Sosyal Medya

Abdurrahman Dilipak: İdlib kaosunda ne olup bitiyor?

İdlib’in güvenliği 17 Eylül 2018’de Rusya’nın Soçi kentinde varılan İdlib Mutabakatı’nın en önemli maddelerinden birisiydi. Ama gelinen noktada Rusya bu taahhüdünü yerine getirme konusunda isteksiz gözüküyor. İran ise Türkiye ile Rejim arasında arabuluculuk teklif ederek, Türkiye’yi, bu durumu değerlendirerek Esed’le masaya oturtmaya çalışıyor.



Bakalım Erdoğan, Putin, Macron ve Merkel buluşmasında bir ilerleme sağlanacak mı?
 
 Gelen haberlere bakılırsa Putin bu toplantıya katılmayabilir. O zaman bu toplantının fazla bir anlamı da kalmıyor. ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, İdlib›de yaşanan krize ilişkin yaptığı açıklamada, ‘Rejimin yaptığı saldırılar NATO müttefikimiz Türkiye ile çatışma riskini artırmaktadır’ ifadelerini kullandı. Ayrıca Pompeo, Esed rejiminin Rusya ile birlikte İdlib›deki operasyonlarına atıfta bulunarak, “Türkiye ile neler yapabileceğimizi görmek için beraber çalışıyoruz” dedi. Böyle bir zamanda NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanı Orgeneral Tod Wolters, yaptığı, ‘Türkiye halen çok güvenilir bir müttefik’ açıklamasının böyle bir zamanda özel bir anlamı olsa gerek.
 
Bölgede çatışmalar devam ederken, Esed ve Rusya’nın desteğindeki grublar çok sayıda insan, araç ve mühimmat kaybederken, Türkiye tarafından bir İHA kaybedildiği haberi geldi. Yani bölgede gidişat çok gergin ve kaygı verici. Sanki bir oyunun içine doğru bir yandan itiliyor, öte yandan çekiliyoruz gibi bir endişe taşıyorum. 
 
 
 
İlk kez Türkiye ve Esed güçleri karşı karşıya. Rusya ile İdlib konusunda ipler kopma noktasında. Erdoğan ay sonuna kadar süre verse de “Bir gece ansızın gelebiliriz” dedi.
 
Türkiye, Suriye rejim güçlerinin Soçi mutabakatında yer alan sınırların gerisine çekilerek İdlib’e yönelik saldırılarını sona erdirerek ateşkesin bir an önce sağlanmasını istiyor. Eğer bölgedeki karakollarına yönelik bir tehdit oluşursa tehdit kaynağına karşı anında cevap vereceğini de duyurdu.
 
Halen Türkiye’nin bölgedeki karakollarından bazıları Suriye ve Rusya’nın kontrolü altındaki bölgelerde bulunuyor. Surman, Morik, Han Şeyhun bölgesindeki askeri karakollar aralık, ocak aylarında rejimin kontrolüne geçti.
 
Rejim İdlib’deki 7 Türk askeri ve bir personeli şehit etmesiyle tansiyon en yüksek seviyeye çıktı. Esad rejiminin Akdeniz sahilindeki Lazkiye’yi Halep’e bağlayan M-4 karayolunu kontrol etme hedefi vardı. Onun için bunlar M-4 ile Halep’i Şam’a bağlayan M-5 karayolunun kesiştiği bölgeye saldırıyorlar. Bu koridoru kontrol ederlerse, bu  ekonomik ve enerji açısından olduğu kadar stratejik açıdan da önemli bir konu. İdlib ve Haleb bu durumda muhalifler için güvenli bir yer olmaktan çıkacak. Bunun anlamı şu: Türkiye’deki 4 milyon göçmenin sayısının 8 milyona yükselmesi.
 
Zaten daha şimdiden sınırımızdaki birikme 800 bini buldu. Eğer bölgede kontrol, rejimin eline geçecek olursa Halep ve İdlib’ten gelecek göçmenlerle bu sayı 8 milyona çıkabilir.
 
Peki Suriye’nin nüfusu kaç: 18 milyon!  Bunun 8 milyonu Türkiye’de. Bunun anlamı şu: Nüfusun yaklaşık %45’i Türkiye’nin koruması altında bulunuyor. Diğer ülkelere sığınanlar da eğer imkan bulsalar Türkiye’ye gelirler. Ya da Türkiye’ye gelme imkanı bulamayan rejimin kontrolü altında yaşayan bir milyondan fazla insan olduğunu da unutmamak gerek. Yani Türkiye tek başına Suriye’de Demokratik temsil kabiliyeti açısından rejimle kıyaslanamayacak kadar güçlü.
 
İdlib’in güvenliği 17 Eylül 2018’de Rusya’nın Soçi kentinde varılan İdlib Mutabakatı’nın en önemli maddelerinden birisiydi. Ama gelinen noktada Rusya bu taahhüdünü yerine getirme konusunda isteksiz gözüküyor. İran ise Türkiye ile Rejim arasında arabuluculuk teklif ederek, Türkiye’yi, bu durumu değerlendirerek Esed’le masaya oturtmaya çalışıyor.
 
