Sosyal Medya

Makale

Siyonizmle Mücadelede Strateji Geliştirmek

Gazze’de yaÅŸananlar karşısında (bir avuç insanı istisna tutarsak) biz Müslümanlar beklenen/gereken duruÅŸu ortaya koyamadık. İslami Camialar/STK’lar bırakın gereken tavrı ortaya koymayı; sivil dahi olamadılar.

Bunun için birçok gerekçe konuşulabilir; şahsen bunu 3 ana nedene bağlıyorum:

  • Birey EksikliÄŸi:

Bireyden kastım; aklı ve vicdanı ile hareket eden, sorgulayan ve yeri geldiğinde yanlışa itiraz eden insandır.

Coğrafyamızın kaderi olsa gerek; binlerce yıldır güdülmenin getirdiği refleksle tek başına bir duruş ortaya koyabilen insan sayısı çok az.

Hareket için mutlaka birilerinin varlığına ve yukarıdan gelecek talimata ihtiyaç duyuyoruz.

Evet, İslam cemaat dinidir ve hep cem olmayı telkin eder.

Cem/Cemaat olmak için imama, hiyerarşik bir yapıya ve itaate ihtiyaç vardır. Ama bu durum aklını ve vicdanını iptal ettirmeyi gerektirmez. Aleni yanlışın olduğu yerde itiraz etmeyi de bilmek lazım. Akıl, vicdan, ahlak bunu gerektirir.

Gerek ailede, gerekse camialarda; teneşirde, imamın önünde yatan bir meyyit gibi itaatkâr insanlar makbul görülür.

Bu kesinlikle yanlıştır. En makbul insan; cemaat düzenini koruyan, imamın direktiflerine harfiyen uyan ama akıl ve kalb çizgisinin dışına çıkıldığında buna itiraz edebilendir.

Fert yetiştiren her camianın/ebeveynin; akleden, sorgulayan, yeri geldiğinde edebiyle itiraz etmesini bilen, vicdanlı ve ahlaklı bireyler yetiştirmeleri boyunlarının borcudur.

  • İslami Camialar Ne Kadar İslami?

a)Åžahsen “Åžurası” olmayan camiaların İslamiliÄŸinin eksik/güdük kaldığına inanıyorum.

Nepal ve Hindistan’da birçok İslami Camianın “Åžurası” olduÄŸunu gördüm. Åžura, liderin üstünde olup o camianın liderini kendisi atar ve gerektiÄŸinde kendisi görevden alır.

Maalesef bizde böylesi bir uygulamayı görmek kolay değil. Camiaların çoğunda istişare ekibi olsa da liderin baskınlığı, tek başına camiaya hükmetmesi sık karşılaştığımız bir durumdur.

b) Camialarımızın büyük kısmı, ümmetin bir parçası olduğunu unutuyor; kendini ümmet sanıyor. Ümmet olmadığını bilenler ise kendini merkeze koyuyor, ümmetin etrafında çevrelenmesini bekliyor.

Oysaki her camia bir tuğladır. Bu tuğlalar yan yana gelip omuz omuza verdiğinde duvar/ümmet olurlar.

c) Tabii ki hepsi olmamakla beraber camiaların önemli kısmı “Gazze’ye sahiplenmek” yerine Gazze’yi zimmetine geçirmeye çalıştı. Ne diÄŸer camiaların eylem ve etkinliklerine teveccüh etti ne de destek verdi.

d) Camiaların yine önemli bir kısmı Ak Parti iktidarı ile birlikte Sivil Toplum KuruluÅŸu olmaktan çıktılar; Sivil Devlet KuruluÅŸu oldular.  Gazze savaşında “Muhafazakâr İktidarı” incitmemek için yapabileceklerini yapmadılar. Beklenen adımları atması için İktidarı zorlamadılar.

          3-   Stratejik Eksiklik:

Az önce deÄŸindiÄŸim 2 baÅŸlık belki bir ÅŸekilde aşılabilecek sorunlardı ama “Strateji EksikliÄŸi” öyle kolay aşılabilecek bir sorun deÄŸil.

Gazze’de yaÅŸanan katliamlar karşısında tüm yaptığımız; meydanlara inip slogan atmak ve boykot çaÄŸrısı yapmak oldu.

Plansız, programsız, tamamen tepkisel ve duygusal hareket ettik.

