Sosyal Medya

Özel / Analiz Haber

ABD'nin 11 Eylül’de başlayan terörle savaşı sadece daha fazla bitmemiş savaşa neden oldu

18 yıl süren savaşın ardından, bir nefes alıp, ABD’nin bölgedeki krizlerle mücadele politikasını değerlendirmeliyiz



11 Eylül 2001'de gerçekleşen terör saldırısı, takip eden nesiller boyunca ABD dış siyasetini ve uluslararası ilişkilerin gidişatını değiştirdiği için önemliydi.
 
11 Eylül öncesi görece az popülerliğe sahip bir başkan olan George W. Bush, saldırının ardından ulusa yaptığı konuşmada o zaman için "terörizmi gerçekleştirenlerle teröristleri barındıranlar arasında hiçbir ayrım yapmayacaklarını" söylemişti.
 
İlerleyen yıllarda önemli oranda artacak olayların sebebinin ulusötesi terörizm olduğu anlatısı o dönem lanse edildi.
 
7 Ekim 2001'de hem ABD hem de NATO güçleri, El Kaide ve Taliban'ı ortadan kaldırmak amacıyla Afganistan'a girdi ve bunlardan ikincisi başarılı bir şekilde iktidardan uzaklaştırıldı.
 
Ancak bu hamle, diğer isyancı gruplar ve devlet dışı aktörlerin ortaya çıkacağı atmosferi belirleyerek terörizmi tamamen ortadan kaldırmak yerine durumu iyice kötüleştirdi.
 
ABD Taliban'ın 'yenilgisini' kutlarken isyancıların Afganistan'da güçlü bir zemin kazandığının ve iç savaşın bariz bir ihtimal olduğunun farkında değildi.
 
ABD'nin terörle savaşı, sonuçlarının yanlış hesaplamanın bir sonucu olarak, Afgan topraklarının El Kaide'nin yeni militanları için elverişli bir zemin haline gelmesine neden oldu.
 
11 Eylül ölçeğinde başka bir büyük saldırı gerçekleştirilmese de, o zamandan beri Londra metro saldırısı, Madrid saldırısı ve Paris saldırısı da dahil olmak üzere düzinelerce bombalama ve uluslararası terör eylemi gerçekleştirildi.
 
Teröre karşı savaşın bir sonucu olarak daha fazla savaş yapıldı; ABD ve müttefiklerinin terörle mücadele stratejisi muazzam bir şekilde geri teperek daha da içinden çıkılmaz sonuçlara yol açtı.
 
Afganistan'daki savaşın yayılma etkisi, Kabil'in komşuları, özellikle de Pakistan için epeyce maliyetli oldu.
 
Bir kaos ve isyan ortamında, isyancılar Pakistan'ın aşiret bölgelerine girdi ve devamında teröristleri saklandıkları yerlerden çıkarmak için askeri bir operasyonun başlatılması gerekti. Bu, Pakistan Hükümeti tarafından ABD'yle işbirliği içinde gerçekleştirildi.
 
Terör saldırıları nedeniyle sadece Pakistan'da en az 60 bin kişi hayatını yitirirken, ekonomiyi ise 120 milyar dolar zarara uğrattı.
 
Afganistan'dan sonra, kötü tasarlanmış ABD politikasının darbelerine katlanma sırası Irak'a gelmişti. Irak 2003’te bir güç girdabıyla uğraşıyordu ve ABD birliklerinin varlığı ülkeyi yeni bir terör markasının verimli tarlası haline getirdi.
 
Irak'taki savaş sadece yüz binlerce can kaybına neden olmakla kalmadı, aynı zamanda -Afganistan'da yaşananlara benzer biçimde- Irak'ı bir devlet olmaktan uzaklaştırdı. Bu durum, Suriye'de budaklanan ve oradan yayılan IŞİD'in ortaya çıkmasına neden oldu.
 
18 yıl süren savaşın ardından, biraz zaman ayırmalı ve ABD’nin bölgedeki krizlerle mücadele politikasını değerlendirmeliyiz.
 
Bu politikalar bölgede savaşlar yaratmış ve askeri çözüm yaklaşımını benimsemişse de, daha da önemli olan şey, bu savaşların başlangıçta belirlenen hedeflerin hiçbirine ulaşamaması ve herhangi bir sonuca bağlanmadan devam etmesidir.
 
Taliban'a savaş ilan eden ABD şimdi onlarla pazarlık ediyor ve Afganistan'dan çekilmeyi planlıyor.
 
ABD Irak'ı İran’a bıraktı, Suriye’de ise artık tek oyuncu değil. İran'ın nüfuzu göz ardı edilemez ve Rusya'nın Suriye'deki güçlü varlığı ABD'yi bitmemiş bir savaşın çıkış eşiğine itti.
 
11 Eylül'den sonra teröre karşı savaş, daha fazla savaşla sonuçlandı, terörizmin yayıldığına ve büyüdüğüne şahit oldu ve dünyayı daha güvenli hale getirmekte başarısız oldu.
 
Müellif: Naile Mahsud (Bölgesel politika ve güvenlik konularına odaklanan Pakistanlı bir siyasetçi ve uluslararası ilişkiler araştırmacısı)
Kaynak: The İndependent Türkçe
 

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.