Sosyal Medya

Makale

Çivi çiviyi söker

“Çivi çiviyi söker.” zorlu bir şey, ancak onun kadar zorlu olan başka bir şeyle etkisiz kılınabilir şeklinde açıklanır. Buna göre güçlü şeylere basit tedbirler almak beyhudedir. Güçlü bir şeyin etkisine, enaz kendisi kadar güçlü bir başka şeyin etkisiyle karşı konabilir. Şiddete şiddetle karşılık vermek, zora zor ile çare aramak gerektiğini vurgulamak için söylenir. Bu söz çetin işlerin üzerine sağlam bir irade ve olağan gücümüzle yüklenmemizin önemini hatırlatması gerekirken bizde, “Kibirliye kibir, zalime zulüm gerekir.” şeklinde daha çok olumsuz anlamında kullanılmakta ısrar edilir.

Allah çetin sorunlarla içe kapanmayı ve isyanı destekleyen şeytanlaşmaya karşı, en zorlu şartlarda dahi kendimizden daha zor durumda olanları fark edip onlara yardımcı olmamızı ister. Bu bir ümitsiz kalmama ve bırakmama hâlidir.  Böylece imtihan sonrası zorluğa karşı koyma gücümüz artar ve sımsıcak dostlara sahip oluruz.

“Yine onlar, yiyeceğe muhtaç oldukları hâlde kendilerinden önce yoksul, yetim ve esirleri doyururlar. ‘Biz sizi Allah rızası için doyuruyoruz dolayısıyla sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür beklemiyoruz. Biz o çok sıkıntılı ve dehşetli kıyamet gününde vereceğimiz hesabın endişesini taşıyoruz’ derler.” (İnsan/8-10) İşte bu bir “Çivi çiviyi söker.” ayetidir. Sizin ancak kendinize yetecek rızkınız varken bunu daha zor durumda olanlara vererek yoksulları ve yetimleri kendinize tercih edersiniz. Dar gelirli olmanızı bir isyana dönüştürmek yerine nefsinize hâkim olup yoksullara, yetimlere ümit aşılarsınız. Bunu yaparken de karşınızdan bir teşekkür bile beklemenin onu yıpratacağını düşünür yaptığınız iyiliği unutuverirsiniz. Yani yaptığınız şeyi karşılıksız yaparsınız. Böylece ‘Hesap Günü’nün hatırlatılması karşılıksız vermeye alışmış kimseleri diğerkâmlığa yöneltir...

“Musa ‘Rabbim! Yüreğime ferahlık ver; İşimi kolaylaştır, dilimdeki tutukluğu gider ki meramımı anlayabilsinler. Ailemden birini, kardeşim Harun’u bana yardımcı kıl.’ dedi…” Tâhâ / 25–31. ayetleri de Musa (as) üzerinden “Çivi çiviyi söker” i olumsuzlukları ümide dönüştürmenin güzel bir örneği olarak anlatır. Musa (as) Firavun’un gücü karşısında, tek başına, çok iyi konuşamayan, bir firaridir. Ama o, bu bahanelerin arkasına saklanmak yerine eksikliklerini bilen Allah’tan yol göstermesini ve kendisi desteklemesini isteyerek yola düşer. Sonunda Allah’ın yardımıyla köleleştirilmiş bir milletinin kurtarılmasıyla sonuçlanır.

Hz. Yusuf’un bir iftira sonucu atıldığı zindandaki diğer mahkûmlara doğru yolu gösterme gayreti de bu tabirin hayatlaşmış bir örneğidir. O kardeşlerinin ihanetine iffetine atılan iftiranın eklenmesinden yılmamış yakınmak yerine çevresini doğru yola davet etmiştir.

Bir arkadaşım, çok büyük bir zarar ardından “Yoklukta da infak edin.” emrinin gereği olarak yaptığı yardımın kalbini yatıştırdığından ve işlerine bereket getirdiğinden söz etmişti.

Hepimizin yaşadığı zorlukları ümitsizliğe dönüştüren asıl unsur, bu sorunlara sahip olmayan mutlu(!) insanların hayatıyla kendimizi kıyaslamaktır. Hâlbuki tevhid gereği resmin tamamına baktığımızda bizden daha çileli hayatlar vardır. Bundan sonra sahip olduklarımızla birilerinin yardımına koşarsak kendi sorunlarımızla da baş etmeyi öğrenebiliriz.

Ramazanda fitrede bir “Çivi çiviyi söker” operasyonudur. Toplumda herkes senede bir gün kendisinden daha zor şartlarda yaşayan birinin veya bir ailenin bir günlük geçimine omuz verir. Bu gerçek mutluluğun resmidir. Zenginlere ve siyasi güç sahiplerine özenerek yaşamanın mutluluk getireceğini söyleyen şeytanlar sayenizde zincirlenir…

O zaman mübarek 11 aylarda şeytanları “Ters köşeye” yatırmaya ne dersiniz?

İşlerimiz yolunda gitmiyorsa borcunu ödeyemediğinden dolayı kıvranan birine kefil olalım…

Çok bunalıyorsak acil servisteki hastaların sedyesinin bir ucundan tutup gülümseyelim…

Yalnızlıktan şikâyet ediyorsak bir ihtiyarın kapısını çalıp hediyelerle onun gönlünü alalım…

Çocuklarımızdan yakınıyorsak bir yetimin başını okşayarak ona burs verelim…

Çıkan yemeği beğenmiyorsak sevdiğimiz lokantada bir fakiri doyurmaktan iştah duyalım...

Telefon edenimiz azaldıysa her gün en az beş tanıdığımızı arayıp “İyi ki varsın.” diyelim…

Bir suçun pişmanlığıyla kıvranıyorsak bize karşı yapılan bir hatayı affettiğimizi ilan edelim…

İşlerimiz kesatlaşmaya başladığında işgörenleri işten çıkarma yerine ikramiye verelim…

Üniversite imtihanına çalışmaktan bunaldıysak bütünlemeye kalmış birine ders çalıştıralım…

Sıcaklardan kan ter içinde kaldığımızda fakir bir aileyi tatile göndererek serinleyelim…

Yoksa şeytanileşmenin “Çivi çiviyi söker” e yönelik olumsuz önerileri mevcut.

Size karşı toplananlardan daha kalabalık toplanarak yüksek sesle meydan okuyun…

Atılan iftiralara, karşı iftiralar kurgulayarak bütün haber kanallarını işgal edin…

Twiter de 140 harften öyle sloganlar üretin ki siz gülerken karşı taraf kahrolsun…

Kendi tarafınızdakileri daima haklı, karşınızdakileri de hep haksız olduğunu iddia edin…

Ötekileştirdiklerinize eziyet edilmesinden büyük bir memnuniyet duyup alkışlayın…

Müslümanlık merhametli ve adaletli olmaktır diyenleri korkaklık ve romantiklikle suçlayın…

Asla eşit ve kardeş olmadığınızı hissettiren “En Büyük” lere davet etmeye gayret edin…

İnfak etmeyi düşündüğünüz paralara dövize yatırıp daha da çoğalmasını bekleyin…

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.