Haliyle İsrail’i zora sokacak, geri adım attıracak bir ÅŸey yapamadık.

Allahtan torpil bekliyoruz. Müslümanız ya! “Allah’ım İsrail’i yerle bir et. Siyonistleri kahr-u periÅŸan eyle…”

Peki, İsrail kahroldu mu..?

Bu dünyada Allah, sadece bizim Allah’ımız deÄŸil… Herkesin Allah’ı?

İmtihan dünyasındayız; inananı da inanmayanı da imtihanda. Allah bu imtihanda sana torpil geçerse karşıdakine haksızlık yapılmış olmaz mı?

Zaten Allah azze ve celle Hud suresi 15. Ayetite mealen ne buyuruyor?

“Kim dünya hayatını ve onun çekiciliÄŸini isterse, onlara yapıp ettiklerini (bu dünyada) tastamam öderiz ve onlar bunda hiç bir eksikliÄŸe (haksızlığa) uÄŸratılmazlar.”

Özetle; bu dünyada Allah, inana değil çalışana veriyor.

Şimdi gelelim can alıcı soruya:

Biz ne yaptık/yapıyoruz? Zalimler ne yaptı/yapıyor...?

Siyonistler İsrail’i kurmak için kaç miting yaptı? Kaç slogan attı? Kaç bayrak yaktı?

İsrail Devleti 14 Mayıs 1948’de kuruldu. Nasıl kuruldu?

Filistin’de toplanan Yahudiler:

Madem burada bir aradayız, o zaman bir İsrail devleti kuralım” mı dediler...?

Hayır… İsrail’i kurmaya 51 yıl önce AÄŸustos 1897’de karar verdiler. Bir strateji belirlediler ve sabırla, ilmek ilmek örerek bugüne geldiler.

AÄŸustos 1897’de ne oldu?

29-31 Ağustos 1897 tarihlerinde İsviçre'nin Basel kentinde, Theodor Herzl öncülüğünde 1. Siyonizm Kongresi toplandı.

Bu kongrede, Siyonizm'in temel amaçlarını ve stratejilerini belirleyen ve "Basel Programı" olarak bilinen tarihi kararlar alındı. Neydi bunlar?

  • Bir misyon/hedef kondu ortaya: "Filistin'de, Yahudi halkı için kamu hukukuyla (uluslararası güvencelerle) güvence altına alınmış bir vatan yaratmak."
  • Hedefe ulaÅŸmak için 4 temel yöntem belirlendi:
  • Tarım ve Sanayi Kolonilerinin Kurulması:Filistin topraklarında Yahudi çiftçi, esnaf ve işçilerin planlı bir ÅŸekilde yerleÅŸtirilmesi (kolonizasyon) ve bu amaçla kolektif mülkiyet ve toprak satın alma faaliyetlerinin baÅŸlatılması.
  • Dünya Yahudilerinin Örgütlenmesi:Tüm dünyadaki Yahudileri bulundukları ülkelerin yasalarına uygun yerel ve uluslararası kuruluÅŸlar (cemiyetler) vasıtasıyla bir araya getirmek ve merkezi bir yapıya baÄŸlamak.
  • Ulusal Bilincin Güçlendirilmesi:Yahudi ulusal kimlik ve baÄŸlarının (özellikle İbranice eÄŸitimi ve kültürel faaliyetlerle) dünyadaki tüm Yahudi toplulukları arasında canlandırılması ve güçlendirilmesi.
  • Diplomatik GiriÅŸimler:Siyonizm'in amacına ulaÅŸması için dönemin egemen hükümetlerinin (büyük devletlerin) onayını ve siyasi desteÄŸini alacak diplomatik hamlelerin yapılması.
  • Fikirsel bir hareketten organize bir siyasi mekanizmaya geçildi: Dünya Siyonist Örgütü (WZO) kuruldu ve Theodor Herzl örgütün ilk baÅŸkanı seçildi.
  • Filistin'de toprak satın alımları ve göç hareketlerini finanse etmek amacıyla mali fonların kurulması için zemin hazırlandı.
  • Hareketin resmi sembolleri (mavi-beyaz renkli, Davud'un Yıldızı'nı içeren bayrak) ve yayın organı (Die Welt gazetesi) netleÅŸtirildi.

