Sosyal Medya

Yazarlar

Tempo Verici Atlet

Atletizm yarışlarını izlerken çoğu insanın gözü ilk sıradaki sporcudadır. Oysa 800 metre ve üstü yarışlarda ilk sıralarda görünen atletlerden biri, aslında yarışı kazanmak için değil, diğer sporcuları doğru ritme ulaştırmak için koşar. Bu sporcuya "tempo verici atlet" denir.

Bu görünmez kahramanın görevi, yarışın ilk bölümünde grubun önünde koşarak rüzgâr direncini azaltmak, en iyi dereceyi tutturtmak için sporcuların enerjilerini verimli kullanmalarını sağlamaktır. Genellikle belirli bir mesafeye kadar koşar ve ardından sessizce parkuru terk eder. O, kürsüye çıkmaz, alkışları toplamaz, kırılan rekorda onun ismine yer verilmez ama yarışın sonucuna katkı sağlayan gizli bir el gibi hep oradadır.

Tempo verici atlet bu tavrıyla, “Her zaman yarışı kazanan olmak zorunda değilsiniz. Bazen bir diğerine doğru yönü göstermek, ona cesaret vermek ya da onun yolunu kolaylaştırmak da en az kazanmak kadar değerlidir. Zira gerçek başarı, yalnızca kendi hedefine ulaşmak değil, gerektiğinde diğerinin hedefine ulaşmasına katkı sağlayabilmektir” der. Böylece yaşatılmak istenen modern ve seküler simülasyonun haz ve hıza dayanan algısını boşa çıkarmış olur.

Günümüzde çoğu kişi hep önde olmayı, alkışlanmayı ve görünür kalmayı istemektedir. Oysa gerçek değer, her zaman görünür olmakla ölçülemez. Kimi insanlar ışığın altında durur, kimi insanlar ise o ışığın yanmasını sağlar. Tempo verici atlet, yarış bitmeden çekilir ama bıraktığı ritim, başkalarının madalyaya ve yeni bir rekora ulaşmasını sağlar.

Hayat denen bu uzun soluklu maratonda, çoğu başarının arkasında tempo veren insanlar vardır.  Kişiyi kendi sınırlarının ötesine taşıyan bir öğretmen, bocalama anlarında önünde yer alarak doğru ritmi bulmasını sağlayan sabırlı bir anne veya örnekliğiyle potansiyeli ortaya çıkaran bir dostun verdiği güven... Onlar da tıpkı tempo verici atletler gibi, alkışları toplamayı beklemeden kenara çekilip kazananın sevinciyle sevinmekle yetinirler…

Bunlar manşet olmayan görünmez katkılardır. Bazı insanlar sadece kendi başarılarını değil, diğerlerinin başarılarını da inşa ederler. Tempo verici atlet gibi, onlar da bazen kendi adını duyurmadan diğerinin gayretine ritim verir. İşin sırrı, “görünmez olmak, değersiz olmak demek değildir” ilkesinde gizlidir. Diğerinin yolunu açmak, kendi varlığını en anlamlı şekilde kanıtlamaktır. Zira hayatı değerli kılan, ihtiyacı olanların yolculuğunu mümkün kılmaktır.  

Zamanı geldiğinde bu fedakâr insanların örnekliğiyle roller değişir, bu kez biz bir başkasının hayatında rüzgârı göğüsleyen, ona kendi sınırlarını aşması için yol açan o tempo vericilere dönüşürüz. Gerçek büyüklük, bir başkasının kıracağı rekorda görünmez ama hayati bir pay sahibi olmayı kabul edebilecek kadar alçakgönüllü ve güçlü olabilmektir. Hayatın en değerli madalyası sadece kendi kazandıklarımızda değil, bir başkasına en yüksek potansiyele ulaşması için verdiğimiz o karşılıksız desteklerde saklıdır.

Kendi hızımızı diğerinin nefesine uydurmak, kendi adımlarımızı başkasının umuduna bağlamak… Bu, insan olmanın en derin ritmidir. Belki de gerçek zafer, kürsüde değil, diğerinin koşusuna güç katabilmiş olmaktır. Sonuçta insanlar yalnızca kazananları değil, hayatlarına anlam katanları da hatırlarlar. Tıpkı tempo verici atletlerin farkına varanlar gibi…                                                                         

Şevket HÜNER / 16 Rebiülevvel 1448

3 Yorum

  1. Yasin Aydoğan

    Eylül 02, 2026 Çarşamba 06:32

    Tempo verdin mirim koşuyoruz

  2. Suat Hoşgör

    Ağustos 31, 2026 Pazartesi 10:31

    Şevket abim sen de benim hayatıma anlam katanların en ön sıralarındasın. Rabbim hayırda bir araya gelenlerden eylesin bizleri.

  3. Mustafa Öner

    Ağustos 30, 2026 Pazar 15:03

    Verili dünyada sahnelerin bir de kürsü tarafı elbette vardır. Meseleye nereden, hangi perspektiften bakıldığına takıldım. Tempo verici atlet analojisiyle, yazıyı okuyan, içeriğini düşünen bir insan olarak bana ne dediğine bir baktım. Kendimi ne tempo verici atlet ne de kürsüye çıkma yarışında olan atletlerden biri rolünde hissedemedim. Elbette herkesin yüzünü döndüğü bir yönü vardır; bir yönüm yok diyenin dahi! İnsanın yüzünü döndüğünün istikameti, ardına düştüğündeki cehdi ile ulaşacağı liyakat ya da mertebe yönün anlamıyla mütenasip olacaktır. Zira düşman rakipler olarak düşülen diyardan; eve dönme liyakati kazanmanın öncülü tempo atletten öte üstlenilen misyona ilişkin olandır vesselam.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM