Sosyal Medya

Yazarlar

Saraydaki Muhalif

Kur’an, adaletsizlik, ayrımcılık ve haksız uygulamalar afakı sardığında, “sünnetullah”ın buna nasıl mâni olacağına dair örneklerle doludur. Rab olduğunu ilan etmiş Firavun, kendisine secde etmek yerine onu İslam’a davet eden Musa’yı(as) öldüreceğini ilan edince hiç beklemediği birinden bir itiraz yükselir.

“Firavun ailesinden olup, imanını gizleyen bir mümin adam şöyle demişti: “Siz bir adamı ‘Rabbim Allah’tır!’ diyor diye öldürecek misiniz? (Oysa)o, size Rabbinizden apaçık deliller getirmiştir. O (Musa) yalancı ise yalanı kendi aleyhinedir. Doğru söylüyorsa sizi tehdit ettiği (azab)ın bir kısmı olsun gelip size isabet eder. Şüphesiz ki Allah haddi aşan, yalancı kimseyi doğru yola ulaştırmaz.”(Mü’min /28-29)

Herkesin taptığına muhalefet eden bu adam, Firavunun soyundan ve yakın çevresinden olup o güne kadar imanını gizlemiş bir mümindir.Kur’an’da bu müminin sözleri, bir iman cesareti ve hikmetli tebliğ örneği olarak sunulur. Firavun’un sarayında, büyük bir risk alarak hakikati savunan bu adam, Mü’min suresi 28. ayet ve devamındaki 17 ayet boyunca halka hitabındaFiravun’un zulmüne karşı çıkar ve Musa’yı(as) savunur. Geçmiş kavimlerin helakinden örnekler vererek Firavun’u uyarır. Ahiret inancını hatırlatır. Allah’a ve onun elçilerine karşı çıkanların başına gelecek olan kötü akıbetlerinden bahseder. Hakikatin sesi olmak, sadece ötekilerin değil, mensup olduğun grubun da yanlışlarına sessiz kalmamakla mümkündür.

Zulmün karşısında hikmetli direnişi temsil ederek geleceğini, konforunu, dokunulmaz statüsünü tehlikeye atan bu adamın itirazı, sadece tarihsel bir cesaret örneği değil aynı zamanda günümüz için derin bir ahlaki duruşun simgesi ve vicdan sahipleri için bulunmaz bir örnektir.Günümüzde de konfor alanından çıkıp adalet için şahitlik yaparken işini, itibarını riske atanların varlığı tarihte bir iz bırakanların açtığı yolun halen devam ettiğinin en açık delilidir.

Musa’yı savunurken doğrudan değil, hikmetle ve örneklerle konuşan bu adam, günümüzde fikirlerini açıkça söyleyemeyen ama hikmetle, sanatla, metaforla konuşanlar için de bir modeldir. Bugün de zulme karşı çıkan her ses, her yazı, her sanat eseri belki sistemi değiştiremez, zulmü durduramaz ama vicdanın tarihine kazınır.

Ayetin ana mesajı, bir insanın sırf "Rabbim Allah'tır" dediği için öldürülmesinin veya cezalandırılmasının büyük bir zulüm ve haksızlık olduğu gerçeğidir. Bu, günümüzde de inanç özgürlüğünün ve temel insan haklarının dokunulmazlığına yapılan güçlü bir vurgudur. Bu da haksızlık nerede ve kimden gelirse gelsin, adaletli bir şekilde karşı çıkmanın ve zulme sessiz kalmamanın önemini gösterir.

Bu mümin kişi, gücün ve otoritenin en üst düzeyde olduğu bir ortamda, imanını gizleyerek stratejik bir şekilde davranmıştır. Tehlikeli ve baskıcı ortamlarda hakkı savunmak için uygun zamanı ve üslubu seçmenin, hikmetle hareket etmenin ve davetin en doğru yollarını kullanmanın açıkça tehdit etmek yerine mantıklı ve uyarıcı bir dille konuşmanın önemini ortaya koyar.

Mümin adamın haklı itirazı, bir yalancının yalanının zararı kendine olacağı, ancak doğru söyleyen birinin uyarısının dikkate alınmaması durumunda büyük felaketlerin geleceği üzerine kuruludur. Bu yaklaşım, insanları körü körüne itaat etmek yerine, söylenenleri tarihi tecrübe, akıl, vicdan ve deliller ışığında değerlendirmeye davet eder. Böylece yalan ve hakikat arasındaki ayrımı yapma sorumluluğunu muhataplarının omuzlarına yüklemiş olur.

Bu ayette müminlerin adaletsizlik, ayrımcılık gibi haksız uygulamalar görünce susmamasının önemine dikkat çeker. İman iddiasında olanlar, insanların inançları, düşünceleri, kimlikleri nedeniyle aşağılandıkları ve baskıya uğradıklarını gördüklerinde, imkânları ölçüsünde hakkı savunma sorumluluğuna sahip çıkmalarını imanlarının gereği sayarlar.

Bir müddet imanını gizleyerek Firavunu avutmuş ise de nihayet Hz. Musa’nın katli kararı karşısında meydana çıkmak lüzumunu hissederek evvela nasihate başlamış, sonra da açıktan bir mücahede meydanına atılmış bu müminin varlığı, Allah dilerse, küfrün ve zulmün kalbinde bile nice yiğit müminler var edeceğinin delilidir. Tabii ki Allah’ın ne zaman dileyeceği de değişmez ve bozulmaz sünnetullah ile belirlenmiştir. Kullar zulme karşı durarak elinden geleni yaptığı zaman hiç beklemedikleri yerlerden onlara yardım ve destek ulaştıracak olan Allah’tır.

Ebû Saîd el-Hudrî (rah)dedi ki Resulullah’ı (sav); “Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki bu imanın en zayıf derecesidir.” diye buyururken işittim. (Müslim, İman 78; Tırmizî, Fiten 11; Nesai, İman 17)

Şevket Hüner / 9 Cemaziyülahır 1447

2 Yorum

  1. uğur gençoğlu

    Aralık 03, 2025 Çarşamba 14:03

    bu yazıdan benim anladığım birinin başına gelen kastediliyor doğru mu?

  2. Ahmet Eser

    Aralık 01, 2025 Pazartesi 14:24

    Yazı için teşekkür ederim kıymetli ağabeyim.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.

Tasarım ve Kodlama BEYRİBEY BİLİŞİM