Theodor Herzl’in Tarihi Notu:Herzl, kongrenin bitiminde günlüğüne ÅŸu ünlü sözleri yazmıştır: "Ben Basel'de Yahudi Devleti'ni kurdum. Bunu bugün yüksek sesle söylesem herkes bana güler. Ama beÅŸ yıl, belki de elli yıl içinde herkes bunu böyle kabul edecektir."

Bunları niye anlatıyorum?

Adamlar sloganlarla, mitinglerle bu güne gelmediler. Strateji oluÅŸturdular, planlar, programlar yaptılar, çalıştılar, çabaladılar (Ve Allah da Hud 15’te verdiÄŸi sözü yerine getirdi) böylece bu güne geldiler.

Peki biz…?

Ah ÅŸu sloganlar… Bu sloganlar bitirdi bizi.

Genelleme yapmış olmayalım (çünkü şuan yaptığımız kısmi bir strateji oluşturma çabasıdır); ama kahir ekseriyetimizin stratejisi yok. Bir plan ve programı yok. Kalabalıklara karışıyor, slogan attıranların peşi sıra belirsiz bir yere gidiyoruz.

Strateji nedir?

Strateji, bir hedefe ulaşmak için izlenecek genel yol, yöntem ve tercihlerin bütünüdür.

Stratejinin Temel Özellikleri:

  • Uzun vadeli düşünür.
  • Öncelikleri belirler.
  • Kaynakların nasıl kullanılacağını gösterir.
  • Hedefe ulaÅŸmak için hangi yolların seçileceÄŸini ortaya koyar.
  • Her ÅŸeyi yapmayı deÄŸil, bazı ÅŸeyleri özellikle yapmayı ve bazı ÅŸeyleri yapmamayı gerektirir.

Bir örnek vereyim: Boykot

Şimdiye kadar yapabildiğimiz elle tutulur en önemli şey boykot. Nasıl yapıyoruz?

Bir stratejimiz olmadığı için önümüze geleni listeye ekliyoruz. Elimizde çarşaf çarşaf boykot listesi; Mehter marşıyla çarşıya veya markete gidiyoruz. Dönüşte boynumuz bükük, suratımız asık geri geliyoruz.

Çünkü ihtiyacımızın yarısını ya alabiliyoruz ya alamıyoruz. Aldıklarımızın da kalitesinden memnun değiliz.

Hanım, alınan deterjandan ÅŸikâyetçi. Çocuklar o janjanlı ürünler olmadığı için mutsuz…

Stratejimiz olmadığı için insanları yoruyoruz. Olayların sıcaklığı geçince derdi en gevÅŸek olandan çözülmeye baÅŸlıyoruz. Bir süre sonra ona bakan çözülüyor ve sonuç moral bozukluÄŸu…

Oysaki bir strateji yapabilsek; kabarık listeler yerine daha stratejik ve daha fazla zarar verecek ürünleri seçebilsek hem insanları daha az yorar hem de daha uygulanabilir bir boykot sağlarız.

Örneğin, marketteki dondurma, çikolatayı boykot edinceye kadar, Visa ve Mastercardları kullanmayı bir bırakabilsek; inanın diğer boykotlardan kat be kat daha fazla canlarını acır.

Eylemlerimizde de stratejimiz olmadı pek.

İsrail, kullandığı petrolün yaklaşık %50’sini Azerbaycan’dan gelip Ceyhan’dan akan petrolden karşılıyor. SavaÅŸ nedeniyle diÄŸer yerlerden yeterli petrol gelmemesi nedeniyle bu rakam %70 bulduÄŸunu sanıyorum.

Åžimdi buradan akan petrolün durduÄŸunu düşünün; İsrail’in hali nice olur?

İsrail ve Amerikan konsolosluklarının önünde eylem yapmaktan ziyade; o kalabalıklar Ak Partinin il/ilçe temsilciklerinin ve Ankara’da Külliyenin önünde toplanıp hükümete, Ceyhan’dan akan petrolü kestirebilseydi, inanın İsrail 1 haftada Gazze’den çekilirdi.

Özetle; biz Müslümanlar strateji geliÅŸtirmeyi öğrenmeden, plan ve program yapıp sabırla o yolda yürümeyi göze almadan Siyonizm’i yenemeyiz.

Unutmayın; Onlar birkaç günde buraya gelmediler. Biz de birkaç günlük mücadeleyle onları yenemeyiz.

Veysel TEPELİ

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.