Sosyal Medya

Yazarlar

Mezarcının Küreğiyle Yazdığı Tarih

Bir cenazenin defnine katıldığınızda kazılmış bir mezar ile karşılaşırsınız. Bu belediyenin bir hizmeti olarak sunulduğundan kimin kazdığıyla ilgilenmezsiniz. Naaşın kabre indirilmesinde, kıbleye döndürülerek arkasının toprakla desteklenmesinde, kuşaklarının çözülüp üzerine tahtaların yerleştirilmesinde de aynı adam vardır. Mezarı en son terk eden o adamın yüzüne bakılmadan cebine bir şeyler sıkıştırılır. Kimsenin çocuklarına layık görmediği bu iş, o gün çok önemli bir mesaiye dönüşmüştür. Aslında bir gün hepimize son dokunacak adam da o’dur…

Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinde yaşayan 65 yaşındaki Yusuf Ebu Hatab 2005’den bu yana mezarcılık yapıyor. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında artan can kayıpları nedeniyle hayatının en yoğun ve yorucu fiziksel / zihinsel dönemini geçiren Ebu Hatab, 7 Ekim 2023'ten bu yana 18.000 Filistinliyi toprağa vermiş. Bu saldırılarda katledilen oğlunu ve kardeşini de kendi elleriyle defnetmiş.

Birinci İntifadada yaralanan Ebu Hatab, güncel çatışmalar sırasında da yara almış. Temmuz 2024'te Han Yunus'taki mezarlıklar kuşatıldığında, kimsenin girmeye cesaret edemediği bölgelere girerek yer altı mezarları açmış ve kısa sürede binden fazla cenazeyi defnetmiş. Nasır Hastanesi'nin kuşatma altında olduğu dönemde, hastane avlusunu bir nevi toplu mezara dönüştürerek 550 kişiyi buraya defnetmek zorunda kalmış. Ebu Hatab, yer darlığı sebebiyle bazen yer altı mezarlarındaki tek bir odaya 15 kişiyi defnetmiş. Malzeme eksikliği nedeniyle definde büyük zorluklar yaşamasına rağmen bir günde 100’denfazla cenaze defnetmiş. Bazen bir ayda 1270 cenazeyi tek başına gömdüğü olmuş.

Tek başına çalıştığı dönemlerde cenazeleri yıkayıp kefenlemiş, aynı zamanda adli bir görevli gibi telefonuna çektiği fotoğraf ve videolarla cenazelerin kimliklerini ve durumlarını belgelemiş.Tanınamayacak durumdaki naaşların giysilerini, varsa takılarını veya belirgin fiziksel özelliklerini fotoğraflayarak bir arşiv oluşturmuş.

Gazze'deki resmi mezarlıklar çoktan kapasitesini doldurduğu için eski aile kabirlerini açmış, hastane bahçelerinde, pazar yerlerinde ve okul avlularında geçici defin alanları oluşturmuş. Defin sonrası "Mezar Taşı" yerineyıkılan binaların enkazından toplanan beton blokları, tahta parçalarını kullanmış. Bulduğu kartonlar üzerine isim veya numara yazmış.Kumaş kıtlığı nedeniyle bazen cenazeleri kefen yerine plastik örtülerle, battaniyelerle ya da kıyafetleriyle gömmek zorunda kalmış.Toplu definlerde,yakıt sıkıntısı ve saldırılar nedeniyle kepçe kullanılamadığı için günde 15-16 saat boyunca sadece kürek ve elleriyle kazı yapmış.

Ebu Hatab sadece bir mezar kazıcısı değil; o, "isimsizler" olarak kayıtlara geçecek binlerce insanın kimlik bilgilerini saklayan yaşayan bir hafıza. Nasır Hastanesi avlusunda oluşturduğu toplu mezarların haritasını kendi zihninde ve telefonunda tutarak, ailelerin ileride yakınlarını bulabilmesi için bir köprü görevi görüyor ve diyor ki; Bir haftada yine 50-60 kişiyi defnediyorum. Ateşkesten önce bir günde 100 kişiyi defnediyordum. Benim işim sadece mezar kazmak değil, bu insanların dünyadaki son izlerini kaybetmemelerini sağlamak."

Mezarcılığını adeta Gazze’deki kitlesel katliamın sessiz bir kaydı sayan Ebu Hatab’ın küreğiyle kazdığı 18 bin mezar, onu bir halkın yok edilmek istenmesinin şahidi kılmış. Küreğiyle tarihe düştüğü notlar, muhakkak gelecekte bir gün okunacaktır…

Şevket Hüner / 28 Recep 1447

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM