Sosyal Medya

İbrahim Tenekeci: Lekenin rengi olmaz

Bir insanın gerçek yüzünü görmek önce üzüntü verir. Sonra kazanca dönüşür. Bazı kimseler için ancak şunu söyleyebiliriz: Tanıştık, sevindik. Tanıdık, üzüldük.



Buradan şuraya: Bugün, batı dünyasının gerçek yüzü yeniden görülüyor. Avrupa sevinci, yerini şaşkınlığa bıraktı, bırakıyor. Hırsını ve husumetini kendi hakikati sananlar hariç. Onların işi zor. Durumları budur: “Aya öfkelenmişim ben / İşte böyle kapkaranlık bir gece olmuşum.” (A. Kadir, Günümüz Diliyle Mevlânâ, 1966, sayfa 75)
 
Milletine hürmet eden, memleketine kıymet veren bir kimse, yaşananlardan mutlaka rahatsız olur. Haysiyetine dokunur. Turizmi yahut yabancı sermayeyi her fırsatta hatırlatanlar, ülkemizin tarihi derinliğini kavrayamamış olanlardır. Batılılar bizi nasıl görmek istiyorsa, öyle görenlerdir: Tatil beldesi veya açık pazar. Aynı şiirden: “Bir bakarsın altınla aldatır beni o.”
 
Siyasetçilerle, bürokratlarla görüşmelerimiz oluyor. Avrupalı 'dostlar' hakkında ortak şikâyetleri: “Sözlerinde durmuyorlar.” Sözünde durmak veya durmamak. Bu konu mühim. Çünkü birçok ayrım buradan başlıyor. İçimize bir bakalım. Kimler ne durumda?
 
Söz bahsine küçük bir ilave: Ülkemizin Avrupa Birliği macerası yarından ibarettir. Yarın, neredeyse yarım asır olmuştur. Burada atalarımıza kulak verelim: Yarınki çoktan bugünkü az iyidir.
 
***
Önümüzde üç bahar var. Paralel ihanet şebekesinin ima ettiği, bölücü terör örgütünün tehdit unsuruna dönüştürdüğü ve halk oylaması. Milletin kararı, memleketin baharı.
 
Şebeke çöktü, çöküyor. Teröristler saklandıkları mağaralardan çıkamıyor. Millet ise meydanlarda.
 
Görüntü garip. Anlamlı. Manidar. Evet - Hayır çekişmesi partilerden ziyade devletler arasında geçiyor. Hayır şıkkını işaretleyen devletler, evet demenin neye karşılık geldiğiyle ilgili bir fikir veriyor. Durduğumuz yer onların karşısıdır.
 
***
Memleketi mesele edinenlerin çabalarına kayıtsız kalamayız. Dert taşıyanlara yardımcı oluruz. Fedakârlık, insaniyeti kuvvetlendirir. Huzur verir. Bir iyilikten sonra duyulan ferahlık gibi.
 
Zorlu tarihimiz, aynı zamanda talihimizdir. Basiret sahibi olanlar, kalbinde irfan taşıyanlar, geçmişe bakarak bugünleri okuyabilir. Batılıların haçlı ruhuyla takındıkları tavır, tanıdık gelecektir. Yabancı gelmeyecektir.
 
İnsanlar gider, milletler kalır. Bunun şartları vardır elbette. Direnmeyen, dirayetli olmayan, mukavemet göstermeyen ve mazisini unutan milletlerin hükmü nereye kadardır? Bunu güncelleyelim: Evet, bir direnişe dönüşmüştür artık. Ölçümüz basit: Ülkemizdeki sistem değişikliği batı dünyasını tedirgin ediyor mu? Ediyor. O halde hayırlıdır.
 
***
Beşeriz ve şaşarız. Yanlışta ısrarcı olmamak, bizi daha çok insan kılar.
 
Yıllar boyunca ve sıklıkla duyduğumuz sorular: Avrupa ne der? Amerika ne düşünür? Hep aynı tavsiye: 'Batılı dostlarımızı küstürmeyelim.' Müstemleke zihniyetidir bu. Lekenin rengi olmaz.
 
İşte görüyoruz. Topraklarımızı savunmamızı bile çok görüyorlar bize. Hayatımıza göz dikenleri tanıyalım.
 
16 Nisan, yeni bir devrin başlangıcı olacak inşallah. İnanıyoruz ki soru değişecek. Şöyle: Müslüman Türk Milleti ne diyor?
 
Kaynak: Yenişafak-Arşiv

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');
window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');