selam verir, hâl hatır sorar, evde bir şey varsa yer yoksa dile getirmez, ailesine rahatsızlık vermemeye özen gösterirdi. Vaktin bir kısmında eşi ve çocukları ile sohbet eder onlara hakkı anlatırdı. Son derece mütevazi olan ev bir okul, sosyal bir kurum, sevginin üretildiği bir merkez gibiydi.
 
Resulullah ait olduğu yer neresi olursa olsun kişiye hak ettiği değeri verir ve insanları incitmemeye özen gösterirdi. Sevgi evi tarihin en etkin mektebiydi ve ehl-i beytin karakteri burada şekillenmiş ve hayatın kalbi burada atmıştı. Sevgi evi dünyanın en büyük kahramanlarının yetiştiği nadide bir mekândı, bu bir gerçek…

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.