Yazarlar
Aklın Fakülteleri
Arapça’ da tefa'ül babı tekellüf içindir. Yani bu kalıptan gelen kelimeler kişiye bir şeyi elde etmek için zor kullanma, harekete geçme, elinden geleni yapma, cehd etme, gayrete gelme, elde etmek için çabalama-çalışma manaları hulasa irade kullanımlı sorumluluk-mükellefiyet yükler.
Buna dair birçok kelime zikredebiliriz; teşekkür, tenezzül, teneffüs, tebellür, tenevvür, teyakkuz, terennüm, tesellüm gibi. Bu saydığımız kelimelerin tamamı tefa'ül babından isimler-kavramlardır.
Mütalaa edeceğimiz kavramlar da tümüyle aynı babdan-kalıptan geliyor.
Tezekkür, Tedebbür, Teakkul, Tefakkuh, Tefekkür, Tevekkül…hepsi tefa'ül babından.
Arapçada sülasi mücerred fiiller var, kökü üç harfli fiiller… Ziyade harflerle farklı kalıplara dökülerek-dönüştürülerek ayrı ve çok zengin anlamlar kazanabiliyorlar.
Tezekkür ze-ke-ra fiilinden türüyor. Aklın fakültelerinden biridir. Zikr bir şeyi hatırlamak, yad etmek, anmak, hatıra getirmek manasına gelir. Geçmişe dair maziye ait bir şeyden bahsediyoruz burada.
Tedebbür, dübür bir şeyin sonu arkası demek. Burada da bir müzari/gelecek/sonra anlamı var. Tedbir almak da bu manada bir şeye dair önlem almak hassasiyet göstererek sonunu düşünmek ve ona göre davranmak eylem ortaya koymaktır.
Teakkul, akıl kelimesinden mülhem bağ kurmaktır. Mazi ve müzari arasında bağ kurmak, düşünmek, irtibatı sağlamak, aklın diğer fakülteleri ile ilişkisini kurarak makul olanı aramaktır.
Tefakkuh, aklın önce ve sonra arasında irtibat kurarak, aklı dinamik kılarak yaşanan zamana/ana dair düşünce üretmesidir, istinbat/istidlal etmesidir,
Tefekkür, fikrin mekan bulması yer tutmasıdır. Fikirde derinlik kazanmak, derin düşünmektir. Aslında fikretmek ile tefekkür etmek farklı şeylerdir. Zira fikretmek insanı hakikatten koparabilir ancak tefekkür etmek mutlaka hakikate bağlar.
Kur’an’da fikretmenin zararlı sonuçlara ulaştırabileceğine dair misaller var, bakalım:
Çünkü sığ ve yanlış düşündü(fekkera), ölçtü biçti (gaddera). Kahrolası, ne biçim ölçtü biçti! Sonra kahrolası ne biçim ölçtü biçti! Sonra baktı. Sonra kaşlarını çattı, suratını astı. En sonunda sırtını dönüp gitti ve kibrine yenildi. "Bu" dedi, "Olsa olsa eskilerden nakledilmiş bir sihirdir. Bu, insan sözünden başka bir şey değildir."
Fekkera fikretti ancak gaddera takdiri batıldan yana batıla hükmetti. Eğer tefekkür(tefekkera) edebilseydi hakkı onaylamaktan başka çıkar yolu olmayacaktı ve kazanacaktı, peşinden yürüyen izini takip edenleri de hidayet yoluna sevk etme nimetine vasıl olacaktı.
Müfessirler bu ayetlerin Mekkeli müşrik Velîd b. Mugîre hakkında indiğini rivayet etmişlerdir. Çünkü Velîd, Kureyş'in ileri gelenlerinden olup çok sayıda oğulları vardı ve oldukça zengindi; buna rağmen Allah'ın kendisine lütfettiği nimetlere şükredecek yerde hem Allah'a hem de Peygamber'e karşı nankörlük etmiş, İslâm'ı boğmak isteyenlere öncülük edenlerden olmuştu.
Âyet, Velîd b. Mugîre hakkında inmiş olsa da amacı genel olup şu mesajı vermektedir: Nimete karşı şükretmek, nimet sahibine minnettar olmak en yalın ahlâkî ödevlerden biri, akıl ve adalet gereğidir. Sıradan birinin alelade yardım ve iyiliğine bile minnettar olup teşekkür ederken, varlığımızı, hayatımızı, sahip olduğumuz, yararlandığımız her türlü maddî ve manevî nimet ve imkânları lütfeden Allah'a minnettar olmamak, şükretmemek, ibadet ve İtaat etmemek büyük bir nankörlüktür; özellikle Allah'ın varlığını ve birliğini tanımamaktan da öte giderek inkâr, şirk ve zulüm hareketlerine öncülük etmek bütün nankörlüklerin ve haksızlıkların en ağırı, en vahimidir.
Rivayete göre müşrikler Hz. Peygamber (a.s.m.)'e ve tebliğ ettiği Kur'an'a karşı nasıl bir tavır takınmaları gerektiğini Velîd b. Muğîre'ye sormuşlar, o da düşünüp taşındıktan sonra Hz. Peygamber'in bir sihirbaz, Kur'an'ın da önceki sihirbazlardan intikal eden bir sihir, bir beşer sözü olduğunu insanlar arasında yaymalarını tavsiye etmiştir. İşte ayetlerde Velîd b. Mugîre örneğinde olduğu gibi Kur'an'a karşı benzer şekilde inkârcı tutum sergileyenler böyle kınanmıştır.
Burada tefekkür etmeyen fikrini şirkten yana kullanan su-i misal bir tip/tipoloji var.
Ders; kavramlar kana benzer. İnsan kan kaybedince davalar kavram kaybedince, kavramlar anlam kaybedince ölürler!

Henüz yorum yapılmamış.