Sosyal Medya

Genel

Hayalet hayatlar

Bir an önce normalleşme sürecine girilmeli, demekte kimileri.



Mine Alpay Gün - Milli Gazete

Bir an önce normalleşme sürecine girilmeli, demekte kimileri.

Gündemden düşmeyen “darbe sendromu” insanların asabını bozmakta.

İnsanlar normal hayatına çekilmeli, evlerine dönmeli, gerginlikler, uykusuzluklar, kamplaşmalar, öfkeler dindirilmeli.

Kimileri de, her an yeni kalkışmalar olabileceği, yeni komplo teorilerine karşı uyku bile uyumamalı, her an tetikte beklenmeli, evlere girilmemeli, meydanlar boş bırakılmamalı fikrinde.

Kimisi de bütün bu yaşanan savaş provalarına, iç savaşa ramak kalmalara, kardeş kavgasını kıl payı atlatmalara, kaosa zerre miktar takılmadım pozlarında.

Zaten darbe hiç olmadı ki havalarında.

Elinde makas öfke ile gerilen kuaförün an meselesi makası saça değil deriye batırması:

-Ne darbesi, her şey kurmaca, sinsi bir oyun, birilerinin başkanlığı kurgulandı siz hâlâ anlamıyorsunuz.

O kadar inandırmış ki kadıncağız kendisini darbe olmadığına, 240 ölüm gerçekleşmiş, yüzlerce yaralı yerlere serilmiş hâlâ oyun demekte.

İnsan yalancıktan ölür mü, anne babalar, evlatlar, eşler yine oyun için bunca acı çekip kaybettikleri sevgilileri için bunca kahrolur, bin parçaya bölünür mü

Bizim memleketin hali o kadar değişik ki.

Başımıza gelmeyen kalmamış, meclis bombalanmış, köprülerde onlarca insan şehit edilmiş, tanklar insanları ezmiş, hala hafife almakta kimileri yaşananları.

Kısıklı’da halk demokrasi nöbetinde gözünü kırpmamakta, insan o ortamda bulunup da hissedilen tehlike karşısında uykuya dalmaya çekinirken kurmaca diyenlere baktığınızda adamların rahatlığı, karşısındakine, “hayalet mi gördün sen”  havaları, onca acı kayıplara karşın ölümleri hafife almaları, ayrı dünyaların insanları olarak ayrımların iyice büyüdüğünü görüp bu hiç te iyi olmayan duruma şaşmaktayız.

Bir güruh için tepemize indirilen yumruk fazla sert değildir, suratımıza çarpılan tokat gözlerimizi patlatmamıştır, çok daha fazla ölü, binlerce insan kaybı yaşanmamış, kan sel olup akmamıştır, bütün bunların yasının tutulmasına da gerek yoktur.

Toplumsal travmanın ağlayanı kalmamış.

Nereye gidiyoruz.

Acılarımızın paylaşılmadığı, şehitlerin toplum için kendilerini feda etmelerinin görmezden gelindiği, gazilerin o bir başlarına tankların üzerine fırlayıp kollarını bacaklarını kaybetmelerinin hafife alındığı böylesine garazkâr umursamazlık bir başka millete nasip olmamıştır.

Bir gün dense idi, ölen için kurmacadır, yasını tutmayın, her şey oyundur, deli herhalde derdik artık o günleri de gördük ya, bakalım hangi acılara daha kayıtsız kalınacak, sözün bittiği yer, ne ki şair, “TarantaBabu’yaMektuplar”da, sevinçli bir destan okur gibi de, kepazelikle de yaşamanın eskizlerini çizmiş:

“Yaşamak:

birer birer

ve hep beraber

ipekli bir kumaş dokur gibi...

Hep bir ağızdan

sevinçli bir destan

okur gibi

YAŞAMAK.

 . . . . . . . . . . .

YAŞAMAK.

Ne acayip iştir ki

bu ne mene gidiştir ki TARANTA - BABU

bugün bu

«bu inanılmayacak kadar güzel»

bu anlatılamayacak kadar sevinçli şey:

böyle zor

bu kadar

dar

böyle kanlı

budenlü kepaze...”

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.