Sosyal Medya

Güncel

Suriye’den gelecek ulusal tehdite dikkat-Abdullah Şanlıdağ

İngiltere Başbakanı David Cameron, G8 Zirvesinde alınan kararı, “geçici bir yönetimi sağlayacak Cenevre sürecini desteklemek; Irak’tan dersler çıkararak devletin temel kurumlarının geçiş sürecinde korunmasını sağlamak; Suriye’yi İslamcı teröristlerden ve aşırılık yanlılarından arındırmak için çalışmak; kimyasal silah kullanımını önlemek; Sünni, Şii ya da Alevi değil tüm Suriyelilerin onayını alan bir Suriye hükümetini desteklemek” ifadesiyle açıklamıştı. Gel de inan bu zırvalara..



Filistin ve Suriye  sorunu çözülmeden, Ortadoğu’da sular durulmaz. Görebildiğimiz kadarıyla gelinen süreci özetlemeye çalışacağım.
 
Dış İşleri Bakanı Çavuşoğlu, haklı olarak diyor ki: “Bizim Irak’ta ve Suriye’de gizli ajandamız yok”. Evet doğrudur, bizim o coğrafyanın topraklarında da gözümüz yok. Bölgeyi terör örgütlerinden ve oluşturulmak istenen Kürt Kuşağından arındırabilirsek, ne ala.
 
Çavuşoğlu’nun dikkat çektiği bir diğer husus da şu:
 
“Suriye’de ülkeyi yönetemeyen zalim rejim insanları hunharca öldürmeye devam ediyor. Bazı ülkeler bu rejimin alternatifi yok diye meşrulaştırmaya çalışıyor. 1 milyon insanı öldürmüş rejimden hesap soran yok. Otomatik kasaba dönüşmüşsünüz, insan kıyma makinesine dönüşmüşsünüz. Kimse de hesap sormuyor. Bu rejim kimyasal silah kullandı, dünya bir kere daha ayağa kalktı. ABD’nin müdahalesini yerinde buluyoruz ama bu da yetmez. Sadece bir hava üssüne müdahale eğer devam gelmezse kozmik bir müdahale olarak kalır. Oraya müdahale ettik durduk, olmaz.”
 
ABD liderliğindeki koalisyon, Suriye’de rejimi değiştirme değil, rejimin kimyasal silah kullanımına askeri cevap vermenin görüntüsünde geri sayıma başlamıştır.
 
ABD Dışişleri Bakanı J. Kerry, G8 Zirvesi‘ndeki mutabakat çerçevesinde yapılacağını gösteriyor. Tabii olası durumda Türkiye de koalisyon gücünün bir ortağı olması münasebetiyle, muharip sıfatıyla değil de koalisyon güçlerine eskortluk yapma pozisyonunda görev alacağı belirtiliyor.
 
İngiltere Başbakanı David Cameron, G8 Zirvesi’nde alınan  kararı, “geçici bir yönetimi sağlayacak Cenevre sürecini desteklemek; Irak’tan dersler çıkararak devletin temel kurumlarının geçiş sürecinde korunmasını sağlamak; Suriye’yi İslamcı teröristlerden ve aşırılık yanlılarından arındırmak için çalışmak; kimyasal silah kullanımını önlemek; Sünni, Şii ya da Alevi değil tüm Suriyelilerin onayını alan bir Suriye hükümetini desteklemek” ifadesiyle açıklamıştı. Gel de inan bu zırvalara..
 
 
Aslında taraflar samimi olsalar, iradelerini insanlık ve hürriyetten yana koysalar, bu kararın açılımı; ABD’nin küresel, Rusya ve Çin’in bölgesel lider olarak çıkarları ortaklığından Üçüncü Dünya Savaşına yol açmadan, Suriye’de iç savaşın yayılma ihtimalinin önüne geçilmesi, güvenlik ve gelişmenin sağlanmasına yönelik adımlar olarak anlaşılabilir. ABD ve Rusya, ispatlanması durumunda Suriye’de kimyasal silah kullanımına sert bir tepki vermek konusunda da anlaşmıştır! O yüzden Batı’da uluslararası camiayı, Kuzey Kafkasya ve Orta Asya’da  Rusya’yı tehdit eder duruma yükselen İslamcı radikalizmin tasfiye edilmesi öngörülüyor. İslamcı radikalizmden maksat DAEŞ, IŞİD, EL KAİDE, HİZBULLAH, FETÖ/PDY gibi ulusal destekli örgütler ise, amenna eyvallah. Hamas ve İhvan gibi yapılar kastediliyorsa, bu yapıların zaten bölgelerinde alternatif olacak güçleri kalmadı. Mısır’daki Müslüman Kardeşler’in tasfiyesini nasıl anlamamız gerekiyor? İsrail Devleti’nin Yahudi devleti olarak tanınması, yerleşim inşasının dondurulması ve esirlerin serbest bırakılması gibi konular da sıcak gündem arasında.
 
Üzerinde düşünmemiz gereken asıl sorun şu: “Türkiye’nin güneyinde Kürtlerin oluşturduğu tampon bölgenin paralelinde İran’ın batısından, Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’de Büyük Kürdistan’dan Doğu Akdeniz’e akıtılması işi var ki, evlere şenlik.
 
Meşru olmayan Suriye’nin Dışişleri Bakanı Valid Muallem, muhalefeti destekleyen ülkelerin kimyasal saldırı bahanesiyle ülkesine saldırmak üzere olduklarını söylüyor. Asla teslim olmayacaklarını, ellerindeki tüm silahlarla kendilerini savunacak durumda olduklarını ifade eden Muallem, üstü örtülü değil direkt tehdit ediyor. 
 
Biliyorum; hiç kimse Türkiye’yi yeni bir Sevr’e tabi tutamaz. Lakin koalisyonun başını çeken ABD münafığına güvenecek kadar da saf değilim. Hele şu 16 Nisan halk oylamasını bir atlatalım.

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.