Sosyal Medya

Makale

Korkuları Köpürten Merkezlerle Mücadele

Yılın belli zamanlarında medya ve sanal âlem söz birliği etmişçesine bir korkuyu köpürtme yolunda beraberce hareket eder. Bir çaresizliği alıp günlerce işleyerek kalplerde yerleşik bir travmaya dönüştürme konusunda tüm imkânlar seferber edilir. Bunun sonucunda kaybedenlerden olma korkusu, tarihinden ve dininden kopartılan ürkek kent insanını sürüleştirerek kolayca manipüle edilen kalabalıklar haline getirir. Üstelik köpürtülen bu korkular bir neticeye ulaşmaz. Kaybedenler rehabilite edilmez. Projenin günü dolunca köpürtülmüş bir fobi olarak insanları çaresizliğin girdabına terk edip buharlaştırılır.

Yaklaşık iki aydır, çocukları kaçırılıp günlerce arama sonucunda cansız bedenlerine ulaşınca feryat eden anne babalar gösterilerek bilindik bir korku köpürtülüyor. Birileri bunu idamın gelmesi konusunda bir haykırma vesilesi görürken, toplumda linç kültürü diriltiliyor. Karaya vuran Aylin bebeği profil fotoğrafı olarak belirleyen aymazlar, bu sefer de katledilen bu yavruların fotoğrafını üzerinden kınamalarını(!) sürdürüyorlar. Çocuğunu kaybeden annenin yanında durmak yerine diğer annelerin kalplerine korku salma projesine destek oluyorlar.

Son günlerde çocuğu kaybolanların jandarma ve polise başvurup kısa zamanda bulduklarındaki sevinçleri üzerinden de korku diri tutuluyor. Çocuğu bulunan annelerin kavuştuklarında bile yüzlerinden okunan dehşet ifadesi köpürtülerek travmatik boyuta taşınan olayın vahametini gösteriyor. Belediyeler çocuk parklarına koyacakları kameralar ile bunu denetime alacakları iddiası bile o parka çocuklarını götürecek annelerin teyakkuzda olma haline hizmet edecek, rahatlatacağına korkularını diri tutacak gibi görünüyor.

Bu korku sarmalının içinde çıkma konusunda alınacak tüm tedbirler seküler algı ile çözümden çok korkuları kalıcı kılmaktan öteye geçemeyecektir. Zira bu korku kampanyası, içinde çözüme ulaştırmayan önerileri de barındıran ve herkesin birbirine şüphe ile bakmasına yol açacak şekilde tasarlanmıştır. Çocuğunu sevimli görüp başını okşamak isteyen bir dede bu köpürtülmüş korku yüzünden bir sapık olarak görülebilir.

Ömer İbnü’l-Hattâb şöyle dedi: “(Bir keresinde) Resulullah’a(sav) (ayrı düştüğü) çocuğuna duyduğu özlemden dolayı rastladığı her çocuğu kucaklayan, göğsüne bastırıp emziren bir kadının da bulunduğu esirler getirildi. Resulullah (sav) o emziren kadını işaret ederek;

-“Bu kadının çocuğunu ateşe atacağına ihtimal verir misiniz?” diye sordu.                                       

- Asla, atmaz! dedik. Bunun üzerine Resulullah(sav);                                                            

- “İşte Allah kullarına, bu kadının yavrusuna olan şefkatinden daha merhametlidir” dedi.(Buhari, Edeb 18; Müslim, Tevbe 22, Ebu Davud, Cenâiz 1; İbni Mâce, Zühd 35)

Hadiste çocuğun kaybetmenin travmasını atlatamamış üstelik esir düşmüş bir anne üzerinden Allah’a dair ümitlerin tazelenmesi bir başka mevsime ait tatlı bir esintidir. Resulullah (sav) acılı annenin halinden bir korku üretilmesine imkân vermemiştir. Üstelik yaşanacak tüm acılarda mağdurları asla terk etmeyen Allah, onları en zorlu gün olan cehennemden de koruyandır. Her konuda onları tüm acılardan çıkararak koruyan bir Allah’a güvenmek insanların da birbirlerine güvenip acıları köpürtenlerle mücadele etme azmini besleyecektir.

Tüm eksiklerden Allah’ı tenzih etmek, acıların kaynağının Allah olmadığı konusunda ortak bir kanaate varmaktır. ‘Acıların kaynağı Allah değilse kimdir?’ sorusu tenzihin ikinci aşamasıdır. Acıların faillerinin üzerine, Allah’ın hükümleriyle hükmederek gidildiğinde oluşacak olan adalet, hem failleri vazgeçirecek, hem de mağdurların yüreğine su serperek kalıcı fobilere ve baş edilmez travmalara dönüşmesinin önüne geçecektir.

Kuran’a göre insanların içine korkular salarak onu sürüleştiren, önerdiği çözümlerle(!) korkuları kalıcı kılarak ümit var olmaktan uzaklaştıran, sonunda da onları acılarıyla yalnız bırakan şeytanlardır. Şeytan isim değil bir sıfattır. Kuran’ın ayrıntılandırarak tarifine göre köpürttüğü korkularla acizleştirdikleri üzerine tahakküm kuran şeytandır. Bazıları da bu şeytaniliğe bilerek veya bilmeyerek yataklık ederler. Sadece Allah’tan korkan müminler, köpürtülen tüm korkuların üzerine beraberce gidip toplumun ümitlerini arttıranlardır. Zira onlar bilirler ki Allah’ın Salih kulları üzerinde hiçbir şeytanilik otorite kuramaz. Müminler, köpürtülen korkularla sürüleştirilemeyenlerdir.

Sahi kardeşim yaptığın sanal paylaşımlarla, sık sık değiştirdiğin profil resminle şeytaniliğe destek verenlerden misin? Yoksa tüm köpürtülen korkuları yayan ve destekleyen şeytanları afişe edip topluma ümit aşılayanlardan mısın?

Henüz yorum yapılmamış.

* İşaretli tüm alanları doldurunuz.