''Kılıçdaroğlu ile oyalanmak zillettir'' - Erem Şentürk
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Bakan Sema Ramazanoğluna doğrudan sokakların izbe yerlerindeki serserilerin ağzıyla hitap etti. Tekrar etmeye, rezilliği yaymaya gerek yok, duymadıysanız da duymayın utanırsınız.
Bu rezillik Cumhuriyet gazetesi açısından “sert eleştiri” olarak haberleştirildi, başka gazeteler tarafından da “utanmazlık” olarak. Son tahlilde bu rezil lafı beğenen ya da beğenmeyen gazeteler rezilliği yaymış oldular. Biz bu konudaki tavrımızı gazetemizin beşinci sayfasında ortaya koyduk.
Bu konuda asıl meseleye eğilmeliyiz diye düşünüyorum. Siyaset de diğer bütün toplumsal hareketler gibi gündelik hayatın yansımasıdır aslında. Sanatçı, siyasetçi, gazeteci veya akademisyenler, amelinde aidiyetini yansıtırlar. Amel aidiyetten neşet eder, aidiyete hizmet eder. Bu hesaplı bir durum değildir, ister istemez kendiliğinden böyle olur. Mesela bir siyasetçi konuştuğunda; nasıl bir kültürle kültürlendiğini, güncel olarak nereden etkilendiğini ve nereye ait olup nereye çalıştığını belli eder.
Kılıçdaroğlu’nun, Bakan Sema Ramazanoğlu’na söylediği o zelil slogan aslında Fetullahçı bir Fetullahçı tekerlemesi. Kılıçdaroğlu’na o tekerlemeyi ezberletenler doğrudan Pensilvanyalı akıl hastaları. Peki nasıl oldu bu durum? Kılıçdaroğlu’nu bir eve çekip “küfürbaz bir altın nesle” mi dönüştürdüler?
Tabii ki hayır!
Şu ihtimale bakalım önce:
1. İhtimal: Asker darbe yaparsa
2. İhtimal: PKK bütün ülkeyi kan gölüne çevirise
3. İhtimal: Pensilvanya’ya bağlı sızmacı ajanlar devleti ele geçirirse
Bu üç ihtimal dışında meşru yollarla, iktidar olma şansı olmayan hatta bir daha ki seçimlerde (baraj kalırsa eğer) baraja takılma ihtimali olan CHP’nin, Fetullahçılar ve PKK’dan başka umudu kalmadı. Bu durumda doğal olarak, kendiliğinden PKK ve Fetullahçılara yöneliyorlar. Başka çareleri yok. Mecburlar! Bu yüzden farkında olmadan Fetullaçıları ezber edip tekrar ediyorlar. Hem de aynı kelimelerle, aynı galiz seviyede aynı tonda aynı vurguyla. PKK ve Fetullahçı ekseninden dışarıya çıkamazlar, çünkü heybelerinde hiç turp yok çünkü aidiyetleri o.
Peki Bektaşilikten, Anadolu terbiyesinden dem vuran Kılıçdaroğlu nasıl oluyor da bu edepsizliği yapabiliyor? Ortada bir çelişki yok mu? Demek ki kürsüye, meydanlara çıkıp Hacı Bektaş-ı Veli’den vurduğu demler kültürel bir takiye olarak değerlendirilmelidir. Yani ortada bir edep haya yoktur ve her şey numaradan ibarettir. Mezhebe ya da ideolojiye dayalı, bir şekilde kemikleşmiş bir seçmen kitlesi vardır ve onlara yönelik bir takiyedir aslında olan biten.
Bu terbiyesizlik, CHP’nin seçmen kitlesi tarafından takdirle karşılanır mı? Asla! Bir avuç Fetullahçı ve bebek katili teröristler dışında Kılıçdaroğlu’nun sövmesinden zevk alacak bir seçmen kitlesi Türkiye’de yok. İftira etmekten, bilmediği konularda konuşmaktan, sövmekten başka numarası olmayan bu adamlar ne murad ediyorlar peki?
Kılıçdaroğlu, PKK, Fetullahçılar ve DAEŞ gibi kötülerin bir muradı olmadığını mecburen öyle olduklarını buyuran Hazreti Ali Kerremallahu veche; “Kalbi düşmanlıklarla meşgul olan kişi, faydalı işler yapamaz. Çünkü kalp, iki zıt meşguliyeti bir arada bulunduracak kadar geniş değildir” diyor.
Yani bir hedefleri, bir planları yok. Onlar kötülük yapmaya mecburlar, onlar esir alınmışlar, onlar bağlılar ve fesattan başka bir şeye çalış(a)mazlar. Oyalanmayalım. Evlatlarımıza şöyle anlatalım “bak evladım bunlar içleri kötülük dolu kalbi mühürlüler. Kalplerindeki mühürler kalkana kadar bize zarar vermeyi bir iş olarak yapacaklar. İdeolojileri, süslü lafları ve renkli tüyleri var bunların. Bunlara aldanmayın bunlarla oyalanmayın. Yarın yine yeni bir kötülük yapacaklar. Yaymayın onların fesatlarını! Onlar saldırdıkça iyilik yapalım biz. Selam verelim, sadaka verelim, düşene el uzatalım. Cinsiyetçi bir küfürbaz meclis kürsüsünden bir kadına sövüyorsa ve onu kadınlar aşağılıyorsa yapacak çok işimiz var demektir.
Erem Şentürk

Henüz yorum yapılmamış.