8 Şubat’ta Ankara’da İdlib başta olmak üzere Suriye gündemiyle toplanan Türk ve Rus heyetleri, Dışişleri Bakanlığında bir araya geldiği toplantı iki tur halinde 3 saat sürdü ve  görüşmelere önümüzdeki hafta da devam edilmesi kararlaştırıldı. 
 
Bu arada Esed saldırılarını sürdürüyor. Çatışmalar bölgedeki rejim muhalifleri ile rejim yanlıları arasında. Bir yandan Ankara bölgeye asker sevkıyatını sürdürmeye devam ediyor. Rejim bölgede sınırlı bir ilerleme sağlasa da, bu durum henüz sonuç alıcı bir seviyede değil. Görüşmelerin ardından somut bir karar alınmamış olması rejim yanlılarında bir rahatlamaya yol açarken, KKTC Cumhurbaşkanının Türkiye ile ilişkilerin geleceği konusunda batılı bir gazeteye verdiği mülakat, Ankara’da rahatsızlığa sebeb olurken, Yunanistan ve Suriye cephesinde memnuniyetle karşılandı.
 
Ankara rejim güçlerine, ay sonuna kadar işgal ettikleri topraklardan geri çekilmesi konusunda süre tanıdı ve angajman kurallarının kararlı bir şekilde ve anında uygulanarak cevap verileceğini ihtar etti.
 
Ruslarla görüşmelerin önümüzdeki hafta da devam edecek olması en azından diplomatik yolların kapanmadığını gösteriyor ve önümüzde sadece 3 hafta kalmış bulunuyor..
 
Ankara uzun konvoy halinde zırhlı araçlar, muharibler, mühimmat ve komandolar bölgeye sevk etti. Ankara kararlı.
 
Bugün en çok tartışılan konuların başında, bu sorunun Türkiye-Suriye arasında kalıp kalmayacağı. En çok merak edilen Rusya’nın bu durumda ne yapacağı. İran ne yapacak. ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya da bu krizde nerede duracak. Öte yandan; BM, Güvenlik Konseyi, NATO ve AB’nin nerede duracağı da merak konusu. Arap Birliğinden bu süreçte bir karar çıkması kolay gözükmüyor. Ancak “Yüzyılın projesi”ne destek veren ülkeler bu süreçte yine aynı şekilde Türkiye’nin karşısında yer alması mümkün.
 
Yunanistan da böyle bir zamanda Esed’in yanında yer alacaktır.
 
Ankara bir yandan yaşanan deprem felaketi ile ilgili olarak yaraları sarma çabasında. Bir yandan İstanbul depremine hazırlıklar var. KKTC’de Cumhurbaşkanının bir mülakatı krize sebeb olurken, bir yandan da Suriye’deki çatışmalar Ankara’yı rahatsız ediyor. Uçak kazası, çığ düşmesi, kar sebebiyle yaşanan kazalar ve Korona virüsü ile ilgili tartışmalar üst üste gelince sinirler gerildi.
 
Bir yandan da büyük siyasi partiler kongreye hazırlanırken, yeni siyasi oluşumlar da gündemde ve tabii en uzun süreli gündemlerden biri de İstanbul sözleşmesi ve cinsiyet tartışmaları.
 
Korona virüsü bir yandan Türkiye’de tedirginliğe sebeb olurken, Çin’in devre dışı kalması ile mobilya ve tekstil konusunda uluslararası markalar Türkiye’ye yönelmiş durumdalar. Ancak öte yandan; dünyadaki birçok Türk işadamı da korona virüsünün sebeb olduğu krizden olumsuz olarak etkilenmiş durumda.
 
Şimdi gözler 5 Mart’ta. Bütün yollar Ankara’ya çıkıyor. 5 Mart’ta Ankara, Moskova, Berlin, Paris arasında bir toplantı olacak. New York, Londra, Paris, Moskova hattında Suriye ve Libya ile ilgili önemli görüşmeler oluyor.
 
Türkiye’nin İdlib’den çekilmesi için Esed ve destekçilerine tanıdığı süre sona ererken TSK, Suriye’ye bugüne kadar görülmemiş büyüklükte sevkıyatlar yapıyor. Bölgeye toplam binden fazla araçla silah ve mühimmat gitti. 4 binden fazla komando ve özel harekatçı sınırı geçti.
 
Bugün 3 ayların ilk kandili olan Regaip kandili. Ramazan’a 60 gün kaldı. İslam dünyasında dini hassasiyetin en yüksek olduğu bir döneme giriyoruz. Regaip kandilimizi tebrik ediyorum.
 
Selâm ve dua ile.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');
window.dataLayer = window.dataLayer || []; function gtag(){dataLayer.push(arguments);} gtag('js', new Date()); gtag('config', 'UA-57160306-1');