Diriliş Partisi çalışmaları için yapılan ziyaretler sırasında 1993 yılında Kastamonu’da çekilmiş bir kare.
Parti neden kurdu diye eleştiriler yapıldı. Bu eleştirileri nasıl yorumladı kendisi?
Sezai Karakoç’un düşüncelerini ifade etmede üçüncü yolu partiydi. Parti kurma gerekçesi de buydu. O dönem çok yanlış eleştiriler yapıldı. Üstad ne diyor kısmına odaklanmadılar. O dönemde Türkiye çok büyük bir fırsat da kaçırmış oldu. Belki sosyologlar siyaset bilimciler daha sonra bu partinin bildirilerini, ne dediğini daha ayrıntılı inceleyecekler. Karakoç’un partisi sansasyonel olaylardan değil devletten, milletten, toplumun karşısına çıkacak tehlikelerden bahsediyor. Mesela meclisin kilitlenmesi, anayasanın değiştirilmesiyle ilgili o dönemde bir bildiri yayınladı ve o dönem meclis başkanına da diğer partilere de gönderdik. Yine Bosna konusunda çok somut bir çözüm önerisi vardı: İslam Barış Gücü oluşturulmasını istedi. Bildiriler a4 boyu bir kağıda yazılırdı bizler bu bildirileri gerekli kurumlara, adreslere faksla gönderirdik. Daha sonra da bu metin Diriliş dergisinde yayınlanırdı.
BÜYÜK FOTOĞRAFI GÖSTERMEK İSTER
Meydanlara da çıktı. Bu dönemle ilgili neler söylersiniz? Az kişinin meydanlara geldiği söylendi. Bununla ilgili kendisinin görüşleri neydi?
Sezai Karakoç ütopik, hayalperest biri değildir. Reel bir insandır. Onun derdi meydanlarda kalabalık toplamak değildi, fikirlerini dile getirmekti. Fikirleri yazarak ifade etmenin dışında parti yoluyla da, meydanlarda da dile getirmek istiyordu.
Sezai Karakoç’un ezber bozan bir söylemi vardı. Bunu da konuşalım mı?
İnsanların partiden beklediği şey, zamlardan bahsetmesi, işsizlik sorunundan bahsetmesi, yoksulluktan bahsetmesi vs. Sezai Karakoç topluma oysa büyük fotoğrafı göstermek istiyordu. Siz yarı sömürgelikten kurtulmadıkça zammış şuymuş buymuş bunların çözümüyle gerçek refaha çıkamazsınız. Egemen güçlerden kurtulup İslam ülkeleri arasında birlik ve beraberlik sağlanırsa diğer sorunlarınızdan da kurtulursunuz.
Dergi fikirlerini yeni nesillere duyurmak için bir araç olmuştur
Sezai Karakoç öğrencilik yıllarından itibaren bir dergi ve gazeteci kimliği var. Öğrencilik yıllarında iki dergi çıkarıyor. Biri iki sayı çıkan Şiir Sanatı. Diğeri ise düşünce dergisi ve okurla buluşmadan kapanıyor. Ancak daha sonra uzun yıllar Diriliş Dergisini çıkarıyor. Düşünce eksenini de bu çıkardığı dergiler ve köşe yazıları etrafında okurla paylaşıyor. Dergici kimliği üzerinden konuşursak nasıl bir Sezai Karakoç anlatırsınız bize?
Sezai Karakoç amacını bilen biri. Onun amacı İslam aleminin bir birlik ve bütünlük içinde olması ve toplumun daha şuurlu ve bilinçli olması. Sezai Karakoç bu amaçlarını gerçekleştirmek, uyarıcı görevini ve toplumda bilinç uyandırma işini nasıl yapacağını çok iyi bilen biri. Kendisinin bir ifadesi vardır “İdealimi ifade etmek ihtiyacı içindeydim” der. İşte o idealini ifade etmek için bunun için önce dergi çıkarmış. İlk olarak Ankara’da iki sayı çıkıyor. Toplam yedi dönemde çıkıyor. Dergi onun için düşüncelerini fikirlerini yeni nesillere duyurmak ama en başta da aydınlara bu düşüncelerini ifade etmek için araç olarak kullanıyor. Bence şiir de Karakoç için bir araç. Yine şiiri bütün estetik özelliklerine rağmen İslam aleminin dirilişi için, bu toplumların dirilişi için kaleme alınıyor.
Dergilerde gençler yazıyor, çeviriler var hem doğudan hem batıdan bir de düşünce yazıları var. Bu dergicilik anlayışı için ne diyebiliriz?
Sezai Karakoç’un düşüncelerinin anahtar kelimesi Diriliş. Temel olan o dirilişi gerçekleştirmek. Karakoç’un dergisinin diğerlerinden farklı olarak yeni bir dili ve kavramları kendine özgü yorumlayışı söz konusu. Savunduğu düşünce yeni. Söylediği her şey o dönem için çok yeni. Bir gelecek vizyonu var. Karakoç fikirleriyle bir nesli etkiledi. O Diriliş Nesli’nin Sabah Yıldızı’dır.
Başyazısını matbaada yazardı
Diriliş denilince akla hep Üretmen Han geliyor. Oysa ilk sayı Ankara’da çıkıyor değil mi? En son da Haseki’ye taşındı büro. Diriliş’in başka hangi adresleri oldu?
Rüzgarlı Matbaa’da çıkarılıyor ilk olarak Ankara’da. Sonraki adres İstanbul. Ama burada da adresler değişiyor. Sultanahmet’te Divanyolu Caddesi, Atasarayhanı Nuruosmaniye’de. Çatalçeşme Sokak Üretmenhan’da. Üretmen Han’daki oda çok küçüktü. Cağaloğlu’nda Derin Han’a taşındık. Bir vakfındı orası. Sonra Haseki tarafına taşındı büro.
Kitapları farklı yayınevlerinden çıkıyor. Yayınevi 70’li yıllarda kuruluyor değil mi?
İlk olarak Ötüken, Fatih Yayınevi’nden çıkıyor.Fatih Yayınevi Numan Kurtulmuş beyin amcasınındı. Oradan çıktı bazı kitapları. Daha sonra Diriliş Yayınevini kuruyor ve burada kitapları çıkıyor.
Fatih Yayınları, Fatih Matbaası’nın değil mi. Diriliş’te bu matbaata çıkıyor diye biliyorum. Siz o döneme şahit oldunuz mu?
Alibaba Türbe Sokak’taki matbaaya zaman zaman dizilmesi için haber ve Diriliş’i götürürdük. Üretmen Han erken kapandığı için Sezai Karakoç başmakalesini burada matbaada yazardı. Her şey hazırlanırdı sadece baş yazı kalırdı orada yazardı. Benim de çok gitmişliğim vardı. Yayınevi gibiydi aynı zamanda.
Henüz yorum yapılmamış.